TONYUKUK'a gelen yazılar... ve TONYUKUK'un karşılıkları...

EYLÜL-2002

(Yazılar geliş târîhlerine göre sıralanmışlardır.)


01.09.2002

Sayın Türk Arkadaşlar!

Bizim alfabemiz Orhon alfabesine bir az benzer (aşağı yukarı on üç harf). Orhun yazıtlarında ise Macarca kullanılan sözler de bulundukları için Orhun yazıtları bize, Macar’lara da fazla çok ilginç olabilir! İstilâcıların isteklerine ve yalanlarına karşı milletimizin gerçek tarihi için ilgileniyoruz.

Maalesef internet'te Orhun yazıtlarının Macar çevirisini bulamadım! Acaba hiç yok mu?

Eğer bulamazsam sizin Türk çözümünüzü kullanarak ben çevirebilir miyim? (Besteci hakkının konusunda baş ağrısını istemem.)

Kendi kendime Tonyukuk birinci taşının yazıtını Macarca’ya çevirdim, ama sorularım kaldı:

Mesela:

1. taş Batı 5.-6-7.: Anlamı ne? Boğanın işi ne? Tarkan da kimdir? 

1. taş Kuzey 10.-11.: mesajın anlamı neydi?

1. taş Güney 3.: Acaba danışmanın bu konuda ne işi var?

2. taş Batı 3.: Umay'la ne oldu? Anlayamadım!

2. taş Batı 5.-6.: Kaç kişiydiler? Tarduş şadı da kim?

Türk Sir ne?

Acaba her millete sayı ait mı?

Mesela "On Ok", "Dokuz Oğuz", vs.

Macaristan’a gelen milletlerin biri: "Besenyö" (söyle: Beşenyö). Acaba bu Macar olmus eski millete 5 mi aitti?

Eski tarihimizde her zaman 7 Macar derler. Acaba size göre bu sayının anlamı ne olabilir.

BAKONYI Gábor.

(belgeli fizikçi)

* * *

16.10.2002

Azîzim BAKONYI Gábor Beğ,

Yazıtların İngilizce çevirisini www.ozturkler.com da, Rusça çevirisini www.kyrgyz.ru/runs_02.shtml de bulabilirsiniz. Ancak bu çevirilerin ne kadar doğru olduğunu bilememekteyiz. Ayrıca yazıtlardan

www.c3.hu

www.communio.hu

www.koi.hu

www.mek.iif.hu

www.honfoglalas.westsoft.hu

duraklarında da bahsedilmektedir. Biz Macar dilini bilemediğimiz için bu duraklarda neler yazıldığını  bilemiyoruz. Bunları size bildirmemiz, bu duraklarla bağlantı kurarak belki başka bilgilere de ulaşabileceğinizi düşünmemizdendir.

Eğer yazıtların Macarcasını bulamaz iseniz, bizim bugünkü Türkçe’ye yaptığımız çeviriyi rahatlıkla Macar diline çevirebilirsiniz. Bu konuda sizden kesinlikle te’lif hakkı (besteci hakkı) gibi saçma bir talebimiz olamaz.

Sorularınıza gelince,

1998 yılında yazıtları, net olmayan fotoğraflardan günümüz Türkçe’sine bizzat aktarmış ve bu aktarmayı da yine bizzat yaptığımız orkun.ttf imleri ile 1999 yılı sonlarına doğru Otağımıza asmıştık. Bu çeviride bâzı cümlelerin doğruluklarından şüphelendiğimizi de îtiraf etmek gerekir. Zaman içinde elimize geçen daha net fotoğraflar sâyesinde bu cümlelerin doğrularını veyâ metin içinde olması gereken hâllerini tesbit ettik. Ancak bu değişiklikleri de Otağda gösterme fırsatını bulamadık. Sizin bu sorularınız sâyesinde ihmâl ettiğimiz bu görevi en kısa zamanda yerine getireceğiz.

1. taş Batı 5.-6-7.: Anlamı ne? Boğanın işi ne? Tarkan da kimdir?

