Börk uçarsa saç görünür
Kılıç yarsa iç görünür
Ton eski olmaya görsün
Yırtığından kıç görünür
Kutsuzlukdan gökteki ay
Bilir misin kaç görünür
Tutsak Türk’ün kurtulması
Umutsuzluk us işi mi
Bozkurt dağda geç görünür
Ülkemizi sevmek bile
Kimisine suç görünür
Bozkurt soyundan olana
Öz illere göç görünür
Er olana düşlerinde
Kılıç kargı meç görünür
Türk’ün bölüğüne karşı
Çin alayı hiç görünür
Urus adı her geçende
Gözümüze öç görünür
Gezlemişiz ok ucunda
Urum denen piç görünür
Yağı bir Türk Eri görse
Korkusundan üç görünür
Türk Çerisi yağılara
Enenmemiş koç görünür
Budunumuzun geçmişi
Başımıza taç görünür
Gün gelir ki açun bize
Alınacak baç görünür
Türk dendikde ey Erk neden
Ciğerinden uç görünür
“Baykal’ın Küzeylerinden
Gelmişlerdi....
Dinlenmek İçin Durdukları Irmak Boyu,
Onlara Yabancı Değildi Sanki.
Sanki Bu Irmak,
Baykal’ın Küzeylerinde
Akan O Irmağın Eşiydi!..
Onlar, Anadolu’nun
Göbeğindeydiler!”
Er
çebeciden ok dilenecekdir
Kut
taşı sürülüp temürgenlere
Kılıçlar
kayışta bilenecekdir
Kılıç
oynayacak bir deyiş gibi
Ormanı
baltayla budayış gibi
Türk’ün
öçü yağlı bir kayış gibi
Yağı’nın
boynuna dolanacakdır
Artık
durmayacak kılıçlar kında
Kanın
kaynayıcak damarlarında
Bir
kırış olacak savaş yerinde
Irmaklar kan ile bulanacakdır
O çağda çığ gibi Türk’ün bütünü
Dizgin boşaltıcak bir zafer günü
Ve buyruk vericek bir Türk sengünü
Atlar Ankara’dan sulanacakdır
KIT’A
Bizimse toprak_için bin fedâ-yı cân_ederiz
İnâyetiyle
Hüdâ’nın tamâmı feth_olucak
Döner bu kerre de Kerkük’e su
revân_ederiz
* * *
El pençe dîvâna durmaya geldik
Derdimize dermân olsun dedik de
Kutlu kabrine yüz sürmeye geldik
Yaşadın ve öldün Türk Soyu için
Türklük’e hak mıydı ölümün niçin
Türkçü’ler burada herşeyden geçin
Bu gül sinden Türklük dermeye geldik
Kurultayda toyda şölende misin
Dede Korkut birle Orkun’da mısın
Biz de o Uçmak’a varmaya geldik
Bilge Tonyukuk’la taş mı yonarsın
Hangi Türk ilinde nerde konarsın
Geçerken bir selâm vermeye geldik
Rûhlar fışkıracak handeyse yerden
Söyle bir şey bize ses ver de birden
Işpara Alp’lardan Köl Tigin’lerden
Kürşat’lardan haber sormaya geldik
Gönüller bunlanır hayâle dalsa
Felek Tamu’ları bizlere salsa
Yeşeren kabrinde bir an da olsa
Tanrı Dağları’nı görmeye geldik
3 Mayıs 1976
* * *
“AĞALIK
VERMEKLE YİĞİTLİK VURMAKLA”
MESELİNİ MÎRÂS
BIRAKANLARIN A’ZÎZ RÛHLARINA İTHÂFEN
GAZEL
Servetle değildir. ağalık vermeğilendir
Elbette yiğitlik de çekip vurmağılandır
Gurbet yağız_atlarla varıp kan ter_içinde
Bir gün Tuna’dan Nemçe’ye yol sormağılandır
Devlet bize al bayrağı Altay Doruğu’nda
Âzâd_ebedî dalgalanır görmeğilendir
Kudret deli gönlünce Yakut’dan yola çıkmak
Yol teskeresiz Bosna’ya dek varmağılandır
İzzet yeniden Türk’e özenmek törelenmek
Arzû edilen yerde otağ kurmağılandır
Cevdet yüce Türk_ı’rkına mensûb_olabilmek
