Zâhidâ gel soyunak bir kere paltârımızı

Çıkarak zâhire bâtındaki efkârımızı

Pîş-gâh-ı nazar-ı halka dutak vârımızı

Görüb anlar dahi tahkîk ilesün kârımızı

     Her kimin agı kara ise utansun a balam
     Belki ıllarca yatanlar bir uyansun a balam

        

Helelen gel unudak fil-mesel öz lâfımızı

Add-ı a’mizce açak âyine-i sâfımızı

Alak âyîneye karşı bütün esnâfımızı

Gösterek anlara insâf içün insâfımızı

      Her kimin agı kara ise utansun a balam

     Belki ıllarca yatanlar bir uyansun a balam

        

Nola bir lahzalık olsun atak elkâbımızı

Çıkarak hürmeti câlib olak esvâbımızı

Toplayak bir yere â’dâmızı ahbâbımızı

Mazhar-ı nâse koyak sîret ü âdâbımızı

     Her kimin hâli fenâ ise usansun a balam

     Belki ıllarca yatanlar bir uyansun a balam

 

Gel yazak şart içün öz tercüme-i hâlimizi

Hem de doğrı olarak şerh idek ahvâimizi

Halk tatbîk ilesün hâlimize kâlimizi

Anlasunlar da bular gâye-i âmâlimizi

     Her kimin kalbi kara ise utansun a balam

      Belki ıllarca yatanlar bir uyansun a balam

 
                             Sâbir

 

                              * * *

                         KOŞUKLAR...