TONYUKUK'a gelen yazılar... ve
TONYUKUK'un karşılıkları...
EYLÜL-2002
(Yazılar geliş târîhlerine göre sıralanmışlardır.)
01.09.2002
Sayın Türk Arkadaşlar!
Bizim alfabemiz Orhon alfabesine bir az
benzer (aşağı yukarı on üç harf). Orhun yazıtlarında ise Macarca kullanılan
sözler de bulundukları için Orhun yazıtları bize, Macar’lara da fazla çok
ilginç olabilir! İstilâcıların isteklerine ve yalanlarına karşı milletimizin
gerçek tarihi için ilgileniyoruz.
Maalesef internet'te Orhun yazıtlarının
Macar çevirisini bulamadım! Acaba hiç yok mu?
Eğer bulamazsam sizin Türk çözümünüzü
kullanarak ben çevirebilir miyim? (Besteci hakkının konusunda baş ağrısını
istemem.)
Kendi kendime Tonyukuk birinci taşının yazıtını
Macarca’ya çevirdim, ama sorularım kaldı:
Mesela:
1. taş Batı 5.-6-7.: Anlamı ne? Boğanın
işi ne? Tarkan da kimdir?
1. taş Kuzey 10.-11.: mesajın anlamı
neydi?
1. taş Güney 3.: Acaba danışmanın bu
konuda ne işi var?
2. taş Batı 3.: Umay'la ne oldu?
Anlayamadım!
2. taş Batı 5.-6.: Kaç kişiydiler?
Tarduş şadı da kim?
Türk Sir ne?
Acaba her millete sayı ait mı?
Mesela "On Ok", "Dokuz
Oğuz", vs.
Macaristan’a gelen milletlerin biri:
"Besenyö" (söyle: Beşenyö). Acaba bu Macar olmus eski millete 5 mi
aitti?
Eski tarihimizde her zaman 7 Macar
derler. Acaba size göre bu sayının anlamı ne olabilir.
BAKONYI
Gábor.
(belgeli
fizikçi)
* * *
16.10.2002
Yazıtların İngilizce çevirisini www.ozturkler.com da, Rusça çevirisini www.kyrgyz.ru/runs_02.shtml de bulabilirsiniz. Ancak bu çevirilerin ne kadar doğru olduğunu
bilememekteyiz. Ayrıca yazıtlardan
duraklarında da bahsedilmektedir. Biz
Macar dilini bilemediğimiz için bu duraklarda neler yazıldığını bilemiyoruz. Bunları size bildirmemiz, bu
duraklarla bağlantı kurarak belki başka bilgilere de ulaşabileceğinizi
düşünmemizdendir.
Eğer yazıtların Macarcasını bulamaz iseniz,
bizim bugünkü Türkçe’ye yaptığımız çeviriyi rahatlıkla Macar diline
çevirebilirsiniz. Bu konuda sizden kesinlikle te’lif hakkı (besteci hakkı) gibi
saçma bir talebimiz olamaz.
Sorularınıza gelince,
1998 yılında yazıtları, net olmayan
fotoğraflardan günümüz Türkçe’sine bizzat aktarmış ve bu aktarmayı da yine
bizzat yaptığımız orkun.ttf imleri ile 1999 yılı sonlarına doğru Otağımıza
asmıştık. Bu çeviride bâzı cümlelerin doğruluklarından şüphelendiğimizi de
îtiraf etmek gerekir. Zaman içinde elimize geçen daha net fotoğraflar sâyesinde
bu cümlelerin doğrularını veyâ metin içinde olması gereken hâllerini tesbit
ettik. Ancak bu değişiklikleri de Otağda gösterme fırsatını bulamadık. Sizin bu
sorularınız sâyesinde ihmâl ettiğimiz bu görevi en kısa zamanda yerine
getireceğiz.
1. taş Batı 5.-6-7.: Anlamı ne? Boğanın
işi ne? Tarkan da kimdir?
