TONYUKUK'a gelen yazılar... ve TONYUKUK'un karşılıkları...

TEMMUZ-2002

(Yazılar geliş târîhlerine göre sıralanmışlardır.)


09.07.2002

Dilimize gerekli önemi veriyor, özen gösteriyor muyuz? Şöyle bir bakın izlediğiniz televizyon programlarına, okuduğunuz kitap, dergi veya gazetelere, sokaklardaki tabelalara hele bir de kalburüstü diyebileceğimiz insanların demeçlerine.
Bir mobilya reklamında "trendy and frendly" adıyla genç odası takımı tanıtılıyor. İyi bir "sound" yakalamak, "concept" oluşturmak, "cool" takılmak, "parametre" değerlendirmek gibi konuşmaları işitebiliyoruz.
Dilimizde zaten yeteri kadar yabancı sözcük varken bazı Türkçe sözcüklerin yerine çeşitli yabancı dilde karşılıkları kullanılıyor. Hatta kimi Türkçe sözcükleri bile İngilizce dilbilgisine göre yazıyorlar. (Pasha, Eskidji, Laila vb.). Daha benzeri sayabileceğimiz o kadar garabet örnek var ki, geleneksel tepkisizliğimiz yüzünden hiç sorgulanmıyor bile.
Diğer yandan bilişimdeki gelişmeler ve internet kullanımı yaygınlaştıkça yepyeni ufuklar ve dolayısıyla yeni kavramları, terimleri ortaya çıkardı. Ve çıkarmaya da devam edecektir. Sanal ticaretten sonra e-devlet, e-hükümet, e-Avrupa gibi. Bu yeni kavramların yanı sıra teknik terim ve sözcüklerin de dilimize uygun ilkeler doğrultusunda tartışılıp, en uygun karşılığının kullanılması da gerekecektir.
Büyük Atatürk 1930'lu yıllarda tüm dünya uygarlıkları ile beraber Türklerin kim olduğu, nerden geldiği, tarihi, dili, kökeni gibi kısacası her türlü kültürel ve toplumsal  özelliklerin araştırılması amacıyla bilimsel kurumlar oluşturdu. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu gibi kuruluşlarla, köklü bir geçmişe sahip Türkçemizin sağlam bir eğitim, bilimsel ve kültür dili kimliğine kavuşturulması temel alındı.
Günümüzde bu temele; ne kadar gerçekleştirildiği ya da yakınlaştığı ile ilgili çeşitli kesimlerde tartışmalar epeydir sürüyor. Bu tartışmalardan geniş bir kavram olan dil kavramının, kültür bağlamında konu uzmanı veya bilgi birikimi yönünden daha çok, yukarıda belirttiğim dilimizi kullanış biçimlerindeki; bizi rahatsız etmesi gereken örnekler karşısında duyarlı ve tepkili olmamız gerektiğidir.
Genel olarak tasarladığım bu yazıyı hazırlamam, öteden beri Türkçe konusunda kendimce önem vermeye çabalayan bir kimse olarak ve son zamanlarda okuduğum bilim adamı Oktay SİNANOĞLU'nun "Bye bye Türkçe" adlı kitabından sonra oluştu. Yazarının görüş, anı ve düşünce yazılarından derlenerek oluşturulmuş olan bu kitap, dilimizin geleceği ile ilgili tehlikelere dikkat çekiyor ve öneriler sunuyor.....
İyi çalışmalar dileğiyle,

Aydın Palaz

Balgat/ANKARA
* * *

31.07.2002

Azîzim Aydın Palaz Beğ,

Güzel Türkçe’miz hakkındaki endîşelerinizi bildirdiğiniz yazınız bizi de mütehassis etmiştir.

Bu konuda bundan dört yıl kadar önce bizler de bir çalışma yapmış, bilhassa Istanbul’un ana caddelerindeki bâzı iş yerlerinin fotoğraflarını çekerek kamu oyunun dikkatine sunmuştuk. “Süleymâniye Kürsüsü” adı altında yaptığımız bu mücâdele Anadolu’nun birkaç il ve ilçesinde teveccüh görmüş, bu il ve ilçelerin belediyeleri, eskilere dokunmamakla birlikte yeni açılacak iş yerlerinin adlarının Türkçe olması esâsını aramışlardır.

