TONYUKUK'a gelen yazılar... ve TONYUKUK'un karşılıkları...

OCAK-2003

(Yazılar geliş târîhlerine göre sıralanmışlardır.)


Özür ve açıklama: Bu yazı Aralık 2002 yazışmalarındaki yoğunluk dolayısıyla Ocak 2003 yazışmalarına aktarılmıştır.


18.12.2002

Sayın Tonyukuk,

Öncelikle çalışmalarınızı ve sitenizin Türk halkını Türk tarihi hakkında doğru ve nesnel bilgilerle aydınlatıcı olan içeriğinden dolayı kutlarım.Bu siteyi fırsat buldukça ziyaret ediyor ve kendi açımdan çok faydalı ve öğretici buluyorum,bu yüzden merak ettiğim ve kafamı kurcalayan bir soru hakkında da size danışmak istedim.

Sitenizde özellikle “tarihte ilk yazılı Türk anıtları” olarak bilinen Göktürk yazıtlarına büyük önem verişiniz eski Türk tarihine ve “Hakaniye” (Eski Türkçe) olarak bilinen dilin hususiyeti bakımından tabiidir. Türklerin kendilerine özgü ilk kullandığı yazı olan runik Göktürk abc'sinin ilk kez (bilindiği kadarıyla) Orhun bengü taşlarında ve ender olarak yine Karabalgasun kitabelerinde Eski Uygurlar tarafından kullanıldığı bilinmektedir, ancak 1970'li yıllarda Isık Köl yakınlarında ortaya çıkarılan bir kurgan (ki bir Türk teginine ait olduğu söylenmektedir) dan çıkarılan altın elbise ve eşyalar dışında bulunan bir gümüş tabakta 26 harflik yazının Göktürk runik harfleriyle yazıldığı (görüntülerden bakınca da gerçekten büyük benzerlik göze çarpıyor) ve üstüne üstlük bu Göktürk runik harflerine benzeyen yazıların filologlarca “çözüldüğü” iddia ediliyor.(Metnin tam anlamı: Han'ın oğlu 23'ünde öldü. Isık halkının başı sağolsun) buradaki “Khan-uya” sözcüğünün hanın oğlu demek olduğu ve ilk okunabilen sözcüklerden “üç-utız” (yirmi üç ki bu göktürk yazıtlarında da böyledir) Göktürk runik abc'sinin yardımıyla okunduğu söylenmekte, test sonuçlarına göre kurgan M.Ö. 3. yüzyıldan kalma ve kimi söylentilere göre Sakalar’dan, büyük larousse'da ise Hunlar’dan kaldığı yazılıyor. Bu bilgiyi aldığım kaynakta tarihte ilk Türkçe belgelerin aslında bu kurgandan çıkarılan tabakta yazılanlar olması gerektiği yazıyor. Oysa ki biz bu konu hakkında tek bir satır, bırakın tarih kitaplarını; neredeyse Türk tarihi hakkında yazılan hiçbir kaynakta bulamıyoruz. Sizce benim bu bilgileri öğrendiğim kaynak(lar) mı çarpıtılmış yoksa aslı gerçekten var mı? Şayet varsa da örneğin siz ve sizin gibi Türk tarihinin aydınlatılması için çaba gösteren kişi ve kurumlar neden bu hususa yeterince değinmiyor? Bu konuda bir bilginiz varsa beni aydınlatırsanız çok sevinirim. Her şeyin iyisi hep sizinle olsun ALLAH (c.c) yüce milletimizi korusun.

Saygılar,

Onur Aksaray 

* * *

30.12.2002

Azîzim Onur Aksaray Beğ,

Altun Elbîseli Adam’ın sininden çıkarılan ve içinde iki satır Türk harfli yazı bulunan gümüş çanak (kaşık) ile ilgili olarak şu bilgileri aktarmak isteriz.

