TONYUKUK'a gelen yazılar... ve
TONYUKUK'un karşılıkları...
MART-2003
(Yazılar geliş târîhlerine göre sıralanmışlardır.)
08.03.2003
Sayın Tonyukuk,
Sitenizi zamanım oldukça ziyaret ediyorum ve bu sayede de birçok kez Türklük ile
ilgili aradığım bilgileri bulabiliyorum.
Ben, Türklüğün kafatasıyla vs. olduğuna inanmıyorum. Ancak yine de atalarımızın
fiziksel özelliklerini merak ediyorum. Benim bildiğim Türkler beyaz,
brakisefal, elmacık kemikleri çıkık, çekik gözlü bir millettir. Fakat Büyük
Türkiye Tarihi Ansiklopedisi’nde (Yılmaz Öztuna) Türklerin gözlerinin çekik
olmadığı yazılmış. Bunu okuduktan sonra konuyla ilgili imkanım
oldukça bilgi topladım. Ancak herhangi bir sonuca ulaşamadım. Mümkün ise bana
atalarımızın görünüşleriyle (gözleri, yüzleri...) ilgili bilgi verebilir
misiniz?
Başta söylediğim gibi bence bu özelliklerin önemi yoktur. Belki de siz bu
konuyu gereksiz bulursunuz. Ancak zamanınız olursa ve bana yardımcı
olabilirseniz size çok müteşekkir olurum. Anladığınız gibi geçmişimize çok ilgi
duyuyorum.
Bana zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim.
TANRI TÜRK’Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN!
* * *
31.03.2003
Azîzim,
Hiçbir Türkçü bir kimsenin kafatasının ölçümüyle Türk olup
olmadığının anlaşılabileceğine inanmaz.
Böyle bir araştırma 1930lu yıllarda yapılmış ve müsbet bir netîce
alınamadığı için de araştırmadan vaz geçilmiştir.
Anadolu’nun bâzı yörelerinde bebeler kundaklanırken kundağın arka
tarafına bebe büyüklüğünde bir tahta konur. Bebek büyüyünce bu tahtaya temâs
eden kafatasının art tarafı da düz bir hâl alır. Hiçbir kafatası şekline
uymayan bu tür kafataslı insanları hangi soya, soyu da bırakın hangi kafatası
sınıfına dâhil edeceğiz ki?...
Atalarımızın, daha müşahhas olarak söylemek gerekirse atalarınızın
görünüşleri aynı sizin gibi, varsa kardeşleriniz gibi, babanız, anneniz,
dedeniz, babaananız, ağababanız, anaananız gibi idi. Şahsen sizin Tanrıkut
Mete’nin ordusundaki bir sü beğiyle, Bilge Kağan ordularına kılıç yapan bir
demirciyle (vbg.) tıpatıp benzer olmanız da çok büyük ihtimâl ile mümkündür.
Aksini kim iddiâ ve isbât edebilir ki?
Tanrı Türk’ü korusun.
Tonyukuk
13.03.2003
Tonyukuk Beğ,
Soyadım olan "Palaz" kelimesinin kökenbilim, dilbilim ve anlambilim
yönleri ile Türkçe kökenli bir kelime olup olmadığı konusunda bilgi verebilir
misiniz?.
Saygılarımla...
Aydın Palaz
* * *
31.03.2003
Azîzim Aydın Palaz Beğ,
Palaz sözcüğünün bala’dan (çocuk) geldiği bildirilmektedir. Kaz,
ördek, hindi, güvercin gibi evcil kanatlıların civcivlikten çıkarak piliç
hâline gelmiş yavrularına verilen addır.
Palazlamak veyâ palazlanmak, yukarıda sayılan kanatlılar için
büyümek, semirip irileşmek anlamındadır.
Mecâzen çocuklar için büyümek, şişmanlamak; zenginliği kendisine
yakışmayanlar için para sâhibi olmak, zenginleşmek, varlıklı olmak yerine
kullanılır.
Argoda efelenmek, karşı gelmek, kafa tutmak anlamındadır.
Difteri hastalığına Türkçe’mizde “kuş palazı” denilmektedir.
Bilgilerinize,
Tonyukuk
30.03.2003
Hazırladığınız bu muhteşem siteye ilk defa giriyorum. Tüm emeği geçenleri
tebrik ediyorum. Sizlerden isteğim Türkiye'yi şu an yöneten .... .....ların da
hangi kökenden olduklarını hangi lobilerin uzantıları olduklarını araştırıp
Türk milletine açıklamanız. İktidarıyla muhalefetiyle tam bir Ermeni-Rum
kuşatması altındayız. Bunun somut belgelere dayandırılması vakti gelmedi
mi artık?
Tekrardan teşekkürler.