1. taş Batı, 5.-6.-7. dizileri son okumamız şöyledir:

(5)Yol göstereni, büyüğü şad idi. “Katıl” dedi, katılanı ben oldum: Bilge Tonyukuk. (Bu şadı) Kağan mı yapayım dedim. Düşündüm: Sıska boğalı, semiz boğalı falda (6)çıksalar bile, (gerçekte bunların hangisinin) semiz boğa, ya da sıska boğa oldukları bilinemez diye çokça düşündüm. Ondan (7)sonra Teñri bilgi verdiği için, özüm, kendim (o şadı) kağan kıldım. Bilge Tonyukuk, Boyla Bağa Tarkan ile İlteriş kağan olunca Güney'de Çin'i, Doğu'da Kıtayn'ı, Kuzey'de Oğuz'u pek çok öldürdü. Bilgesi, çavuşu ben kendim idim. Çoğay'ın Kuzeyi'nde Kara Kumuğ'da oturur idik.

“Bu üç diziyi şu şekilde daha anlaşılır bir hâle koyabiliriz: Yediyüz kişinin yol göstereni, büyüğü bir kağan oğlu idi. Bu şad “bana katılın” dedi. Katılanı ben Bilge Tonyukuk oldum. Bu şadı “kağan yapsam mı?” diye düşündüm. Düşündüm ki bir falda sıska boğalar da besili boğalar da çıkar ama, bunların hangisinin sıska, hangisinin besili oldukları gözle görülmeden bilinmez. Sonra Tanrı’nın bana verdiği bilgiyi kullanarak o şadı kağan yaptım. İlteriş kağan olunca, ben Bilge Tonyukuk ve (arkadaşım) Boyla Bağa Tarkan ile birlikte Güney'de Çin'i, Doğu'da Kıtayn'ı, Kuzey'de Oğuz'u pek çok öldürdü. Onun bilgesi, çavuşu ben kendim idim. Çoğay'ın Kuzeyi'nde Kara Kumuğ'da oturur idik.”

Burada, içinde “boğa” sözcüğü geçen cümle bize göre, sanki bir ata sözü veyâ bir deyimdir. Boyla Bağa Tarkan, üç ünvânın veyâ rütbenin birbiri ardına söylenmesi ile yapılmış bir isimdir.

1. taş Kuzey 10.-11.: mesajın anlamı neydi?

1. taş Kuzey, 10.-11. dizilerin zenginleştirilmiş okunuşu şöyledir:

(9)Kağandan bu söze karşılık (10) geldi. “(olduğunuz yerde kalın,)Oturun” diye karşılık vermiş. "Öncüyü, gözcüyü çok iyi yerleştirin, üzerinize baskın yaptırtmayın” demiş. Bög (yâni Kapağan) Kağan bana verdiği karşılıkta işte böyle söylemiş. Apa Tarkan'a*1 da içre (gizli) söz göndermiş: (Demiş ki) "Bilge Tonyukuk korkar, o kendisi o yanılır*2. (Eğer o) Orduyu (düşman üstüne) yürütelim derse onaylamayın".  (Ben bu) sözü işitince orduyu yürüttüm. Altun ormanını yol, iz aramadan doğrudan aştım. İrtiş ırmağını geçit vermeyen bir yerinden geçtik. Gece de yola devâm ettik. Bolçu'ya gün ağarmadan ulaştık.

*1- Kişi adı... Bilge Tonyukuk’un buyruğu altındaki bir başka Türk Beği...

*2- Bu kelime okunamamaktadır. Burada daha önce çeviri yapanların buraya yakıştırdıkları kelimeyi aynen kabûl ettik.

1. taş Güney 3.: Acaba danışmanın bu konuda ne işi var?

1. taş Güney 3. satırın zenginleştirilmiş okunuşu aşağıdaki gibi düzenlenince “danışman”ın işi, sanıyoruz ki anlaşılacaktır:

“Azıcık Türk bodunu (üzerimize) yürüyor imiş. Onların Kağanı alp bir kişi imiş. (Kağanın) Danışmanı (vezîri, bilgesi) da çok bilgili bir kişi imiş. O iki kişi var oldukça...

2. taş Batı 3.: Umay'la ne oldu? Anlayamadım!

2. taş Batı 3. dizinin zenginleştirilmiş çevirisi şöyledir:

“Altun ormanını aşıp geldik, İrtiş ırmağını (3) geçip geldik. Gelmiş olanlar alp kişilerdir, dedi. Bunları (bu söylenenleri sanki) yağılar duymadılar. (Sanki) Tanrı, Umay (adlı şevkat meleği), Iduk (mukaddes) Yer ve Su (adlı melekler) bunların (yağıların) üzerine ağırlık koydular, ağırlık bastılar.