Bu mücâdele sizin de bahsettiğiniz gibi anlaşılması mümkün olmayan bir vurdumduymazlığın kurbânı olmuş, eski tas eski hamam uygulaması devâm ede gitmiştir.

Bütün bunlara rağmen bu işin düzeltilmesi sanıldığı kadar zor olmasa gerektir.

1-Adları Türkçe olmayan iş yerlerinden alış veriş yapmamak, bu tepkimizi yaratan sebepleri ve aleyhlerinde yapılacak propagandaları iş yeri sâhiplerine bildirmek,

2- İlgili iş yerinin telefonlarını tesbît ederek yine sâhiplerini telefonla uyarmak, adlarından rahatsızlık duyduğumuzu, yılmadan, sıkılmadan her gün tekrarlamak,

3-Konuya askerlerin dikkatini çekerek duruma müdâhale etmelerine ma’tûfen yeni açılacak iş yerlerine özellikle Arap, Acem tamlamalı adlar vermek, buralarda satılacak emteâyı da Arapça ve Acemce adlarıyla etiketlemek,

4-Bu tür iş yerleri için özel bir vergi kânûnu çıkartarak bunlara uygulanacak vergi oranlarını yüzde elli arttırmak, (Tabii öncelikle bu konulara hassâsiyet duyabilecek gerçekten Türk Millîyetçisi bir parlamentoya, bir Atatürk Parlamentosu’na sâhip olmak...)

5-İngiliz imlâsı ile yazılmış adlarla her zaman, her yerde hattâ kendi yerlerinde bile istihzâ etmek,

6-İngiliz imlâsı ile yazılmış adları, kelimeleri, “İngiliz’lerin ve Amerikalı’ların kendilerine âit olanları da dâhil” vaktiyle dilimize yerleştikleri gibi kullanmak, yazıldıkları gibi okumak ve söylemek, hattâ söylendikleri gibi yazmak...

Bu listeyi uzatmak mümkündür.

Sinanoğlu Oktay Hoca, bu konuda hiçbir karşılık beklemeden ve gözünü budaktan sakınmadan savaşan çetin ve alp bir kişidir.

İnanıyoruz ki bu moda da geçecek, savaşı görklü Türkçe kazanacaktır.

Saygılarımızla,

Tonyukuk   


13.07.2002

Sayın Tonyukuk selamlar;

Sitenizi birkaç zamandır takip ediyorum. Yazılanlar arasında benim merakımı giderecek bir bilgiye henüz ulaşamadım. Daha doğrusu şu zamana kadar hiçbir sitede doğru düzgün Türkçe kaynaklı bir bilgi bulamadım.

Okuduğum kaynaklar bilimsel verilerin dışında hep genel bilgiler olarak  kaldı.

İzlinizle hemen konuya geçmek istiyorum.

Sayın Tonyukuk bey; Sizinle paylaşmak istediğim konuların içeriği kısaca şöyle: 

Benim konum Türk ırkının menşeini yani kökenini araştırmak... Bu konuda bilgi toplamaya çalışıyorum...

Bunun sebebi ırkçı yada milliyetçi bir kişi olduğumdan değil sadece Halkımı ve kendi kökenimi yani atalarımızı merak ettiğimdendir. Aksine şunu da dürüst bir şekilde belirtmek isterim ki Komünist felsefeye ve ideolojiye  bağlıyım. Ancak köklerimize ve yüce Türk milletine bunun bir zararı olacağını düşünmüyorum.

Bu bağlamda Türkçü bir kişiyim de ama asla ırkçı değil. 

Evet... Sorunumuz Türk milleti hangi ırka mensup? Ben sarı ırktan olduğumuzu düşünüyorum...

Tarihte Moğollar ve Türkler o kadar çok birbirleri ile iç içe yaşamışlar ki dilleri kültürleri birbirlerine çok yakın Moğolları Türklerden ayırt edemiyorum arada acaba ırksal bir fark var mı?