Atsız Ata’ya göre: Ötüken'in eski sayılarından birinde, Sovyetler Birliğine dahil Türk Kazakistan Cumhuriyeti'nin başkenti Alma-Ata şehrine 50 kilometre uzaklıktaki Esik kasabası yanında bulunan bir mezardan ve bu mezardaki “Altın Elbiseli Adam”ın cesedinden bahsolunmuştu. Almanya'da bulunan Kazak Türkleri'nden Hasan Oraltay Beğ, Altın Elbiseli Adam hakkında Kazak basınındaki yeni bilgileri bize göndermek lûtfunda bulundu. Biz de bu mühim konu hakkında Türkiye Türkleri'ni aydınlatmak için o bilgileri aktarıyoruz:

Alma-Ata'da “Leninşil Cas” (= Leninci Genç) adında Kazak Türkçesi’yle günlük bir gazete çıkmaktadır. Bu gazetenin 24 Ocak 1973 tarihli sayısında oralı Türkler'den Irım Kenenbayoğlu'nun “25 Gasır Burin Cazılgan Hat” (= 25 Asır Önce Yazılmış Mektup) başlıklı bir makalesi yayınlanmıştır. Makalede "Altın
Elbiseli Adam" hakkında bilgi verilmekte, 400 den fazla altın eşya bulunduğu anlatılmakta, bunun nerde ve ne zaman keşf olunduğu hakkında evvelce verilen izahat tekrarlanmaktadır. Kenenbayoğlu bu mezarın, bu asrın basında İngiliz arkeologları tarafından bulunan Mısır firavunlarından Tutankhamon'un mezarıyla mukayesesinin mümkün olduğunu söyledikten sonra, mezardan çıkarılan eşyanın ehemmiyetine temas etmektedir.

Kenenbayoğlu'nun bildirdiğine göre Altın Elbiseli Adam'ın mezarında bulunan  yazı Moskova ve Leningrad üniversitelerine yollanmış, fakat onlar okuyamadıklarını bildirerek geri göndermişlerdir.

Sonra bununla Kazak ilim Akademisi bilginleri, bilhassa Prof. Gayneddin Alioğlu Musabay ilgilenmiştir. Musabay yalnız Kazakistan çapında değil, bütün Sovyetler Birliği çapında eski Türk yazıtları bilgini
olarak tanınmış ve pek çok eser vermiştir.

Gayneddin Alioğlu Musabay bu yazıyı okumayı başarmış. Kazak ilim Akademisi Dil Enstitüsü'nün son
dil haftasında açıklamalar yapmıştır. Musabay, Yenisey-Orkun Yazıtları ile Esik Yazıtı arasında 1000 yıldan fazla zaman farkı olduğunu bildirmiştir. Kazak bilgini burada şaşırtıcı bir fikir ileri sürmüş, her işaretin bir harfi değil, bir heceyi gösterdiğini söyleyerek yazıtın söyle okunması gerektiğini bildirmiştir:

Taza as tuvın agannın

Eldi ege. Atın, eskerin

Sagan ar eperedi.

Casına cete

Bakıtındı aşasın.

Sav bol.

Gayneddin Alioğlu Musabay'ın fikrine göre milattan önceki 7-5. Yüzyıllarda Saka-Usun gibi eski Türk
kavimlerinin ülkesinde yazı olduğunu bu gümüş kasıktaki satırlar ispat etmektedir. Bu da Orkun yazısının bu Saka - Usun ülkesindeki yazının bir devamı ve tekamülü olduğunu gösterir. Demek ki eski Türk alfabesi önce ideogramla başlamış, sonra hece yazısına dönmüştür. Elimizdeki bu kaşık yazısı da hece yazısının son çağına aittir. Bundan sonra hece yazısı harf - ses yazısına dönmüş, bundan da bildiğimiz Yenisey - Orkun yazıtları doğmuştur.

Gazetedeki makalede yazılı gümüş kaşığın mezara ne için gömüldüğü hakkında açıklamalar vardır. Safi gümüşten yapılan kaşığın sapı yoktur. Bu mezar daha önce açılmadığına göre sap çalınmış olamaz. Mezardan anlaşıldığına göre de buraya kırık dökük eşyanın konulması da âdet değildir. Mezardaki cesedin ya çok zengin birisine veya bir subaya ait olduğu anlaşılıyor. Bu durumda sapsız kaşığın, mezarda bulunan yiğit doğduğu zaman ona bir akrabası tarafından verilmiş hediye olması düşünülebilir.

Leninşil Cas gazetesindeki makalede böyle bir hazinenin Sovyetler Birliği sınırları içinde bugüne kadar
bulunmadığı, hatta dünyada bile bunun eşinin ancak Mısır'daki firavun mezarı olduğu belirtilmiştir.

Amerika'da çalışan bir Türkistanlı'nın bildirdiğine göre Amerika hükümeti, Musabay'ı davet etmiş, çok
büyük bir para teklif ederek üç ay Amerikan üniversitelerinde ders vermesini istemişse de Ruslar izin
vermemiştir.