2. taş Batı 5.-6.: Kaç kişiydiler? Tarduş şadı da kim?

2. taş Batı, 5.-6. diziler için sorduğunuz “-kaç kişiydiler?” sorusu yağılar için ise sayı, bu taşın aynı yüzündeki 1. dizide söyleniyor: On tümen, yâni yüzbin kişi... Soru Tonyukuk’un ordusundaki er sayısı için ise, 5. dizideki şu sözler bunu bildiriyor: “Onların yüzbin eri bizden iki, üç kat fazlaydı” denilmekle Tonyukuk’un er sayısının ellibin ilâ otuzüçbin arasında olduğu bildiriliyor.

Başka çevirilerde “Tarduş Şad ara” diye üç kelime olarak okunan bu kısım, bizim yaptığımız çeviride,  “Tarduş Şadara” olarak okunmuştur. Bize göre Tarduş Şadar bir yer adı olmalıdır.

Türk Sir ne?

Yine bize göre “Türk Sir Bodun”, “Türk Kara Kamug Bodun”, yâni Türk halk tabakasını teşkîl eden kara bodun’un karşıtı olarak, Türk’lerin soylu, rütbeli, beğ takımını oluşturan tabakası için kullanılmaktadır.

Sir, bir Türk boyunun adı olmamalıdır.

Acaba her millete sayı ait mi? Mesela "On Ok", "Dokuz Oğuz", vs.

Türk bodun boylara (bod), boylar da bölüklere ayrılarlar. Boyların bölük sayıları değişiktir. Meselâ “On Ok”, onaltı bölük olan Ok boyunun On bölüğü, “Dokuz Oğuz”, yirmidört bölük olan Oğuz boyunun dokuz bölüğü demektir. (“Dokuz Oğuz” bize yağı oldu.) demek, yirmidört bölük olan Oğuz’un dokuz boyu birleşerek bize yağı oldular, diğer onbeş boy bunlara katılmadılar.) demektir.

Macaristan’a gelen milletlerin biri: "Besenyö" (söyle: Beşenyö). Acaba bu Macar olmus eski 5 millete mi aitti?

Eski tarihimizde her zaman 7 Macar derler. Acaba size göre bu sayının anlamı ne olabilir?

Azîzim BAKONYI Gábor Beğ,

Bu son iki sorunuzu yorumlamanız için, ümit ederiz ki bir önceki sorunuza verdiğimiz karşılık size bir yol gösterecektir.

Saygılarımızla,

Tonyukuk


08.09.2002

Öncelikle yaptığınız iş için teşekkür ediyorum.

Ancak tonyukuk.net in giriş sayfasında diğer sayfalara link olmaması kötü olmuş.

Bir phpnuke yada benzeri bir sistem kullanmanız halinde hem güncellemede sorunlar yaşamazsınız. Hem de ek olarak phorum gibi bir forumla siteniz üyelerine bir tartışma ve fikir alış verişi alanı sağlamış olursunuz.

Ayrıca sizin belirleyeceğiniz izinlerle sayfalarınıza kullanıcılar da yazı ekleyebilirler. İnteraktif özelliğe kavuşmuş bir sayfa hem sizi rahatlatacaktır, hem de sayfanız daha ciddi görünüm kazanacaktır.

Saygılar

Ali ABAKAN

Hiç Ceviz Kırdınız mı?
                                                             
www.ceviz.net

* * *

16.10.2002

Azîzim Ali ABAKAN Beğ,

Tonyukuk’un birinci sayfasından diğer sayfalara bağlantı yapmayı özellikle istemedik. Otağımıza konuk olacakların önce Bozkurt’u selâmlamalarının gerektiğini düşündük.

Biz de sizin hazırlamış olduğunuz ceviz.net’e konuk olduk ve pek beğendik. İzninizle bâzı teknik konularda sizin bilgi ve görüşlerinizden yararlanma isteğimiz olabilecektir.

Yazınızın sonundaki latîfe bize Neyzen’in “Türk’e Birinci Öğüt” adlı şiirini hatırlattı ve tebessümümüze sebeb oldu. Sağolunuz!

Biz de size saygılar sunarız efendim.