Devrim Köymen
* * *
31.03.2003
Azîzim Devrim Köymen Beğ,
Bize ısmarladığınız bu iş öyle çok kolay bir görev değildir. Bu iş
bir heyetin ya da ömrünü buna hasretmiş insanların işidir. Biz bunları bilsek
bile bunların tasnîfi, soy ağaçlarının incelenerek en sahîhin tesbîti, bu
tesbîtin yapılması sırasında vâkî’ olabilecek yanlışların olabilirliği ve bâzı
benzer sebepler bu işin ehillerince yapılmasını gerektirir.
Bildiğimiz kadarıyla Türkiye’de bu işi yapan araştırmacılar vardır.
Bu hassas konuya değindiğiniz için biz de size teşekkür ederiz.
Tonyukuk
30.03.2003
İlk önce güzel sayfanız için sizi tebrik ederim.
Türk Adları bölümünü incelerken, bir kaç hata ile bir eksik farkımı çekti.
İlk olarak öz Türkçe’de P ile başlayan isim olup olmadığı Türkologlar arasında
tartışılan bir konu. Örneğin Peçenekler’in aslında Türkçe Bacanak'in yanlış
yorumu olduğu düşünülüyor. Ancak kesin olan Paşa’nın Türkçe değil, Farsça
olduğu.
Buna ilaveten de eksik bir Türk adını size bildiriyorum. Eski Türkçe ve Orta
Asya, Sibirya ve Altay Türkleri’nin halen kullandıkları BURAN ismidir. Anlamı
güçlü, kuvvetli şiddetli'dir. Örneğin Kazakistan ve güney Sibirya'da güçlü bir
kış fırtınasına BURAN denilir.
Saygıyla,
Murat Altuğlu
* * *
31.03.2003
Azîzim Murat Altuğlu Beğ,
Atik Türkçe’de P ile başlayan Türkçe sözcük olmadığı tartışmasızdır.
Yaklaşık 10uncu yüzyıldan îtibâren de bilhassa Oğuz Türkçesi’nde B ile başlayan
bazı Türkçe sözcüklerin başındaki B’nin P’ye tekâlîb etmeye başladığı da
tartışmasızdır. Yazılı taşlardan 5inci Khoytu-Tamır’da ve 2nci Talas’ta maymun
anlamındaki biçin sözcüğünün P ile yazıldığı görülüyor ise de Khoytu-Tamır’daki
yazılışta harfin B mi yoksa P mi olduğu konusunda tereddütler vardır.
Paşa kelimesi Fars dili kâmûslarında olmadığı gibi, bu kâmûsların
mecmuu sayılabilecek Gencîne-i Güftâr’da da yoktur. Tabiidir ki bu kelimenin
Fars lûgâtlerinde olmaması onun Türkçe olması gerektiği anlamına gelmez. Ancak
Şemseddîn Sâmî Beğ, Kâmûs-ı Türkî’de şöyle yazıyor: (a.g.e., 3üncü baskı, Çağrı
Yayınları, 1989, sh: 344-345) “pâşâ : aslı baş ağa. Fa.(Farsça) <<pây-ı
şâh>>dan me’hûz olması ba’îddir. Bugünkü Türkçe’mizle “paşa: aslı baş
ağa. Farsça şâh ayağı tamlamasından alınmış olması uzaktır.
Hayat yayınlarından, redaksiyonunu Yılmaz Öztuna ile Şemsettin
Kutlu’nun, ilmî kontrolünü o zamanlar doçent olan rahmetli Ergin Hoca’nın
yaptığı ‘Hayat Büyük Türk Sözlüğü’nün 986ncı sayfasında paşa kelimesi ile
ilgili olarak şunlar yazılıdır: “PAŞA (i.) (aslı: baş ağa). Osmanlı
İmparatorluğu devrinde vezirlere ve yüksek rütbeli askerî ve mülkî erkâna
verilen unvandır.
- - -
Buyurduğunuz gibi buran sözcüğü hemen hemen bütün Türk lehçelerinde
bulunmaktadır. Bâzı Türk lehçelerinde bir kelimenin ilk hecesindeki O sesi
U’ya, Ö sesi Ü’ye dönüşmektedir. İşte bu buran sözcüğünün Oğuz’daki söylenişi
‘boran’ dır. Kar veyâ yağmurla karışık dönerek esen şiddetli rüzgar, fırtına
anlamındadır. Kişi adı olarak da kullanılır. Uygur Türkleri’nde kişi adı olarak
bulunduğu gibi Anadolu Oğuzlar’ında da kişi adı olarak kullanılır. Muhtemeldir
ki siz otağımızdaki kişi adlarını incelerken kelimenin ‘boran’ şekline bakmayı
ihmâl etmiş olmalısınız.
Yazımızı Çorum’un Sarımbey köyünden Âşık Deli Boran’ın (1838-1898) iki
koşuğu ile bitirelim:
|
Göğde uçan huma kuşu
Bunu diyen Deli Boran |
Gökyüzünde
öten olsam |
Biz de size saygılar sunarız efendim.
Tonyukuk