Yukardaki kaşık yazısının Türkiye Türkçesi’ne çevirisi şöyledir:

Temiz çek tuğunu ağabeyinin

Sağlam sahip (ol). Atın, askerin

Sana şan verir.

Yasma yeterek (= büyüterek)

Bahtını aşasın.

Sağ ol.

Bu okuyuşta Kazak  ırkdaşımıza katılmadığımız noktalar var. Bunların biri metinde “asker” ve “baht”
anlamında “esker” ve “bakıt” kelimelerinin geçişidir. “Asker” Yunanca’dan Arapça’ya, oradan da bize geçmis bir kelime olup milattan önceki 5. Asırda Türkler arasında kullanılmış olması asla düşünülemez. Farsça bir kelime olan “baht”ın, “bakıt” şeklinde de olsa o zamanki Türkçe’de kullanılması mümkün değildir. Bundan başka eski Türkçedeki “tuğ” ve “sağ” kelimelerinin ki, bunlar ancak 16. Asırda bazı Türk ağızlarında ve bu arada Kazakça’da “tuv” ve “sav” şeklini almıştır, milattan önceki asırlarda da “tuv” ve “sav” diye kullanılması kabul olunamaz. “V” harfi Türkçe’de sonradan teşekkül etmiştir.

Bununla beraber Musabay'ın bir çığır açtığı muhakkaktır. Kutlanmaya değer. Ancak metnin yeni ve
daha doğru bir okunuşa ihtiyacı bulunduğu da inkâr olunamaz. (Ötüken, Temmuz 1973)
Kafesoğlu Hoca’ya göre:  Isık Göl civarında 1970’te açılan Esik Kurganı (Altun elbiseli adam’ın mezarı)’nda ele geçen bir gümüş çanak içindeki Orhun alfabesi ile yazılı iki satırlık kitabe M.Ö. 5-4. yüzyıllar olarak tarihlenmektedir. (Türk Millî Kültürü, 3. Baskı, Sh: 323, Istanbul, 1984)

Yağmur Atsız’a göre: “Altın Elbiseli Adam”ın Mezarı'nda bulunan ve henüz çözülemeyen metne gelince o konuda pek bilgim yok. Fakat Prof. Tekin'in zikretdiği üzere orada okunabilen 18 harf de az sayılmaz. Uygur Alfabesi'nin tümü 14 harfden ibaretdi. “Orkun Alfabesi” 36 harfli olduğuna göre yarısı! Ayrıca Milad'dan 400 yıl önce konuşulan “Ön – Türkçe”nin günümüz Türkçesi'ne benzemeyeceği apaşikardır. “Altun” yahut “Almas” gibi bazı kelimeler dışında günümüz Yakutçası'nı bile anlayamıyoruz. Muhakkak olan, “Orkun Alfabesi”nin sadece Türk kavimleri tarafından kullanıldığı... (Milliyet 03.05.2000)(Türk alfabesi 38 harftir. Yakutça diye bir dil yoktur, Saka “Sakha” Türkçesi vardır. Tonyukuk)

Beşir Ayvazoğlu’na göre: Issık gölü civarında, 1969 yılında keşfedilen bir kurganda elbiseleri ve zırhı altın kaplamalı bir ceset bulundu ve “Altın Elbiseli Adam” adı verildi. Bir süre sonra yapılan radyokarbon çözümlemesi sonunda, M.Ö. V veya VI. yüzyılda yaşamış bir gence ait olduğu belirlenen cesedin yanındaki eşyalardan birinde Göktürk alfabesine benzer bir alfabeyle yazılmış kısa bir metin vardı. Henüz tam çözülemeyen bu metin çok önemliydi; çünkü Yenisey ve Orhun kitabelerindeki yazının zannedilenden çok daha eski olduğunu ve sadece Göktürkler tarafından değil, birçok Türk boyu tarafından kullanıldığını gösteriyordu. (Zaman, Pazar Eki, 08.10.2000)