Tonyukuk  


09.09.2002

Sayın Tonyukuk Bey,
Sizi tebrik ediyorum: Çok faydalı bir siteniz var.
Ben Belçika'da yaşayan 15 yaşında bir Türkçü gencim. Türklükle ilgili bir çok şey öğrendim. Ama bilmediğim daha bir çok şey Var. O yüzden size bir kaç şey sormak istiyorum.

1.Uygur Yazısı ne zaman kullanıldı ve nasıl bir alfabe idi?
2.Uygur Alfabesi’ni Moğollar kullandı mı?
3.Arap Alfabesi’ni kullanan ilk Türk Devleti hangisi idi?
Sitenize Uygur Yazısı ile ilgili  bir şey katarsanız çok mutlu olurum.
Belçika’dan sevgi ve saygılarla...

Hoşçakalın.
Tanrı Türk’ü Korusun Ve Yüceltsin.
Timuçin

* * *             

16.10.2002

Azîzim Timuçin Beğ,

Tebrîkiniz için size teşekkür ederiz ve asıl biz sizi tebrîk ederiz.

Onbeş yaşındaki bir Türk gencinin tarafımıza yönelttiği soruların özelliği bizi hem şaşırtmış hem de mutlu kılmıştır.

Şimdi sorularınızın karşılıklarına geçelim:

1.Türk yazısı M.S. 745 yılına kadar bütün Türk boylarının ortak yazısıdır. Bu yazı 840 yılına kadar Uygur’lar, 840 yılından sonra da bir müddet Kırgız’lar tarafından kullanılmaya devâm edilmiştir. Ancak Uygur hükûmetleri döneminde Soğd dili alfabesi kullanılmaya başlanmış ve yazıya “Uygur Yazısı” adı verilmiştir.

Bu yazının Uygur’lar tarafından kullanılma târîhinin ilk örneklerinden biri olarak aşağıdaki akçayı gösterebiliriz:

Akça yazılar şöyle okunmaktadır:

Akçanın ön yüzü;                                               

Üst : Köl Bilge                           

Sol : Teñri

Alt : Bugug

Sağ : Kagan

 

Akçanın arka yüzü;

Üst : İl tutmış

Alt : Yarlıgıña 

 

 

23,5 mm. çapındaki ve 23 gr. ağırlığındaki bu akçanın üzerindeki Uygur yazısının okunuşunda birleşen akçabilimciler, akçanın hangi Uygur Kağanı’na âit olduğu konusunda anlaşamamaktadırlar. Bir Fransız bilgini akçanın 795 ile 808 yılları (doğrusu 795 ile 805 yılları) arasında Uygur Kağanı olan Ay Teñride Ülüg Bulmış Alp-Ulug Kutlug Kagan’a âit olduğunu söylerken, Çin ve Japon bilginleri bunun 759 ile 780 yılları (doğrusu 759 ile 779 veyâ 780 yılları) arasında Uygur Kağanı olan İl Tutmış Alp-Külüg Bilge Kagan’a âit olduğunu söylemektedirler. Anlaşmazlık “Bugug” sözcüğünden kaynaklanmaktadır. Ancak bize göre bu anlaşmazlıkta Çin-Japon bilginleri haklıdırlar. Zîrâ bugug sözcüğünün karşılığı bilgili anlamındaki ‘bögü’dür ki, bu sözcük İl Tutmış Alp-Külüg Bilge Kagan’ın başka bir unvânıdır. (Bk: Câferoğlu Ahmet-Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü)

Netîce olarak şunu söyleyebiliriz ki bâzı Türk boyları Uygur Abaçası’nı 8inci yüzyılın üçüncü çeyreği ile 16ncı yüzyılın başları arasındaki sürede kullanmışlardır (Yaklaşık 775-1500 yılları arası). Sarı Uygurlar ise bu abaçayı 17nci yüzyıla kadar kullanmaya devâm etmişlerdir.

2.Uygur Abaçası’nı Moğollar, Moğol’lardan sonra da Mançular kullanmışlardır. Çengiz Kağan’ın mezar kitâbesi Uygur yazılıdır.

3.Arap harfi şekilli Türk alfabesi Karahanlı hükûmetleri sırasında kullanılmaya başlanılmıştır.

