TONYUKUK'a gelen yazılar... ve
TONYUKUK'un karşılıkları...
ŞUBAT-2003
(Yazılar geliş târîhlerine göre sıralanmışlardır.)
23.02.2003
Sayın efendim,
Öncelikle
saygılarımı sunarım. Sitenizi sürekli olarak takip ediyor ve çok beğeniyorum.
Ayrıca yolundan gittiğim Atsız Ata'nın bir yadigârı olduğunuz için size olan
sevgim ve saygım sonsuz ve samimidir. Biz genç Türkçülere yol gösterici olmanız
içinde size Tanrı'dan uzun ömürler diliyorum.
Benim size
birkaç sualim olacak, eğer yanıtları sizde mevcut ise gerçekten bahtiyar
olacağım. Birinci sualim "BÜLEGEN"
kelimesinin anlamıdır. Bir rivayete göre bu kelimenin anlamı
"Ülgen'in soyundan gelen", diğer bir rivayet göre de Kazan Tatar
Türkçesi’nde "Bülek" kelimesinden türeyen "Hediye veren"
anlamında imiş. Eğer bilginiz dahilindeyse bu kelimenin anlamını bana
iletmenizi istiyorum.
Diğer sualim
ise; bizler aile olarak öz Türk bir aile olduğumuz inancındayız ama Türkiye'ye
sonradan geldiğimiz ve benden öncekilerin soy kavramına gereken önemi
vermedikleri için büyük büyük atalarımın kimler olduğunu net olarak
bilememekteyim. Her zaman TÜRK oluşumla onur ve gurur duyan bir insan olarak
şeceremi öğrenmek istiyorum ama bunun için nasıl bir yol izleyebileceğimi
bilmiyorum. Şayet bana bir yol gösterirseniz gerçekten bahtiyar olacağım.
Esenlikler
dilerim.
Saygılarımla,
* * *
28.02.2003
Azîzim,
Türkçe’mizin muhtelif lehçelerinde bölek
ya da bülek şekliyle bulunan sözcük bölmek fiilinden türemiştir. Sözcük Bülek
hâliyle,
Başkırt’ta ve Tatar’da: armağan; parça;
pay; hisse; üleş; bahşiş anlamlarını karşılıyor.
Bölek hâliyle ise,
Kazak’ta: ayrı; değişik; ayrı olarak;
kendi başına;
Oğuz’da: bölünmüş; bölüşelim;
paylaşalım;
Özbek’te: bölüm; parça;
Uygur’da: başka; anlamlarında
kullanılıyor.
Ayrıca;
Özbek’de, böleklemek: bölümlemek;
parçalamak;
Uygur’da, böleklik: ayrıcalık; özellik;
Anlamlarını karşılıyor.
Bülegen sözcüğü ise bilebildiğimiz
kadarıyla Tatar ve Başkırt’larda var. Anlamı ise: her ikisinde de: bölük;
bölüm; kısım; birleşim; oturum; topluluk sözcükleri... Buna şu örnekler
verilebilinir: “..... üniversitesi, edebiyât bülegeni”, “..... tıp fakültesi,
dişçilik bülegeni”, “..... gazetesi, küçük îlanlar bülegeni” gibi...
Bülegen sözcüğünün Tanrı’nın yine Türkçe
olan adlarından “Ülgen”e yakıştırılarak, onun soyundan gelen! diye
anlamlandırılması, fiilîyâta uygun olmaması bir yana mânevî duyguları da
zedeleyici gibi görünmektedir.
Bülegen’in, armağan veren anlamına
gelmesi bülek sözcüğünün ardına aldığı en ekiyle mümkündür
(Tilek=Tileken=Dileyen: dilekte bulunan gibi...). Ancak biz kelimenin doğrudan
bu anlama geldiğine tesâdüf edemedik.