Ayrıca bizim Asyada yaşamış ve beyaz ırktan olan esasen Kafkasya kökenli bir Andronova insanın soyundan geldiğimizde yazılıyor... Bu sizce ne derecede doğru?

Ben bizim atalarımızın Kızılderililer olduğuna da inanan biriyim....

Sizce bu konunun içinden nasıl çıkabiliriz.....

Kızılderililer konusunda ne düşünüyorsunuz? 

Kızılderililerin Türklerle olduğu gibi Moğol’larla da bir bağı var mı?

Ya da aslen Moğol kökenli bir halk mıdırlar

veya Asya’daki sarı ırkların tamamının oluşmasına sebep olan bir unsur muydular?

Türk’ler, Moğol’lar ve Kızılderili’ler şamanist birer toplum. (gerçi Moğol’larda budist etkinlikler de söz konusu) Ancak Şamanizm’in hangi halka ait olduğu da beni çok ilgilendiriyor. Bu konuda kesinliğe kavuşmuş değil.... 

Dikkatli incelendiği zaman Türk’lerin boy yapıları Kızılderili’lerinki gibi aynı...

Almanlar ve İngilizler ayrı milletler ama Hunlar, Oğuzlar, KökTürk'ler, Uygurlar ve bu oluşum'dan önceki boylar, Türk olup da kendilerini böyle ifade eden unsurlardır. Aynen Kızılderili’lerde Apachler, Comnche'ler vs. gibi saymakla bitmezler. Önce boylara ayrılırlar, sonra kendi boylarını ayrı bir millet yapacak kadar kökten uzaklaşırlar. Ama sonuçta aynı köktendirler...

Ben Kırgız, Özbek, Oğuz, Hun diye anılmalarına biraz üzülüyorum. Sonuçta hepsi Türk Milleti. Bu millete Kızılderili’ler de dahil....

Yalnız Tacikler hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Onlar Türklerden  ayrı mı?

Tonyukuk Bey, bana bu konuda bilgi kaynakları tavsiye etmenizi rica ediyorum.

Beyaz ırk etkeni Anadolu Türkleri’nde yani bizde mevcuttur. Ancak bu atalarımız ve Kızılderili’ler için de geçerli mi? Çünkü Anadolu’daki Türklük etkeni Sümer’lilerle başlıyor. Etrüsk’leri de bu alana dahil etmek lazım. Anadolu’daki beyaz ırklarla epey kaynaşma var. Osmanlı’ya kadar devam ediyor bu konu....

Asıl önemli olan Türklerin var oluşundaki halklar kim? Beyaz , sarı ? Bu çok önemli? 

Bilgilerinizi arz ederim. 

Tanrı Ülgen Türk Milletini Korusun!

Gökhan Evsen

* * *

31.07.2002

Azîzim Gökhan Evsen Beğ,

Tarafımıza yönlendirdiğiniz sorularınıza karşılık vermeden önce bir konuya açıklık getirmeyi düşündük:

Komünizmde menşe, kök, soy aramak gibi bir kavram kabûl edilemezlerin içindedir. Eğer siz Komünist iseniz milletinizin kökünü, kökenini arama hakkını size vermezler. Eğer “ben milletimin, hattâ kendimin kökünü, kökenini bulmak istiyorum” diyor ve bu yolda bir çaba sarfediyor, çalışıyor iseniz, siz samîmî bir Komünist değilsinizdir.

Komünizm Türk Irkı’na ve milletine yapacağını zâten yapmıştır. Kızıl Rus, Kazakeli’nde atom denemeleriyle, Özbekeli’nde (tarlalarda çalışan binlerce Türk insanını buralardan tahliye etmeden) havadan pamuk ilaçlama çalışmalarıyla  binlerce Türk’ün ölümüne sebep olmuş, yüzbinlerce Türk’ü sakat bırakmıştır. Kızıl Çin’in vahşeti devâm etmektedir. Sâdece îdamlar bir yıl içinde ortalama, günde en az bir Uygur Türkü’nün canını almaktadır.