Ezvâkını keşf_eyleyerek. ermeğilendir
Hibretle Kemâl_olsa da mefkûreye varmak
Albız bacağın bir kerecik kırmağılandır
1988
* * *
TÜRK’ÜN BAYRAM YAKARIŞI
Bu iller cüz değil küldür yâ Rabbî
Devşir şunu güldür güldür yâ Rabbî
Biz senin kıymatlı balalarınız
Biriz yüzümüzü güldür yâ Rabbî
Ayrılıkla yakma şu kardaşları
Ya geldir ya bizi aldır yâ Rabbî
Zülkarneyn Yalvaç’ın Oğuz olduğu
Gerçeğini bize bildir yâ Rabbî
Çapar Tengizi’nden Tuna’ya A’lem
Buyruğunla Türk’e El’dir yâ Rabbî
Tomurcuk çatladı börü başlıyı
Tanrıdağlarına kaldır yâ Rabbî
Levh-i mahfûzunda Türk için varsa
Kara yazıları sildir yâ Rabbî
Sen "Ol" dersen nolmaz ey benim görklüm
Türk’ün birliğini oldur yâ Rabbî
Bu yıl da olmadı bâri gelecek
Bayramı Kaşgar’da kıldır yâ Rabbî
* * *
İllerin cüz değil küldür yâ Rabbî
Denk ediver güldür güldür yâ Rabbî
Şunun denk olduğun göster de bana
* * *
ÇANAKKALE
DESTANI...
Memlekete köpek gibi doldular
Çanakkale_içinde
bizi buldular
İngiliz Fransız Türk'ü dildiler
Anzak ile kanadını yoldular
Sandılar
ki boğaz açılacaktır
Çanakkale
hemen geçilecektir
Istanbul
belinden koçulacaktır
Aldanıp boğazda Türk'ü buldular
Elleri böğürde kala kaldılar
Denizde
Nusret'ten sopa yediler
Bir
de Kum Kale'ye çıksak dediler
Sedd-ül
bahir'i de bir denediler
Yüzbinleri sâhillere saldılar
Kıyıda ince bir şerit aldılar
Arı
Burnu altı yufkadır sandı
Karaya
çıkınca şaşkına döndü
Mehmetcik
burada düşmanı sındı
Türk'ün süngüsünden iyi yıldılar
Hazan yaprakları gibi soldular
Türk
Irkı'nın yine kaynadı kanı
Kansızlara
verir miydi vatanı
Giyimsizi
çelimsizi yatanı
Alındaki teri şöyle sildiler
Dört bir elden savaşmaya geldiler
Bozkurt
oldu Mehmet'lerin her biri
Bir
ağızdan getirdiler tekbîri
Süngü
takıp atıldılar ileri
Bir tayını bir bölüğe böldüler
Her hücûmu arslanlayu çeldiler
Arkadaşlar
nice gerilenelim
Aha
düşman haydin hörülenelim
Ya
ölelim ya da yaralanalım
Mehmet Çavuş dedi diye daldılar
Sopa ile çelik zırhı deldiler
Asker
tam altı ay tüfek çatmadı
Bir
taşa başını koyup yatmadı
Teker
teker şehîd olmak yetmedi
Kıble'ye yüz tutup namaz kıldılar
Türk gibi "Alay"la şehîd
oldular
Türk'ün işi budur savaşmak ölmek
Hem
ölmek hemi de ölürken gülmek
Niye
öldüğünü yetmez mi bilmek
Onlar da ölüme öyle güldüler
Türk
Irkı sağ olsun vatan sağ olsun
Yattığınız
toprak bir otağ olsun
Durağınız
sizin Tanrıdağ olsun
Şahâdeti onlar şeref bildiler
Uçmak'tı yerleri ve de kaldılar
*
* *
Kalır
Ata
kolan sıkıp eyer vuranda
Avratın
yanında korkaklar kalır
Er
olan ön safta kiriş kuranda
Arkada
ödlekler ürkekler kalır
Gül
dermeye giren savaş bâğına
Erişir
zaferin al çerâğına
Varabilmek
için Tanrı Dağı’na
Savaş
tarlasında erkekler kalır
Gönül
bu anlamaz hayâle dalar
Ayrılığın
oku yüreği deler
Musul
Altunköprü Tuzhurmatı’lar
Yâd ellerde neden
Kerkük’ler kalır
Temmuz 1975