1. taş Batı, 5.-6.-7. dizileri son
okumamız şöyledir:
(5)Yol göstereni, büyüğü şad idi.
“Katıl” dedi, katılanı ben oldum: Bilge Tonyukuk. (Bu şadı) Kağan mı yapayım dedim. Düşündüm: Sıska boğalı, semiz boğalı falda
(6)çıksalar bile, (gerçekte
bunların hangisinin) semiz boğa, ya da sıska boğa
oldukları bilinemez diye çokça düşündüm. Ondan (7)sonra Teñri bilgi verdiği
için, özüm, kendim (o şadı) kağan kıldım. Bilge Tonyukuk, Boyla Bağa Tarkan ile
İlteriş kağan olunca Güney'de Çin'i, Doğu'da Kıtayn'ı, Kuzey'de Oğuz'u pek çok
öldürdü. Bilgesi, çavuşu ben kendim idim. Çoğay'ın Kuzeyi'nde Kara Kumuğ'da
oturur idik.
“Bu üç diziyi şu şekilde daha anlaşılır bir hâle koyabiliriz: Yediyüz
kişinin yol göstereni, büyüğü bir kağan oğlu idi. Bu şad “bana katılın” dedi.
Katılanı ben Bilge Tonyukuk oldum. Bu şadı “kağan yapsam mı?” diye düşündüm.
Düşündüm ki bir falda sıska boğalar da besili boğalar da çıkar ama, bunların
hangisinin sıska, hangisinin besili oldukları gözle görülmeden bilinmez. Sonra
Tanrı’nın bana verdiği bilgiyi kullanarak o şadı kağan yaptım. İlteriş kağan
olunca, ben Bilge Tonyukuk ve (arkadaşım) Boyla Bağa Tarkan ile birlikte Güney'de
Çin'i, Doğu'da Kıtayn'ı, Kuzey'de Oğuz'u pek çok öldürdü. Onun bilgesi, çavuşu
ben kendim idim. Çoğay'ın Kuzeyi'nde Kara Kumuğ'da oturur idik.”
Burada, içinde “boğa” sözcüğü geçen cümle bize göre, sanki bir ata
sözü veyâ bir deyimdir. Boyla Bağa Tarkan, üç ünvânın veyâ rütbenin birbiri
ardına söylenmesi ile yapılmış bir isimdir.
1. taş Kuzey 10.-11.: mesajın anlamı
neydi?
1. taş Kuzey, 10.-11. dizilerin
zenginleştirilmiş okunuşu şöyledir:
(9)Kağandan bu söze karşılık (10) geldi.
“(olduğunuz yerde kalın,)Oturun” diye karşılık vermiş. "Öncüyü, gözcüyü çok iyi
yerleştirin, üzerinize baskın yaptırtmayın” demiş. Bög (yâni Kapağan) Kağan bana verdiği karşılıkta işte böyle söylemiş. Apa Tarkan'a*1 da içre
(gizli) söz göndermiş: (Demiş ki) "Bilge Tonyukuk korkar, o
kendisi o yanılır*2. (Eğer o) Orduyu (düşman üstüne) yürütelim derse onaylamayın". (Ben bu) sözü işitince orduyu yürüttüm. Altun ormanını yol, iz aramadan doğrudan
aştım. İrtiş ırmağını geçit vermeyen bir yerinden geçtik. Gece de yola devâm
ettik. Bolçu'ya gün ağarmadan ulaştık.
*1- Kişi adı... Bilge Tonyukuk’un buyruğu
altındaki bir başka Türk Beği...
*2- Bu kelime okunamamaktadır. Burada daha önce çeviri yapanların
buraya yakıştırdıkları kelimeyi aynen kabûl ettik.
1. taş Güney 3.:
Acaba danışmanın bu konuda ne işi var?