Otağımıza Uygur Abaçası ile ilgili kısa bilgiler koymayı düşünmekteyiz. Ancak bunlar numûnelik nesneler olabilecekler, meraklılarını tatmîn edecek düzeyde olamıyacaklardır. Bizim size önerimiz Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü yayınlarından olan Reşit Rahmeti Arat Hoca’nın Makaleler adlı eserini te’mîn etmenizdir. Enstitünün adresi: Bahçelievler, Son durak, 17nci Sokak, 38 Nu. 06490 Ankara, Telefonu: 0312 213 31 00, Belgelik Nu.sı: 0312 213 41 35, İlmek adresi: tkae@ttnet.net.tr dir.

Biz de size selâm ve sevgilerimizi göndeririz.

Tanrı Türk’ü korusun.

Tonyukuk


11.09.2002

Merhaba,
Orhon Anıtları nerede bulunmaktadır?
Teşekkür ederim.

Kaan Alkan

* * *

17.10.2002

Azîzim Kağan Alkan Beğ,

Sorunuzun karşılığını Otağımızın 2001 yılı OCAK ayı yazışmalarımızdaki 03.01.2001 târîhli yazı karşılığında bulabilirsiniz.

Biz de size teşekkür ederiz.

Tonyukuk


17.09.2002

Konu: Gurgunlik

Sayın kardeşler!
Size sağ bolsun aydaşım geliyar.
Akmurat Gürgenli

* * *

17.10.2002

Azîzim Akmurat Gürgenli Beg,

Tebrik yazınız için size rahmet...

Bizim de sizge “siz de sağ bolunguz” diyesimiz geliyor.

Selâmlarımızla, Sevgilerimizle, Saygılarımızla,

Tonyukuk


20.09.2002

Psikolojik savaşınız afiyettedir inşallah!

Yok yok, yukarıdaki cümlede bir gariplik var. İnşallah kelimesi pek uymadı, onu oradan atmak lazım. Neyse yaz git canım....

Orhun abideleri diye bir şey vardı. Hani taşın üstündeki yazılar. Masal gibi bir şeydi uyduruk kaydırık. Atalarımız [siyasi reklam (tabii burada kimin atası demek lazım? Mesela herhalde Türk olmasına rağmen onlar Tayyip Erdoğan’ın ataları değildiler)] yazmışlar ama inanmak zor. kendilerinin çok çok ama çok aptal olduğunu bize ispata çalışmışlar veya buna hep beraber çalışmamışlarsa, o Yuluğ Tegin midir nedir fırlamanın birisiymiş. Bilge Kağan ve  İlteriş Kağan’ın söyledikleri yerine, okuma yazma bilmezler diye bir şeyler sallayıp gelecekle kafa bulmak istemiş. Yani bu tasların hemen her yerinde Çinli’lerin kendilerini nasıl kandırdığını, Göktürk’lerin nasıl birbirlerinin kuyusunu kazmakla meşgul olduğundan falan bahsediyorlar. Yani bunların birazcık doğru olduğu düşünsek Doğu Perinçek haklı çıkıyor. Amerika Türkiye’yi bölecek (babababa), Avrupalı’lar emperyalist (bababababa). Ve öyle zor bir şey ki o zaman, ardı arkası kesilmeyen saçma sapan bir çok şeyi kabul etmek zorunda kalıyorsunuz. Yani bunları kabul etmek elektiriğin olmadığı karanlık dönemlere geri gitmeyi kabul etmek gibi bir şey. Eğer bunlar doğru ise bizde şu iptidai doğunun bir parçası oluyoruz. Çocuklarımız bu gerçekle nasıl yaşarlar bilinmez.

Neyse laf çok uzadı bizim üzerimizde modern dünyanın modern araçları ile öyle bir oynuyorlar ki (kimin yaptığını bir bulsak) kendimizi modern dünyanın dışında sanki bir ikinci lig takımı gibi hissetmemizi sağlamaya çalışıyorlar. Halbuki insanlığın zirveye gittiği insanlığın büyük gelişmelere imza attığı şu günlerde biz de şerefli bir toplum olarak hürr dünyada yer almayı hak ediyoruz. Az kaldı Avrupa Birliği dayan biz geliyoruz.......

Kivanis Batir

* * *

17.10.2002

Mösyö Kivanis Batir,

Yazınızı hiçbir yerine dokunmaksızın Otağımızda yayınlıyoruz.