- - -
Vaktiyle, Türkçe’mizde belki de Türkçe
karşılığını bulamadığımız için yabancı dillerden alarak kullandığımız kelimeler
vardı. Bunlardan biri de Arapça “Fırka” kelimesiydi. Fırka hakîkaten sevimsiz
bir kelime idi.
Sonra “çok fırkalı dönem”e geçerken sırf
Arapça olduğu için bu sevimsiz fırka sözünü lûgatlerimizden çıkardık. Onun
yerine ondan da sevimsiz olan Batı’dan alınma “parti” lâfını getirip koyduk.
Çünkü Batı’nın yabancısı, Arab’ın yabancısından yeğ idi!
Bugün ayrı Türk ellerinde bulunan, adlarıyla adlanası partilerin,
yâni ayrı düşünce ve görüş topluluklarının, el içinde bir millî tevhit ve bir
istikrâr te’mîni için kendi aralarında birleşmeleri, yaşanabilecek
anlaşmazlıklar yüzünden hayli uzun sürebilir. Bunun ardından bu ellerin
derlenip toparlanarak Türk Birliği’ne geçmeleri de bir zaman mes’elesidir.
Kısacası partiler, yarınki Turan Devleti yolunda zaman açısından bir engel
teşkîl edebilirler. Parti, bir bütünün gerçekleşmesi hayâlini kuranlara
terstir.
Bununla birlikte, bize öyle geldi ki “bülegen” sözcüğü (şimdilik
veyâ bugün için kaydı ile) “parti” kelimesinin yerine kullanılabilir...
- - -
Soy ağacı mes’elesine gelince, eğer Türkiye’ye tek âile olarak değil
de meselâ 30-40 âile olarak gelmiş ve belli bir yerde iskân edilmiş iseniz,
sizin âilenizle göçen ve hâlâ o yörede yaşayan insanlarla görüşmeniz
gerekecektir. Bu bir sabır ve emek işidir. Ayrıca âilenizin göçtüğü el, şehir,
köy biliniyor ise oralarda yaşayan soydaşlarınızla, varsa akraba ve
hısımlarınızla temâs kurarak bir sonuca varabilirsiniz.
Bizce bunların hiç birisine de ihtiyâc yoktur. Yazınızda
belirttiğiniz gibi “Öz Türk bir âile
olduğunuz inancınız” bile, öz be öz Türk olmanıza ziyâdesiyle yeterlidir.
Saygılarımızla,
Tonyukuk
27.02.2003
Merhabalar,
Ben Ankara’da yaşayan bir öğrenciyim..
Sitenizin güzelliği ve özelliği beni derinden etkiledi... Şu günlerde
milliyetçilik duygularımın kabarmasına çok ihtiyacım vardı. Çünkü bir takım siyaset adamları bu ülkeyi satmaya çalışıyor... Sizi derinden tebrik ediyorum.. İnşallah mesajıma cevap
veririsiniz..
* * *
28.02.2003
Azîzim Yug Beğ,
“Kul sıkılmayınca Hızır yetişmez.” (Kul=
mecâzen millet)
“Âdemi evdeşi rezîl de eder, vezîr de eder.”
(Evdeş= mecâzen yönetenler)
“Allah sevindireceği kuluna önce eşeğini
kaybettirir, sonra buldururmuş.” (Kul= mecâzen millet)
“Taz keligi börkçige” (Taz= kel,
mecâzen, kut, saadet, erk; börkçü= mecâzen millet)
Muhteşemdir şu ata sözlerimiz, hepsi
birer “Töre” maddesidirler.
- - -
“Türk soyuna bozkurt yüz yılda bir
gelir.” (Bozkurt= Atatürk’ün lakâbı, mecâzen kurtarıcı)
Gönlünü ferah tut yiğidim. Yüz yıl
doldu... O dünyâya geldi ve hayatta. Hiçbir nesne olgunlaşmadan yenmez.
Biraz sabırlı ol.
Tonyukuk