TONYUKUK'a gelen yazılar... ve
TONYUKUK'un karşılıkları...
TEMMUZ-2002
(Yazılar geliş târîhlerine göre sıralanmışlardır.)
09.07.2002
Dilimize gerekli önemi veriyor, özen gösteriyor muyuz? Şöyle bir
bakın izlediğiniz televizyon programlarına, okuduğunuz kitap, dergi veya
gazetelere, sokaklardaki tabelalara hele bir de kalburüstü diyebileceğimiz
insanların demeçlerine.
Bir mobilya reklamında "trendy and frendly" adıyla genç odası takımı
tanıtılıyor. İyi bir "sound" yakalamak, "concept"
oluşturmak, "cool" takılmak, "parametre" değerlendirmek
gibi konuşmaları işitebiliyoruz.
Dilimizde zaten yeteri kadar yabancı sözcük varken bazı Türkçe sözcüklerin
yerine çeşitli yabancı dilde karşılıkları kullanılıyor. Hatta kimi Türkçe
sözcükleri bile İngilizce dilbilgisine göre yazıyorlar. (Pasha, Eskidji, Laila
vb.). Daha benzeri sayabileceğimiz o kadar garabet örnek var ki, geleneksel
tepkisizliğimiz yüzünden hiç sorgulanmıyor bile.
Diğer yandan bilişimdeki gelişmeler ve internet kullanımı yaygınlaştıkça
yepyeni ufuklar ve dolayısıyla yeni kavramları, terimleri ortaya çıkardı. Ve
çıkarmaya da devam edecektir. Sanal ticaretten sonra e-devlet, e-hükümet,
e-Avrupa gibi. Bu yeni kavramların yanı sıra teknik terim ve sözcüklerin de
dilimize uygun ilkeler doğrultusunda tartışılıp, en uygun karşılığının
kullanılması da gerekecektir.
Büyük Atatürk 1930'lu yıllarda tüm dünya uygarlıkları ile beraber Türklerin kim
olduğu, nerden geldiği, tarihi, dili, kökeni gibi kısacası her türlü kültürel
ve toplumsal özelliklerin araştırılması amacıyla bilimsel kurumlar
oluşturdu. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih
Kurumu gibi kuruluşlarla, köklü bir geçmişe sahip Türkçemizin sağlam bir
eğitim, bilimsel ve kültür dili kimliğine kavuşturulması temel alındı.
Günümüzde bu temele; ne kadar gerçekleştirildiği ya da yakınlaştığı ile ilgili
çeşitli kesimlerde tartışmalar epeydir sürüyor. Bu tartışmalardan geniş bir
kavram olan dil kavramının, kültür bağlamında konu uzmanı veya bilgi birikimi
yönünden daha çok, yukarıda belirttiğim dilimizi kullanış biçimlerindeki; bizi
rahatsız etmesi gereken örnekler karşısında duyarlı ve tepkili olmamız
gerektiğidir.
Genel olarak tasarladığım bu yazıyı hazırlamam, öteden beri Türkçe konusunda kendimce
önem vermeye çabalayan bir kimse olarak ve son zamanlarda okuduğum bilim adamı
Oktay SİNANOĞLU'nun "Bye bye Türkçe" adlı kitabından sonra oluştu.
Yazarının görüş, anı ve düşünce yazılarından derlenerek oluşturulmuş olan bu
kitap, dilimizin geleceği ile ilgili tehlikelere dikkat çekiyor ve öneriler
sunuyor.....
İyi çalışmalar dileğiyle,
Aydın Palaz
Balgat/ANKARA
* * *
31.07.2002
Azîzim Aydın Palaz Beğ,
Güzel Türkçe’miz hakkındaki endîşelerinizi bildirdiğiniz yazınız
bizi de mütehassis etmiştir.
Bu konuda bundan dört yıl kadar önce bizler de bir çalışma yapmış,
bilhassa Istanbul’un ana caddelerindeki bâzı iş yerlerinin fotoğraflarını
çekerek kamu oyunun dikkatine sunmuştuk. “Süleymâniye Kürsüsü” adı altında
yaptığımız bu mücâdele Anadolu’nun birkaç il ve ilçesinde teveccüh görmüş, bu
il ve ilçelerin belediyeleri, eskilere dokunmamakla birlikte yeni açılacak iş
yerlerinin adlarının Türkçe olması esâsını aramışlardır.