1. taş Güney 3.
satırın zenginleştirilmiş okunuşu aşağıdaki gibi düzenlenince “danışman”ın işi,
sanıyoruz ki anlaşılacaktır:
“Azıcık Türk bodunu (üzerimize) yürüyor imiş. Onların Kağanı alp
bir kişi imiş. (Kağanın) Danışmanı (vezîri,
bilgesi) da çok
bilgili bir kişi imiş. O iki kişi var oldukça...
2. taş Batı 3.:
Umay'la ne oldu? Anlayamadım!
2. taş Batı 3. dizinin zenginleştirilmiş çevirisi şöyledir:
“Altun ormanını aşıp
geldik, İrtiş ırmağını (3) geçip geldik. Gelmiş olanlar alp kişilerdir, dedi.
Bunları (bu söylenenleri sanki) yağılar duymadılar. (Sanki)
Tanrı, Umay (adlı şevkat meleği), Iduk (mukaddes) Yer ve Su (adlı melekler) bunların (yağıların) üzerine ağırlık koydular, ağırlık bastılar.
2. taş Batı 5.-6.:
Kaç kişiydiler? Tarduş şadı da kim?
2. taş Batı,
5.-6. diziler için sorduğunuz “-kaç kişiydiler?” sorusu yağılar için ise sayı, bu taşın aynı
yüzündeki 1. dizide söyleniyor: On tümen, yâni yüzbin kişi... Soru Tonyukuk’un
ordusundaki er sayısı için ise, 5. dizideki şu sözler bunu bildiriyor: “Onların
yüzbin eri bizden iki, üç kat fazlaydı” denilmekle Tonyukuk’un er sayısının
ellibin ilâ otuzüçbin arasında olduğu bildiriliyor.
Başka çevirilerde “Tarduş Şad ara” diye üç kelime olarak okunan
bu kısım, bizim yaptığımız çeviride,
“Tarduş Şadara” olarak okunmuştur. Bize göre Tarduş Şadar bir yer adı
olmalıdır.
Türk Sir ne?
Yine bize göre “Türk Sir Bodun”, “Türk
Kara Kamug Bodun”, yâni Türk halk tabakasını teşkîl eden kara bodun’un
karşıtı olarak, Türk’lerin soylu, rütbeli, beğ takımını oluşturan tabakası için
kullanılmaktadır.
Sir, bir Türk boyunun adı olmamalıdır.
Acaba her millete sayı ait mi? Mesela
"On Ok", "Dokuz Oğuz", vs.
Türk bodun boylara (bod), boylar da
bölüklere ayrılarlar. Boyların bölük sayıları değişiktir. Meselâ “On Ok”,
onaltı bölük olan Ok boyunun On bölüğü, “Dokuz Oğuz”, yirmidört bölük olan Oğuz
boyunun dokuz bölüğü demektir. (“Dokuz Oğuz” bize yağı oldu.) demek, yirmidört
bölük olan Oğuz’un dokuz boyu birleşerek bize yağı oldular, diğer onbeş boy
bunlara katılmadılar.) demektir.
Macaristan’a gelen milletlerin biri:
"Besenyö" (söyle: Beşenyö). Acaba bu Macar olmus eski 5 millete mi
aitti?
Eski tarihimizde her zaman 7 Macar
derler. Acaba size göre bu sayının anlamı ne olabilir?
Bu son iki sorunuzu yorumlamanız için,
ümit ederiz ki bir önceki sorunuza verdiğimiz karşılık size bir yol
gösterecektir.
Saygılarımızla,
Tonyukuk
08.09.2002
Öncelikle yaptığınız iş için teşekkür ediyorum.
Ancak tonyukuk.net in giriş sayfasında diğer sayfalara link
olmaması kötü olmuş.
Bir phpnuke yada benzeri bir sistem kullanmanız halinde hem
güncellemede sorunlar yaşamazsınız. Hem de ek olarak phorum gibi bir forumla
siteniz üyelerine bir tartışma ve fikir alış verişi alanı sağlamış olursunuz.
Ayrıca sizin belirleyeceğiniz izinlerle sayfalarınıza kullanıcılar
da yazı ekleyebilirler. İnteraktif özelliğe kavuşmuş bir sayfa hem sizi
rahatlatacaktır, hem de sayfanız daha ciddi görünüm kazanacaktır.