Türk Irkı’nın kökünü arama konusunda Türkçü olduğunuzu ama aslâ ırkçı olmadığınızı söylemektesiniz. Bizi bağışlayınız ama sizin Türkçü’lüğünüz bize doğuştan tek bacaklı bir yüz metre koşucusu görüntüsü vermektedir.

Bu gerçekleri dile getirdikten sonra sorularınızın karşılıklarına geçebiliriz:

* Türk herhangi bir ırka mensup değil, kendisi başlı başına bir ırktır ve sarı derili de değildir.

* Türk’lerle 13üncü yüzyıldan i’tibâren Moğol dediğimiz insanlar aynı ırktandırlar. Moğol dediklerimiz zamanla Türk’lerden uzaklaşmışlar ve bir dil farkının doğmasına sebep olmuşlardır.

* Türk’lerin Asya’da yaşamış, beyaz derili, Kafkas kökenli bir Andronova insanın soyundan geldiği doğru değildir.

* Kızılderili’ler Türk’lerin ataları değildirler.

* Kızılderili’lerin Türk oldukları yolundaki görüş hâlen tartışılmaktadır. Bu konuda size E yayınlarından, R. Oğuz Türkkan’ın “Kızılderili’ler ve Türk’ler” adlı kitabını okumanızı tavsiye ederiz. 

* Türk’lerle bugün Moğol dediğimiz insanlar aynı ırktandırlar. Kızılderili’lerin Türk ırkından oldukları tasrîh olunursa, bunların üçünü kardeş saymak lâzım gelir.

* Kızılderili’ler Moğol kökenli bir halk değildir.

* Ne Türk’ler, ne Moğol’lar ve ne de Kızılderili’ler Asya’daki sarı derililerin oluşmasına sebep olmamışlardır. 

* Kullandığınız “Şamanist” tâbiri doğru değildir. Şaman Kök Tengri Dîni’nin din adamlarına, kamlarına verilen bir addır. Şamanist sonuna aldığı ‘ist’ ekiyle şaman taraftarı, şamancı gibi bir anlam kazanır (Komünist’in komüncü, komün taraftarı anlamı taşıması gibi). Türk’lerin dîni Kök Tengri Dîni’dir. Sonra’dan Moğol adıyla adlandırdığımız Türk boyu da tabiatıyla bu dînin mensûbudur. Kızılderili din adamlarının tef ile yaptıkları âyinler Türk şamanlarının, kamlarının yaptıkları âyinlere benzemektedir (kilim motiflerinin benzerliği gibi). Bu benzeyiş Kızılderili’lerin de (şimdilik) Kök Tengri Dîni’ne mensûb olduklarını göstermez. Bu benzerliklere karşılık meselâ Kızılderili’lerin ağaçtan yaptıkları totemler bizim eski dînimizde ve inançlarımızda yoktur.

* Türk olarak saydığınız Kırgız, Özbek, Oğuz, Hun için şunları söyleyebiliriz.  Kırgız, Oğuz, Kun boy adlarıdır. Özbek bir cemaat adıdır (Osmanlı, Kazak gibi). Bugün kullandığımız soy yâni âile adlarımız ne denli gerekli ise Türk’lerin boylara ayrılmaları da bir gerekten, bir ihtiyâctan doğmuştur. Ancak  Kızılderili’leri de bu katagoriye katmak için vakit erkendir.

* Tacik’ler Fars kökenlidirler.

* Türk’ler de, Sümer’ler de, Etrüsk’ler de beyaz derilidirler.

* Türk’lerin var oluşunda başka halklar aramak yanlıştır. Türkler yüce yaradan tarafından doğrudan Türk olarak yaratılmışlardır. 

* Size şimdilik “Türk Kültürünü Araştırmaları Enstitüsü”nün yayınlamış olduğu ‘Türk Dünyası El Kitabı’ adlı eseri temin ve tetkik etmenizi sağlık verebiliriz.

Kök Tengri sizi komünizm sayrılığından kurtarsın!