Bu mücâdele sizin de bahsettiğiniz gibi anlaşılması mümkün olmayan
bir vurdumduymazlığın kurbânı olmuş, eski tas eski hamam uygulaması devâm ede
gitmiştir.
Bütün bunlara rağmen bu işin düzeltilmesi sanıldığı kadar zor olmasa
gerektir.
1-Adları
Türkçe olmayan iş yerlerinden alış veriş yapmamak, bu tepkimizi yaratan
sebepleri ve aleyhlerinde yapılacak propagandaları iş yeri sâhiplerine
bildirmek,
2- İlgili iş yerinin telefonlarını tesbît ederek yine sâhiplerini
telefonla uyarmak, adlarından rahatsızlık duyduğumuzu, yılmadan, sıkılmadan her
gün tekrarlamak,
3-Konuya
askerlerin dikkatini çekerek duruma müdâhale etmelerine ma’tûfen yeni açılacak
iş yerlerine özellikle Arap, Acem tamlamalı adlar vermek, buralarda satılacak
emteâyı da Arapça ve Acemce adlarıyla etiketlemek,
4-Bu
tür iş yerleri için özel bir vergi kânûnu çıkartarak bunlara uygulanacak vergi
oranlarını yüzde elli arttırmak, (Tabii öncelikle bu konulara hassâsiyet
duyabilecek gerçekten Türk Millîyetçisi bir parlamentoya, bir Atatürk
Parlamentosu’na sâhip olmak...)
5-İngiliz
imlâsı ile yazılmış adlarla her zaman, her yerde hattâ kendi yerlerinde bile
istihzâ etmek,
6-İngiliz
imlâsı ile yazılmış adları, kelimeleri, “İngiliz’lerin ve Amerikalı’ların
kendilerine âit olanları da dâhil” vaktiyle dilimize yerleştikleri gibi
kullanmak, yazıldıkları gibi okumak ve söylemek, hattâ söylendikleri gibi
yazmak...
Bu listeyi uzatmak mümkündür.
Sinanoğlu Oktay Hoca, bu konuda hiçbir karşılık beklemeden ve gözünü
budaktan sakınmadan savaşan çetin ve alp bir kişidir.
İnanıyoruz ki bu moda da geçecek, savaşı görklü Türkçe kazanacaktır.
Saygılarımızla,
Tonyukuk
13.07.2002
Sayın Tonyukuk selamlar;
Sitenizi birkaç zamandır takip
ediyorum. Yazılanlar arasında benim merakımı giderecek bir bilgiye henüz
ulaşamadım. Daha doğrusu şu zamana kadar hiçbir sitede doğru düzgün Türkçe
kaynaklı bir bilgi bulamadım.
Okuduğum kaynaklar bilimsel
verilerin dışında hep genel bilgiler olarak kaldı.
İzlinizle hemen konuya geçmek
istiyorum.
Sayın Tonyukuk bey; Sizinle paylaşmak
istediğim konuların içeriği kısaca şöyle:
Benim konum Türk ırkının menşeini yani kökenini
araştırmak... Bu konuda bilgi toplamaya çalışıyorum...
Bunun sebebi ırkçı yada milliyetçi bir
kişi olduğumdan değil sadece Halkımı ve kendi kökenimi yani atalarımızı merak
ettiğimdendir. Aksine şunu da dürüst bir şekilde belirtmek isterim ki Komünist
felsefeye ve ideolojiye bağlıyım. Ancak köklerimize ve yüce Türk
milletine bunun bir zararı olacağını düşünmüyorum.
Bu bağlamda Türkçü
bir kişiyim de ama asla ırkçı değil.
Evet... Sorunumuz Türk milleti hangi
ırka mensup? Ben sarı ırktan olduğumuzu düşünüyorum...
Tarihte Moğollar ve Türkler o kadar çok
birbirleri ile iç içe yaşamışlar ki dilleri kültürleri birbirlerine çok yakın
Moğolları Türklerden ayırt edemiyorum arada acaba ırksal bir fark var mı?
Ayrıca bizim Asyada yaşamış ve beyaz ırktan olan esasen Kafkasya kökenli bir Andronova insanın soyundan geldiğimizde yazılıyor... Bu sizce ne derecede doğru?
Ben bizim atalarımızın Kızılderililer
olduğuna da inanan biriyim....
Sizce bu konunun içinden nasıl
çıkabiliriz.....
Kızılderililer konusunda ne düşünüyorsunuz?