Saygılar
Ali ABAKAN
Hiç Ceviz Kırdınız mı?
www.ceviz.net
*
* *
16.10.2002
Azîzim Ali ABAKAN Beğ,
Tonyukuk’un birinci sayfasından diğer sayfalara bağlantı yapmayı özellikle
istemedik. Otağımıza konuk olacakların önce Bozkurt’u selâmlamalarının
gerektiğini düşündük.
Biz de sizin hazırlamış olduğunuz ceviz.net’e konuk olduk ve pek
beğendik. İzninizle bâzı teknik konularda sizin bilgi ve görüşlerinizden
yararlanma isteğimiz olabilecektir.
Yazınızın sonundaki latîfe bize Neyzen’in “Türk’e Birinci Öğüt” adlı
şiirini hatırlattı ve tebessümümüze sebeb oldu. Sağolunuz!
Biz de size saygılar sunarız efendim.
Tonyukuk
09.09.2002
Sayın Tonyukuk Bey,
Sizi tebrik ediyorum: Çok faydalı bir siteniz var.
Ben Belçika'da yaşayan 15 yaşında bir Türkçü gencim. Türklükle ilgili bir çok
şey öğrendim. Ama bilmediğim daha bir çok şey Var. O yüzden size bir kaç şey
sormak istiyorum.
1.Uygur Yazısı ne zaman kullanıldı ve nasıl bir alfabe idi?
2.Uygur Alfabesi’ni Moğollar kullandı mı?
3.Arap Alfabesi’ni kullanan ilk Türk Devleti hangisi idi?
Sitenize Uygur Yazısı ile ilgili bir
şey katarsanız çok mutlu olurum.
Belçika’dan sevgi ve saygılarla...
Hoşçakalın.
Tanrı Türk’ü Korusun Ve Yüceltsin.
Timuçin
*
* *
16.10.2002
Azîzim Timuçin Beğ,
Tebrîkiniz için size teşekkür ederiz ve asıl biz sizi tebrîk ederiz.
Onbeş yaşındaki bir Türk gencinin tarafımıza yönelttiği soruların
özelliği bizi hem şaşırtmış hem de mutlu kılmıştır.
Şimdi sorularınızın karşılıklarına geçelim:
1.Türk yazısı M.S. 745 yılına kadar bütün Türk boylarının ortak
yazısıdır. Bu yazı 840 yılına kadar Uygur’lar, 840 yılından sonra da bir müddet
Kırgız’lar tarafından kullanılmaya devâm edilmiştir. Ancak Uygur hükûmetleri
döneminde Soğd dili alfabesi kullanılmaya başlanmış ve yazıya “Uygur Yazısı”
adı verilmiştir.
Bu yazının Uygur’lar tarafından kullanılma târîhinin ilk
örneklerinden biri olarak aşağıdaki akçayı gösterebiliriz:
Akça yazılar şöyle okunmaktadır:
Akçanın ön yüzü;
Üst : Köl Bilge
Sol : Teñri
Alt : Bugug
Sağ : Kagan
Akçanın arka yüzü;

Üst : İl tutmış
Alt : Yarlıgıña
Biz de size selâm ve sevgilerimizi
göndeririz.
Tanrı Türk’ü korusun.
Tonyukuk
11.09.2002
Merhaba,
Orhon Anıtları nerede bulunmaktadır?
Teşekkür ederim.
Kaan Alkan
*
* *
17.10.2002
Azîzim Kağan Alkan Beğ,
Sorunuzun karşılığını Otağımızın 2001 yılı OCAK ayı
yazışmalarımızdaki 03.01.2001 târîhli yazı karşılığında bulabilirsiniz.
Biz de size teşekkür ederiz.
Tonyukuk
17.09.2002
Konu: Gurgunlik
Sayın kardeşler!
Size sağ bolsun aydaşım geliyar.