Kazakeli’nden Prof. Dr. Köbey Hüseyinov’a göre: Türkiye’de altın elbiseli adam denilen 1971’de Alma Ata’nın yirmi kilometre güneyinde, Issık denilen kasabada bulunan baştan ayağa altın pullarla kaplanmış bir eski Saka şehzadesinin heykeli var, yanında bir tas yani gümüşten kase, bulunmuştur. Onun dibinde 24-26 harflik metin gerçekten Orhun harfleriyle mi yazılmış, eski Türk metni midir, başka dillerde mi yazılmış bu mesele çözülmüş değil, alimler birbirinden farklı okuyoruz şimdilik. Tabii küçük bir metin olduğu için okumak kolay değil. M.Ö. 4.-5. yüzyıllarda rastlıyor  bu metin. (Kazakistan ve Türkoloji Çalışmaları, İzmir, 15.10.2000) (Esik “Issık” Alma-Ata’nın kuş uçuşu ile yaklaşık 55 km., karayolu ile yaklaşık 70 km. doğusundadır. Tonyukuk.)

http://karahilal.web1000.com/tarih/alt_elbise_adam.htm kavşıtına göre: Altın Elbiseli Adam'ın bir Türk tigini olduğu anlaşılmaktadır. Mısır piramitlerinden sonra mezarından en çok altın çıkan, baştan başa, her şeyi ile saf altından elbisesi olan veya zamanımıza kalan yalnız odur.
Fakat, Altın Elbiseli Adam'ın mezarında bulunan en değerli şey ne bu altınlardır, ne de diğer eşyalar. Bu mezarda bulunan en değerli tarihi belge, yarısı kırık bir kabın üzerindeki 26 harflik iki satır yazıdır. Bu yazı, tarih ilmîne, özellikle Türk tarihi ve medeniyetine ışık tutan, yeni boyutlar kazandıran bir belgedir.

Bugüne kadar bilinen en eski Türk yazısı, Yenisey ve Orhun anıtlarındaki yazılardı ve bunlar zamanımızdan ondört asır geriye uzanıyordu. Oysa, Esik'deki mezarda bulunan bu yazı 25 asırlık bir belge idi.
Sovyet tarihçilerinin okuduğu 26 harflik yazının anlamı şudur:
”TİGİN 23'ÜNDE ÖLDÜ. ESİK HALKININ BAŞI SAĞ OLSUN.” (Yazarı ve târîhi belirsiz)

Kazım Mirşan’a göre: Issık Köl’e dökülen bir ırmak kenarındaki mezarda bulunmuş olan altın elbise. Elbisenin başlığı “kuyruklu yıldız” başlıklarını ve bu başlıkdaki üç ok ÜÇ ON KELMİŞ gibi kavramları hatırlatıyor. Mezarda bulunmuş olan bir çanak üzerine yazılmış olan yazıda ise şöyle deniyor:

(El yazısı ile tekrâren:) Almatı’nın 50 km. kadar uzaklığında bulunmuş olan ve altın Elbiseli Adam” ismi ile şöhret salmış olan bir kralın mezarındaki kadehte şu yazıyı okumaktayız:

ÖGÜN AN ONUYA ÖCÜ OK, UB-OZ UÇ ESİTİS OZ-ÖTÜ ONUY OY EKİÇ EKİL ALIZ AT

“Haşmetmeablığını taziz etmekte olduğun (kişi) boynuzlaşmış olan bir ok’dur. O Zeus liderliğine ozarak geçmek suretiyle kozmoslaşma mahalline alınmış olan kamdır.”

(Karton üzerine basılmıştır. Basım Târîhi belli değil) (Anılan ırmak Isık gölüne dökülmez. Zîrâ Esik kasabası ile Isık Gülü arasında yükseklikleri yaklaşık 5000 m.yi bulan Aladağlar bulunur. Esik’ten geçen çay ilkbahar aylarında İli ırmağının taşıdığı su ile İli şehrinin batısında oluşan sığ ve geçici göle dökülür. Başlıkta üç değil dört ok vardır. Çanak bir cümle sonra kadehe dönüşüyor. Vs. vs. Tonyukuk)

Konu ile ilgili olarak aşağıdaki şu kaynağa da müracaat edilebilir: Altın Elbiseli Adam (Esik Kurgan'da bulunan yazı hakkında), Kaynaklar (dergisi), 1983, S.1, s. 28-31

Azîzim Onur Aksaray Beğ,

Esik yazısı üzerine yapılmış (şimdilik) en iyi çalışmayı http://www.lostlanguages.com/saka.htm kavşıtında bulabileceğinizi bildirmek isteriz. Ayrıca burada konuyla ilgili bir hayli de kaynak bulabilirsiniz.

Saygılarımızla,

Tonyukuk


 ŞUBAT-2003  

 YAZIŞMALAR