Kızılderililerin Türklerle olduğu gibi
Moğol’larla da bir bağı var mı?
Ya da aslen Moğol kökenli bir halk
mıdırlar
veya Asya’daki sarı ırkların tamamının
oluşmasına sebep olan bir unsur muydular?
Türk’ler, Moğol’lar ve Kızılderili’ler şamanist birer toplum. (gerçi Moğol’larda budist etkinlikler de söz konusu) Ancak Şamanizm’in hangi halka ait olduğu da beni çok ilgilendiriyor. Bu konuda kesinliğe kavuşmuş değil....
Dikkatli incelendiği zaman Türk’lerin
boy yapıları Kızılderili’lerinki gibi aynı...
Almanlar ve
İngilizler ayrı milletler ama Hunlar, Oğuzlar, KökTürk'ler, Uygurlar ve bu
oluşum'dan önceki boylar, Türk olup da kendilerini böyle ifade eden
unsurlardır. Aynen Kızılderili’lerde Apachler, Comnche'ler vs. gibi saymakla
bitmezler. Önce boylara ayrılırlar, sonra kendi boylarını ayrı bir millet
yapacak kadar kökten uzaklaşırlar. Ama sonuçta aynı köktendirler...
Ben Kırgız, Özbek, Oğuz, Hun diye
anılmalarına biraz üzülüyorum. Sonuçta hepsi Türk Milleti. Bu millete
Kızılderili’ler de dahil....
Yalnız Tacikler
hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Onlar Türklerden ayrı mı?
Tonyukuk Bey, bana bu konuda bilgi
kaynakları tavsiye etmenizi rica ediyorum.
Beyaz ırk etkeni
Anadolu Türkleri’nde yani bizde mevcuttur. Ancak bu atalarımız ve
Kızılderili’ler için de geçerli mi? Çünkü Anadolu’daki Türklük etkeni
Sümer’lilerle başlıyor. Etrüsk’leri de bu alana dahil etmek lazım. Anadolu’daki
beyaz ırklarla epey kaynaşma var. Osmanlı’ya kadar devam ediyor bu konu....
Asıl önemli olan
Türklerin var oluşundaki halklar kim?
Beyaz mı, sarı mı? Bu
çok önemli?
Bilgilerinizi arz ederim.
Tanrı Ülgen Türk Milletini Korusun!
*
* *
31.07.2002
Azîzim Gökhan Evsen Beğ,
Tarafımıza yönlendirdiğiniz sorularınıza karşılık vermeden önce bir
konuya açıklık getirmeyi düşündük:
Komünizmde menşe, kök, soy aramak gibi bir kavram kabûl
edilemezlerin içindedir. Eğer siz Komünist iseniz milletinizin kökünü, kökenini
arama hakkını size vermezler. Eğer “ben milletimin, hattâ kendimin kökünü,
kökenini bulmak istiyorum” diyor ve bu yolda bir çaba sarfediyor, çalışıyor
iseniz, siz samîmî bir Komünist değilsinizdir.
Komünizm Türk Irkı’na ve milletine yapacağını zâten yapmıştır. Kızıl
Rus, Kazakeli’nde atom denemeleriyle, Özbekeli’nde (tarlalarda çalışan binlerce
Türk insanını buralardan tahliye etmeden) havadan pamuk ilaçlama
çalışmalarıyla binlerce Türk’ün ölümüne
sebep olmuş, yüzbinlerce Türk’ü sakat bırakmıştır. Kızıl Çin’in vahşeti devâm
etmektedir. Sâdece îdamlar bir yıl içinde ortalama, günde en az bir Uygur
Türkü’nün canını almaktadır.
Türk Irkı’nın kökünü arama konusunda Türkçü olduğunuzu ama aslâ
ırkçı olmadığınızı söylemektesiniz. Bizi bağışlayınız ama sizin Türkçü’lüğünüz
bize doğuştan tek bacaklı bir yüz metre koşucusu görüntüsü vermektedir.
Bu gerçekleri dile getirdikten sonra sorularınızın karşılıklarına
geçebiliriz:
* Türk herhangi
bir ırka mensup değil, kendisi başlı başına bir ırktır ve sarı derili de
değildir.
* Türk’lerle
13üncü yüzyıldan i’tibâren Moğol dediğimiz insanlar aynı ırktandırlar. Moğol
dediklerimiz zamanla Türk’lerden uzaklaşmışlar ve bir dil farkının doğmasına
sebep olmuşlardır.