Akmurat Gürgenli
* * *
17.10.2002
Azîzim Akmurat Gürgenli Beg,
Tebrik yazınız için size
rahmet...
Bizim de sizge “siz de sağ
bolunguz” diyesimiz geliyor.
Selâmlarımızla, Sevgilerimizle,
Saygılarımızla,
Tonyukuk
20.09.2002
Psikolojik savaşınız afiyettedir
inşallah!
Yok yok,
yukarıdaki cümlede bir gariplik var. İnşallah kelimesi pek uymadı, onu oradan
atmak lazım. Neyse yaz git canım....
Orhun
abideleri diye bir şey vardı. Hani taşın üstündeki yazılar. Masal gibi bir şeydi
uyduruk kaydırık. Atalarımız [siyasi reklam (tabii burada kimin atası demek
lazım? Mesela herhalde Türk olmasına rağmen onlar Tayyip Erdoğan’ın ataları
değildiler)] yazmışlar ama inanmak zor. kendilerinin çok çok ama çok aptal
olduğunu bize ispata çalışmışlar veya buna hep beraber çalışmamışlarsa, o Yuluğ
Tegin midir nedir fırlamanın birisiymiş. Bilge Kağan ve İlteriş Kağan’ın söyledikleri yerine, okuma
yazma bilmezler diye bir şeyler sallayıp gelecekle kafa bulmak istemiş. Yani bu
tasların hemen her yerinde Çinli’lerin kendilerini nasıl kandırdığını,
Göktürk’lerin nasıl birbirlerinin kuyusunu kazmakla meşgul olduğundan falan
bahsediyorlar. Yani bunların birazcık doğru olduğu düşünsek Doğu Perinçek haklı
çıkıyor. Amerika Türkiye’yi bölecek (babababa), Avrupalı’lar emperyalist
(bababababa). Ve öyle zor bir şey ki o zaman, ardı arkası kesilmeyen saçma
sapan bir çok şeyi kabul etmek zorunda kalıyorsunuz. Yani bunları kabul etmek
elektiriğin olmadığı karanlık dönemlere geri gitmeyi kabul etmek gibi bir şey.
Eğer bunlar doğru ise bizde şu iptidai doğunun bir parçası oluyoruz.
Çocuklarımız bu gerçekle nasıl yaşarlar bilinmez.
Neyse laf
çok uzadı bizim üzerimizde modern dünyanın modern araçları ile öyle bir
oynuyorlar ki (kimin yaptığını bir bulsak) kendimizi modern dünyanın dışında
sanki bir ikinci lig takımı gibi hissetmemizi sağlamaya çalışıyorlar. Halbuki
insanlığın zirveye gittiği insanlığın büyük gelişmelere imza attığı şu günlerde
biz de şerefli bir toplum olarak hürr dünyada yer almayı hak ediyoruz. Az kaldı
Avrupa Birliği dayan biz geliyoruz.......
Kivanis
Batir
* * *
17.10.2002
Yazınızı
hiçbir yerine dokunmaksızın Otağımızda yayınlıyoruz.
Zaman zaman
konuklarımızdan ve Türkçü gençlerimizden aldığımız yazılarda “Mankurt’un
târîfini biliyoruz, ancak Mankurt’a örnek bulmakta güçlük çekiyoruz.”
denilmektedir.
Yazınızı
Mankurtluğun numûnesi olarak burada yayınlamaktayız.
Bundan böyle
bize yöneltilecek “Mankurt’a bir misâl verebilir misiniz?” sorusunun
sâhiplerine yazınızın bağlantısı verilecektir.
Tonyukuk
23.09.2002
Merhaba Tonyukuk,
Bu isimlerle ilgili görüşünü almak
istedim.
Almıla, kırmızı elma yanaklı kız, eski bir Türk kadın savaşçı olarak buldum.
Egem de Egemenden ve Egeden aklıma geldi. Düşünceni öğrenmek isterim.