Zaman zaman konuklarımızdan ve Türkçü gençlerimizden aldığımız yazılarda “Mankurt’un târîfini biliyoruz, ancak Mankurt’a örnek bulmakta güçlük çekiyoruz.” denilmektedir.

Yazınızı Mankurtluğun numûnesi olarak burada yayınlamaktayız.

Bundan böyle bize yöneltilecek “Mankurt’a bir misâl verebilir misiniz?” sorusunun sâhiplerine yazınızın bağlantısı verilecektir.

Tonyukuk 


23.09.2002

Merhaba Tonyukuk,

Bu isimlerle ilgili görüşünü almak istedim.
Almıla, kırmızı elma yanaklı kız, eski bir Türk kadın savaşçı olarak buldum.
Egem de Egemenden ve Egeden aklıma geldi. Düşünceni öğrenmek isterim.
Saygılar,
Ozan Mustafa Şenyiğit

* * *

24.09.2002

Azîzim Ozan Mustafa Şenyiğit Beğ,

Almıla doğrudan “Elma” karşılığıdır.

Egem? ile egemeni bağdaştırmak mümkün değildir. Egem’i “Ege Denizim” anlamında kullanmak istiyor iseniz, Ege de Türkçe değil Yunanca bir kelimedir. Biz Türkler “belki de Koca Bozkurt Atatürk’ün vefâtı târîhine kadar” bu denize “Adalar Denizi” demişizdir. 1938’den sonra maarif vekâletince başlatılan metazori Yunan klasiği okutturma işkencesiyle birlikte bu ve bunun gibi kelimeler Türk dilini kirletmesi için, bile bile Türkçe’ye sokuşturulmuştur. Aynen Dardanel, Kapadokya, Bosforus v.b. gibi... Bilgilerinize!..

Saygılarımızla,

Tonyukuk


24.09.2002

Sevgili Tonyukuk,

İzniniz ile, çoktandır merak ettiğim birkaç şey sormak isterim.

1. "Çınar" sözcüğü değişik kaynaklara göre Farsça veya Türkçedir. Sizin fikriniz nedir?

2. Yaklaşık 2 yıl önce resmettiğim bir tabloya adımı, soyadımı, Tengri sözcüğünü Türkçe harfler ile yazmış idim. Ancak değişik alfabeler yüzünden kesin doğruluğundan emin olamadım. Zahmet olmaz ise, benim için bunların doğru şeklini yazmanız mümkün mü?

3. Osmanlı zamanında Bulgaristan'ın Şumnu vilâyetine yerleşen Türklerin hangi boylardan olduklarını ve oraya yerleşme zamanları konularında bilginiz var mı? Bizim baba tarafından 200 yıllık Samsun geçmişimiz var imiş; ancak bu çok kadim zamanlardan kimse kalmadığı için hiçbir bağlantı kurulamadı.

Ve gülücüklü bir soru:

4. Bütün olumsuzluklar ile baş etme gücünü kendinizde nasıl buluyorsunuz?

Şimdiden teşekkür eder, iyi geceler dilerim, efendim!

Görüşmek üzere; sağlıcakla kalınız!

TTK!

Sevgilerimle,

S. Kanat

* * *

17.10.2002

Azîzim S. Kanat Katun,

1.Çınar sözcüğü Farsça’dır. Mevlânâ’nın,

“Her dest ü her zebân ki derûnist nef’i halk

Gayr ez-zebân-ı sûsen ü dest-i çenâr nist”

beytinde de gelmiştir. Tercümesi şöyledir: “Her el ve her gönül halkın yararı içindir. Eğer böyle değil ise o dil zambak dilinden, o el çınar yaprağından başka bir şey değildir.”

Eh, Hazret-i Mevlânâ’ya da böyle bülbül gibi Acemce şakımak yaraşır. Muhteşem Acemce! dururken, böyle hikemî sözleri! basit Türkçe ile söylemek (nasıl Türk ise!) koca Türk mutasavvıfına yaraşır mı?

2.Adınız, Türkçe’nin ses uyumu kâidesine uygun olmadığı için Türk harfleriyle yazılamıyacaktır. Ancak Türk harflerini bugünkü Türkçe’mize uyarlamaya uğraşan genç arkadaşlarımız, sanıyoruz ki kısa bir süre sonra bu işi çözeceklerdir. Çıfıt ikibin yıl önce terkettiği alfabesini nasıl canlandırdı ise, çıfıt’a kat be kat fâik olan Türkler de binikiyüz yıl önce terkettikleri o cânım alfabelerini pekâlâ canlandırabilirler. Bizim alfabemiz ile Tanrı = Teñri “irht”, Kanat = “TNK” şeklinde yazılır.