* Türk’lerin Asya’da yaşamış, beyaz derili,
Kafkas kökenli bir Andronova insanın soyundan geldiği doğru değildir.
*
Kızılderili’ler Türk’lerin ataları değildirler.
*
Kızılderili’lerin Türk oldukları yolundaki görüş hâlen tartışılmaktadır. Bu
konuda size E yayınlarından, R. Oğuz Türkkan’ın “Kızılderili’ler ve Türk’ler”
adlı kitabını okumanızı tavsiye ederiz.
* Türk’lerle
bugün Moğol dediğimiz insanlar aynı ırktandırlar. Kızılderili’lerin Türk
ırkından oldukları tasrîh olunursa, bunların üçünü kardeş saymak lâzım gelir.
*
Kızılderili’ler Moğol kökenli bir halk değildir.
* Ne Türk’ler,
ne Moğol’lar ve ne de Kızılderili’ler Asya’daki sarı derililerin oluşmasına sebep
olmamışlardır.
* Kullandığınız “Şamanist” tâbiri doğru
değildir. Şaman Kök Tengri Dîni’nin din adamlarına, kamlarına verilen bir
addır. Şamanist sonuna aldığı ‘ist’ ekiyle şaman taraftarı, şamancı gibi bir
anlam kazanır (Komünist’in komüncü, komün taraftarı anlamı taşıması gibi).
Türk’lerin dîni Kök Tengri Dîni’dir. Sonra’dan Moğol adıyla adlandırdığımız
Türk boyu da tabiatıyla bu dînin mensûbudur. Kızılderili din adamlarının tef
ile yaptıkları âyinler Türk şamanlarının, kamlarının yaptıkları âyinlere
benzemektedir (kilim motiflerinin benzerliği gibi). Bu benzeyiş
Kızılderili’lerin de (şimdilik) Kök Tengri Dîni’ne mensûb olduklarını
göstermez. Bu benzerliklere karşılık meselâ Kızılderili’lerin ağaçtan
yaptıkları totemler bizim eski dînimizde ve inançlarımızda yoktur.
* Türk olarak
saydığınız Kırgız, Özbek, Oğuz, Hun için şunları söyleyebiliriz. Kırgız, Oğuz, Kun boy adlarıdır. Özbek bir
cemaat adıdır (Osmanlı, Kazak gibi). Bugün kullandığımız soy yâni âile
adlarımız ne denli gerekli ise Türk’lerin boylara ayrılmaları da bir gerekten,
bir ihtiyâctan doğmuştur. Ancak
Kızılderili’leri de bu katagoriye katmak için vakit erkendir.
* Tacik’ler Fars
kökenlidirler.
* Türk’ler de,
Sümer’ler de, Etrüsk’ler de beyaz derilidirler.
* Türk’lerin var oluşunda
başka halklar aramak yanlıştır. Türkler yüce yaradan tarafından doğrudan Türk
olarak yaratılmışlardır.
* Size
şimdilik “Türk Kültürünü Araştırmaları Enstitüsü”nün yayınlamış olduğu ‘Türk
Dünyası El Kitabı’ adlı eseri temin ve tetkik etmenizi sağlık verebiliriz.
Kök Tengri sizi komünizm sayrılığından kurtarsın!
Tonyukuk
13.07.2002
Sayın
Tonyukuk,
Öncelikle
şunu söyleyeyim, azimle bu siteyi sürdürmeniz çok olumlu. Şu anda bu bilince
fazlaca ihtiyaç var. Artık ülkemiz ve milletimiz bir dönüm noktasında. Ya
atalarının bağımsızlıkçı, özüne dönmüş yolundan gidecek ya da mandacı,
sömürgeci, Mason, Yahudi dönmesi, devşirme, Arap sevdalısı, kısacası Türk'e
düşman işbirlikçilere kapılıp gidecek. Tek yol Türkçü yoldur. Artık
uyanmalıyız.
Türk
Milleti’nin ayağa kalkıp silkinmesi, titremesi ve kendini saran bu dahili ve
harici bedhahlara tokatını vurması zamanı gelmiştir.
Büyük
Atatürk'ün o sınırsız ırk bilinciyle dediği gibi:
'Muhtaç
olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur'
Tanrı Türk'ü
Korusun.
Mazhar Şiringöz
* * *
31.07.2002
Azîzim Mazhar Beğ,
İnancımıza göre Türk’ler Türk
Töresi’nin yasalarıyla yönetilmelidirler.