Saygılar,
Ozan Mustafa Şenyiğit
* * *
24.09.2002
Almıla doğrudan “Elma” karşılığıdır.
Egem? ile egemeni bağdaştırmak mümkün
değildir. Egem’i “Ege Denizim” anlamında kullanmak istiyor iseniz, Ege de
Türkçe değil Yunanca bir kelimedir. Biz Türkler “belki de Koca Bozkurt
Atatürk’ün vefâtı târîhine kadar” bu denize “Adalar Denizi” demişizdir.
1938’den sonra maarif vekâletince başlatılan metazori Yunan klasiği okutturma
işkencesiyle birlikte bu ve bunun gibi kelimeler Türk dilini kirletmesi için,
bile bile Türkçe’ye sokuşturulmuştur. Aynen Dardanel, Kapadokya, Bosforus v.b.
gibi... Bilgilerinize!..
Saygılarımızla,
24.09.2002
Sevgili
Tonyukuk,
İzniniz ile,
çoktandır merak ettiğim birkaç şey sormak isterim.
1.
"Çınar" sözcüğü değişik kaynaklara göre Farsça veya Türkçedir.
Sizin fikriniz nedir?
2. Yaklaşık
2 yıl önce resmettiğim bir tabloya adımı, soyadımı, Tengri
sözcüğünü Türkçe harfler ile yazmış idim. Ancak değişik alfabeler
yüzünden kesin doğruluğundan emin olamadım. Zahmet olmaz ise, benim
için bunların doğru şeklini yazmanız mümkün mü?
3. Osmanlı
zamanında Bulgaristan'ın Şumnu vilâyetine yerleşen Türklerin hangi
boylardan olduklarını ve oraya yerleşme zamanları konularında
bilginiz var mı? Bizim baba tarafından 200 yıllık Samsun geçmişimiz var imiş;
ancak bu çok kadim zamanlardan kimse kalmadığı için hiçbir bağlantı kurulamadı.
Ve gülücüklü
bir soru:
4. Bütün
olumsuzluklar ile baş etme gücünü kendinizde nasıl buluyorsunuz?
Şimdiden
teşekkür eder, iyi geceler dilerim, efendim!
Görüşmek
üzere; sağlıcakla kalınız!
TTK!
Sevgilerimle,
S. Kanat
* * *
17.10.2002
Azîzim S.
Kanat Katun,
1.Çınar
sözcüğü Farsça’dır. Mevlânâ’nın,
“Her dest ü
her zebân ki derûnist nef’i halk
Gayr
ez-zebân-ı sûsen ü dest-i çenâr nist”
beytinde de gelmiştir.
Tercümesi şöyledir: “Her el ve her gönül halkın yararı içindir. Eğer böyle
değil ise o dil zambak dilinden, o el çınar yaprağından başka bir şey
değildir.”
Eh, Hazret-i
Mevlânâ’ya da böyle bülbül gibi Acemce şakımak yaraşır. Muhteşem Acemce! dururken,
böyle hikemî sözleri! basit Türkçe ile söylemek (nasıl Türk ise!) koca Türk
mutasavvıfına yaraşır mı?
2.Adınız,
Türkçe’nin ses uyumu kâidesine uygun olmadığı için Türk harfleriyle
yazılamıyacaktır. Ancak Türk harflerini bugünkü Türkçe’mize uyarlamaya uğraşan
genç arkadaşlarımız, sanıyoruz ki kısa bir süre sonra bu işi çözeceklerdir.
Çıfıt ikibin yıl önce terkettiği alfabesini nasıl canlandırdı ise, çıfıt’a kat
be kat fâik olan Türkler de binikiyüz yıl önce terkettikleri o cânım
alfabelerini pekâlâ canlandırabilirler. Bizim alfabemiz ile Tanrı = Teñri “irht”, Kanat = “TNK” şeklinde yazılır.
3.Bulgareli’nin fethi 1371’deki müttefik Sırp-Bulgar ordularının Lâlâ Şâhin Paşa
tarafından Samaku Meydan Muharebesi’nde bozulmasıyla başlamıştır denilebilir.