3.Bulgareli’nin fethi 1371’deki müttefik Sırp-Bulgar ordularının Lâlâ Şâhin Paşa tarafından Samaku Meydan Muharebesi’nde bozulmasıyla başlamıştır denilebilir. Bu savaştan 5 yıl sonra 1376’da Bulgareli Krallığı Osmanlı hâkimîyetine girmiştir. Aynı yıl Rumeli Beylerbeyiliği’ne tâyîn edilen Kara Temürtaş Paşa, bir Abbâsî uygulaması olan ve başka arap devletleriyle Selçuklu’da, beyliklerde ve Osmanlı’da da uygulanan Tımar-Hâs teşkilâtına bir de Zeâmet ekleyerek yeni bir düzen geliştirmiştir. Tımar-Zeâmet-Hâs düzenindeki bu yeni düzen aynı yıl Bulgareli de dâhil bütün Rumeli’nde uygulanmaya başlamıştır.

Osmanlı’nın fütûhât iskânı töresine göre, yeni açılan bir ülkeye genellikle Konya, Karaman, Ankara gibi Orta Anadolu’da yaşayan Türkler gönderilir. Meskûn yerlerden gönderilecekler, o yerin nüfûsunun onda birinden fazla olamaz. Bu gönderme işlemi özendirmeyle, fethedilen yerin özelliğine göre meselâ çiftçilik veyâ hayvancılıkla uğraşanların seçilmeleriyle, aralarında kan dâvâsı veyâ husûmet olan âilelerden birinin tercîhiyle ya da doğrudan buyrukla yapılır.

Türk (Oğuz) boyları Anadolu’da meskûn olmaya başladıklarında aralarında bir kaç, göç, bir kültür, bir gelenek, görenek, bir töre farkı bulunmadığından aynı yörelerde yerleşmekte bir beis görmemişlerdir. Osmanlı da fütûhât iskânında bir iki istisnânın dışında boy tercîhinde bulunmamıştır.

Azîzim Kanat Katun,

Eğer Şumnu’da yerleşik olan âilenizin tımar, zeâmet veyâ hâs gibi bir özelliği varsa belki buradan bir ip ucu yakalamak mümkün olabilir. Ancak bu ip ucundan sağlıklı bir sunuç çıkarmak da yıllar sürebilir. Baba tarafınızın ikiyüz yıllık Samsun geçmişi de size bir ip ucu verebilir. Ancak dedeleriniz acaba ikiyüz yıl önce Samsun’a nereden gelmişlerdir? Eğer Samsun’a geliş Şumnu’dan ise neden gelmişlerdir? Bu geliş bir tâyin midir, yoksa ödüllendirme veyâ cezâlandırma mıdır?

4.Bu sorunuzun bir tek karşılığı var: Mensûbu olmaktan şeref duyduğumuz Türk Bodunu’nun, Teñri’nin öz bodunu olduğuna, îmân mertebesindeki inancımızdır.

Biz de size teşekkür ederiz, efendim.

Tanrı Türk’ü korusun.

Tonyukuk


29.09.2002

Öncelikle tüm Türkçü kardeşlere merhaba demek isterim.
Yaptığınız çalışma gerçekten de Türkçülük açısından çok güzel ve olumlu. Ben, Millî Eğitim Bakanlığı
bünyesinde görev yapan bir öğretmenim. Ayrıca, Türkoloji, Atatürk ve Türkçülük konusunda geniş bir
içeriğe sahip Kemalist-Türkçü bir sitem var. Eğer sitemi ziyaret edip, otağımı şenlendirirseniz
sevinirim.

Kutlu Altay Kocaoğlu
                                                
http://kutlualtay81.sitemynet.com

* * *

17.10.2002

Azîzim Kutlu Altay Kocaoğlu Beğ,

Bizden de size selâm olsun. Tanrı sizi esirgesin, yarlıgasın.

Biz de sizin Otağınıza konak olduk ve pek beğendik. Çalışmalarınızdaki başarının devâmını diler, saygılar sunarız.

Tonyukuk


 EKİM-2002  

 YAZIŞMALAR