Bizler bunun böyle olması için
pek çok çaba sarf ettik. Yıllar yılı, “şöyle olduk, böyle olduk, şu kadar
Türkçü’müz oldu, bu kadar Türkçü yetiştirdik” diye her yerde öğündük, özellikle
de Atsız Hoca’nın kabri başında nutuklar attık. Gün geldi bir de baktık ki
masallardaki gibi az gitmişiz, uz gitmişiz ama bir arpa boyu yol gitmişiz.
Nerede hatâ yapmıştık?
Biz kırk yıl boyunca Türkçü bir
kitle yetiştirmiştik. Yetiştirdiklerimizin onlara verdiğimiz telkinât ile bir
lider sultasının tahakkümü altına girmesinin mümkün olamayacağını düşünmüştük.
Bunların içinden siyâsete girenlere de son derecede güveniyor, bunların dâimâ
Türk’ün menfaat, onur ve çıkarlarını düşünerek hareket edeceklerine
inanıyorduk.
Ama işler düşündüğümüz gibi
gelişmedi. Türk kasabına verilen nişân berâtındaki birkaç nâmdâr Türkçü!nün imzâsı, dünyâ durdukça duracak, dereyi geçerken at
değiştirmek târîh denilen yanılmaz mahkemede hiç kimsenin beraat etmesini
sağlayamayacaktır.
Kanaatimizce, her siyâsî
topluluğun, bilhassa milliyetçiliği kendisine şiâr edinmiş bir siyâsî
topluluğun lideri en azından Atatürk
kadar millî şuura sâhip olmalıdır. Mevcutları Atatürk’le kıyâs ediniz.
Göreceğiniz manzara tüylerinizi ürpertmeye yetecektir.
İşte biz burada hatâ yaptık.
Yetiştirdiğimizi sandıklarımız
Türkçülük’le ilgisi olmayan liderlerin istekleri doğrultusunda parmak kaldıran
kişiler oldular. Şimdi düşünüyor ve diyoruz ki “Biz sâdece parmak kaldıran yüz,
bin, yüzbin Türkçü yetiştireceğimize keşke tek bir Türkçü Lider yetiştirseydik,
emeklerimizi bu yolda harcasaydık.”
Bütün bunlara rağmen “umut en son
terkedilen şeydir” inancıyla, yetişenlerin içinde, belki bizim bilmediğimiz bir
er kişi, bir erkek kişi, bir alp kişi, bir Türk kişi vardır ve Ulu Tanrı öyle
istediği için, artık Türk’üne acıdığı için, Türk’ünü yarlıgayıp esirgediği için
onu, başkanlık burcuna yükseltir, yüceltir.
Tanrı
Türk'ü Korusun.
Tonyukuk
22.07.2002
Merhaba,
İlk önce güzel bir sayfanız olduğu için kutlarım.
Benim iki sorum olacak... Kim bilir belki de siz yanıtlayabilirsiniz:
1. İsim ve anlamı;
Sitenizde Türk isimleri yayınlamışsınız. Bu çok güzel. Fakat anlamlarını bulmak
ne yazık ki çok zor
(şimdiye ben en azından ulaşamadım). Çünkü doğacak çocuğumuza öz bir Türk ismi
vermek istiyoruz. Fakat bu isim çok eskilere dayanmalı (yani Müslümanlıktan
önce, Atalarımızın Asya'da yaşadıkları dönemi kastediyorum).
2. Türk sembolleri;
Ne yazık ki internette olsun kitapçılarda olsun yukarıda belirtmiş olduğum
döneme ait Türk sembolleri ve tabii anlamlarını bulmak imkansız gibi neredeyse.
Mesela sizin ana sayfanızı süsleyen arka plandaki işaretlerden göze hoş görünen
bazıları var. Fakat bunlar gerçekten Türk sembolleri mi? Eğer öyle ise bunların
anlamı nedir? Nereden geliyorlar?
Eğer bu iki soruma yardımcı olursanız çok memnun olurum.
Hoşça kal.
Tutku
*
* *
31.08.2002
Azîzim Tutku Karındaş,
1- Otağımızdaki Türkçe adlar dizini,
Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’nın yayınlarından olan “Türkçe Adlar
Derlemesi” adlı kitabın dizin kısmıdır. Buradaki adların anlamları için vakıftan
adı geçen kitabı te’mîn etmelisiniz. Vakfa 0212 511 10 06 nu.lı telefondan
ulaşabilirsiniz.