Bu savaştan 5 yıl sonra 1376’da Bulgareli Krallığı Osmanlı hâkimîyetine
girmiştir. Aynı yıl Rumeli Beylerbeyiliği’ne tâyîn edilen Kara Temürtaş Paşa,
bir Abbâsî uygulaması olan ve başka arap devletleriyle Selçuklu’da, beyliklerde
ve Osmanlı’da da uygulanan Tımar-Hâs teşkilâtına bir de Zeâmet ekleyerek yeni
bir düzen geliştirmiştir. Tımar-Zeâmet-Hâs düzenindeki bu yeni düzen aynı yıl
Bulgareli de dâhil bütün Rumeli’nde uygulanmaya başlamıştır.
Osmanlı’nın
fütûhât iskânı töresine göre, yeni açılan bir ülkeye genellikle Konya, Karaman,
Ankara gibi Orta Anadolu’da yaşayan Türkler gönderilir. Meskûn yerlerden
gönderilecekler, o yerin nüfûsunun onda birinden fazla olamaz. Bu gönderme
işlemi özendirmeyle, fethedilen yerin özelliğine göre meselâ çiftçilik veyâ
hayvancılıkla uğraşanların seçilmeleriyle, aralarında kan dâvâsı veyâ husûmet
olan âilelerden birinin tercîhiyle ya da doğrudan buyrukla yapılır.
Türk (Oğuz)
boyları Anadolu’da meskûn olmaya başladıklarında aralarında bir kaç, göç, bir kültür,
bir gelenek, görenek, bir töre farkı bulunmadığından aynı yörelerde yerleşmekte
bir beis görmemişlerdir. Osmanlı da fütûhât iskânında bir iki istisnânın
dışında boy tercîhinde bulunmamıştır.
Azîzim Kanat
Katun,
Eğer Şumnu’da
yerleşik olan âilenizin tımar, zeâmet veyâ hâs gibi bir özelliği varsa belki
buradan bir ip ucu yakalamak mümkün olabilir. Ancak bu ip ucundan sağlıklı bir
sunuç çıkarmak da yıllar sürebilir. Baba tarafınızın ikiyüz yıllık Samsun
geçmişi de size bir ip ucu verebilir. Ancak dedeleriniz acaba ikiyüz yıl önce
Samsun’a nereden gelmişlerdir? Eğer Samsun’a geliş Şumnu’dan ise neden
gelmişlerdir? Bu geliş bir tâyin midir, yoksa ödüllendirme veyâ cezâlandırma
mıdır?
4.Bu
sorunuzun bir tek karşılığı var: Mensûbu olmaktan şeref duyduğumuz Türk
Bodunu’nun, Teñri’nin öz bodunu olduğuna, îmân mertebesindeki inancımızdır.
Biz de size
teşekkür ederiz, efendim.
Tanrı Türk’ü
korusun.
Tonyukuk
29.09.2002
Öncelikle tüm
Türkçü kardeşlere merhaba demek isterim.
Yaptığınız çalışma gerçekten de Türkçülük açısından çok güzel ve olumlu. Ben,
Millî Eğitim Bakanlığı
bünyesinde görev yapan bir öğretmenim. Ayrıca, Türkoloji, Atatürk ve Türkçülük
konusunda geniş bir
içeriğe sahip Kemalist-Türkçü bir sitem var. Eğer sitemi ziyaret edip, otağımı
şenlendirirseniz
sevinirim.
Kutlu Altay Kocaoğlu
http://kutlualtay81.sitemynet.com
* * *
17.10.2002
Azîzim Kutlu Altay Kocaoğlu Beğ,
Bizden de size selâm olsun. Tanrı sizi
esirgesin, yarlıgasın.
Biz de sizin Otağınıza konak olduk ve
pek beğendik. Çalışmalarınızdaki başarının devâmını diler, saygılar sunarız.
Tonyukuk