TUNA KASÎDESİ

Gâh gönlüm gibi cûşân_ u hurûşandır Tuna

Gâh göğsüm gibi nâlân_ u gırîvandır Tuna

Başı eflâke erer gerçi kemend-i  mevc_ile

Yüzi yerdedir yine hâk_ ile yek-sandır Tuna

Pâk-tıynet sâf-meşreb sâde-dil sâfî-derûn

Yâ ruh-i cânan yahut. âyîne-i candır Tuna

Yarlardan. atılır taşlara urur başını

A’şık-ı dîvâne vü mecnûn-i üryandır Tuna

Su bulanmayınca durulmaz. aceb midir. eğer

Taş u toprak. oynar_ ise dâhi oğlandır Tuna

Gâziler tâzîlerinin topuğuna çıkmaya

Gerçi kâfir gözüne deryâ-yı ummandır Tuna

Kişver-i kâfirden_i’mân_ehline akıp gelir

Kıbleye tutmuş yüzünü bir Müselman’dır Tuna

Haps-i kâfirden boşanmış gibi zencîrin sürür

Şâh-ı İslâm’a gelir bir. ehl-i i’mandır Tuna

Sîmden bir. ejdehâdır pîç pîç_olmuş yatar

Genc-i İslâm’a tılısm_olmuş nigehbandır Tuna

Bunca bin çeşm-i habâbiyle edip her sû nazar

A’şık-ı cûyâ-yı lûtf-i Şeh Selim Han’dır Tuna

Yüzi üstüne sürünerek. eder her hizmetin

Bir yumuş. oğlanı gibi bende-fermandır Tuna

Mâcerâ-yı a’şkta yaşdaşız_ ikimiz deyû

A’şık_ ile bahsedermiş şöyle nadandır Tuna

Hemdem_olmuştuk yedi yıl mâcerâ-yı a’şkta

Bir yana ben, bir yana hecr_ ile giryandır Tuna

Hâk-i pây-i şâha yaz sürmüş. eder her dem duâ

Hem-zebandır. A’şık-ı zâra senâ-handır Tuna

A’şık Çelebî

(Meşâir-üş Şuerâ, Önsöz, Tuna bahsi)

 

 KOŞUKLAR...