2- Türk tamgalarını rahmetli H.
Nâmık Orkun’un Türk Dil Kurumu yayınlarından olan “Eski Türk Yazıtları” adlı
eserinin sonunda, Tuncer Gülensoy’un Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
yayınlarından olan “Orhun’dan Anadolu’ya Türk Damgaları” adlı kitabında
bulabilirsiniz.
Otağımızın girişinde gördüğünüz imler birer tamga değil, ilk ve tek
millî yazımız olan Türk yazısı ile yazılmış bir metindir. Bu yazıya ait
harfleri, otağımızdaki orkun.ttf dosyasını bilgisayarınızdaki vindovsun
altındaki font dosyasına kaydettiğinizde, hem vord hem de eksel programlarında kullanabilirsiniz. Bu
harflerle ilgili daha fazla bilgiyi de yine otağımızdaki “Türk
Yazısı'nın abaçası- Türk Yazısı nasıl okunur, yazılır?” adlı bağlantıda
bulabilirsiniz.
Siz de sağlıcakla kalınız.
Tonyukuk
23.07.2002
Azîzim Tonyukuk Beğ,
Yıllardan beri Tonyukuk.com otağınıza
konuk oluyorum. Hele o "Konuklarımızın Gönderdikleri" köşenizin
güncellenmesini dört gözle bekliyorum. Yazılarınızı okuyunca içimdeki
kıpırtılara engel olamıyorum. Damarımdaki kan biraz daha hızlanıyor.
Damarımdaki kan fışkıracak gibi oluyor zannediyorum. Mükemmel bir Türkçe’niz
var. İmrenmedim desem yalan söylemiş olurum. Bu yüzden sizi kutluyorum.
Ben de zannediyorum sizden özendim ve http://www.altayli.net adlı otağımı kurdum. Belki konuğum olursanız beni bahtiyar ve
mutlu etmiş olursunuz. Yerimin darlığı sebebiyle özellikle Hüseyin
Nihâl ATSIZ Beğ'in diğer makalelerini koyamıyorum. Bir de yoğun iş hayatım
sebebiyle fazla da ilgilenemiyorum. Amacım bu otağıma ATSIZ Beğ'in bütün
eserlerini koymak ve Türk Soyu’nun hizmetine sunmak. Bunu yapabilir isem
kendimi mutlu hissedeceğim. Bir de kusurum var; fazla titiz davranıyorum
zamanımın az olmasına rağmen.
Sizlerden istirhamım sadece bana yol
göstermenizdir. Başarılarınızın devamını diler güncellemelerinizin daha sık
olmasını isterim.
Derin Saygılarımla,
Tanrı Türkü Korusun ve Yüceltsin.
Altaylı
* * *
31.07.2002
Azîzim Altaylı Beğ,
Gerek sitemiz ve gerekse kullandığımız Türkçe
için yaptığınız kutlama bize kuvvet vermiştir.
Biz de sizin hazırladığınız http://www.altayli.net adlı otağınıza konuk olduk. Sizi tebrîk ederiz.
Bir müddet önce biz de Atsız’ın bütün
eserlerini otağımızda yayınlamayı düşünmüş ve bu konuda teşebbüse geçmiştik.
Ancak karşımıza te’lif hakları engeli çıkınca bu işten vazgeçmek zorunda
kaldık.
Fazla titiz davranmanız sizin lehinize
olan bir durumdur. Otağınıza çok fakat yararsız nesneler yerleştirmektense az
fakat yararlı nesneler yerleştiriniz. Bu bir kayıp değil, bilakis büyük bir
kazançtır. Otağınıza ayırdığınız zamanın yetersizliği hakkında da aynı şeyleri
söyleyebiliriz.
Bize, varsa taleplerinizi bildiriniz.
Size elimizden geldiğince ve aklımızın erdiğince yardımcı olabilirsek bundan
kıvanç duyarız.
Aşağıdaki horyatı güzel otağınıza konak
olan bizlerden otağınıza getirilmiş bir ev hediyesi olarak lûtfen kabûl ediniz:
Altaylı
Adam aman altaylı
Türkler orduyla geçti
Toruğ yağız al taylı
Sorduk atanız kimdir
Dediler ki Altay’lı
Üçoklar’la Bozoklar
Oğuzlayın alt(ı)aylı
Tanrı
Türk'ü Korusun.