Tonyukuk


13.07.2002

Sayın Tonyukuk,

Öncelikle şunu söyleyeyim, azimle bu siteyi sürdürmeniz çok olumlu. Şu anda bu bilince fazlaca ihtiyaç var. Artık ülkemiz ve milletimiz bir dönüm noktasında. Ya atalarının bağımsızlıkçı, özüne dönmüş yolundan gidecek ya da mandacı, sömürgeci, Mason, Yahudi dönmesi, devşirme, Arap sevdalısı, kısacası Türk'e düşman işbirlikçilere kapılıp gidecek. Tek yol Türkçü yoldur. Artık uyanmalıyız.

Türk Milleti’nin ayağa kalkıp silkinmesi, titremesi ve kendini saran bu dahili ve harici bedhahlara tokatını vurması zamanı gelmiştir.

Büyük Atatürk'ün o sınırsız ırk bilinciyle dediği gibi:

'Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur'

Tanrı Türk'ü Korusun.

Mazhar Şiringöz

* * *  

31.07.2002

Azîzim Mazhar Beğ,

İnancımıza göre Türk’ler Türk Töresi’nin yasalarıyla yönetilmelidirler.

Bizler bunun böyle olması için pek çok çaba sarf ettik. Yıllar yılı, “şöyle olduk, böyle olduk, şu kadar Türkçü’müz oldu, bu kadar Türkçü yetiştirdik” diye her yerde öğündük, özellikle de Atsız Hoca’nın kabri başında nutuklar attık. Gün geldi bir de baktık ki masallardaki gibi az gitmişiz, uz gitmişiz ama bir arpa boyu yol gitmişiz.

Nerede hatâ yapmıştık?

Biz kırk yıl boyunca Türkçü bir kitle yetiştirmiştik. Yetiştirdiklerimizin onlara verdiğimiz telkinât ile bir lider sultasının tahakkümü altına girmesinin mümkün olamayacağını düşünmüştük. Bunların içinden siyâsete girenlere de son derecede güveniyor, bunların dâimâ Türk’ün menfaat, onur ve çıkarlarını düşünerek hareket edeceklerine inanıyorduk.

Ama işler düşündüğümüz gibi gelişmedi. Türk kasabına verilen nişân berâtındaki birkaç nâmdâr Türkçü!nün imzâsı, dünyâ durdukça duracak, dereyi geçerken at değiştirmek târîh denilen yanılmaz mahkemede hiç kimsenin beraat etmesini sağlayamayacaktır.

Kanaatimizce, her siyâsî topluluğun, bilhassa milliyetçiliği kendisine şiâr edinmiş bir siyâsî topluluğun  lideri en azından Atatürk kadar millî şuura sâhip olmalıdır. Mevcutları Atatürk’le kıyâs ediniz. Göreceğiniz manzara tüylerinizi ürpertmeye yetecektir.

İşte biz burada hatâ yaptık.

Yetiştirdiğimizi sandıklarımız Türkçülük’le ilgisi olmayan liderlerin istekleri doğrultusunda parmak kaldıran kişiler oldular. Şimdi düşünüyor ve diyoruz ki “Biz sâdece parmak kaldıran yüz, bin, yüzbin Türkçü yetiştireceğimize keşke tek bir Türkçü Lider yetiştirseydik, emeklerimizi bu yolda harcasaydık.”

Bütün bunlara rağmen “umut en son terkedilen şeydir” inancıyla, yetişenlerin içinde, belki bizim bilmediğimiz bir er kişi, bir erkek kişi, bir alp kişi, bir Türk kişi vardır ve Ulu Tanrı öyle istediği için, artık Türk’üne acıdığı için, Türk’ünü yarlıgayıp esirgediği için onu, başkanlık burcuna yükseltir, yüceltir.

Tanrı Türk'ü Korusun.

Tonyukuk  


22.07.2002

Merhaba,
İlk önce güzel bir sayfanız olduğu için kutlarım.
Benim iki sorum olacak... Kim bilir belki de siz yanıtlayabilirsiniz:
1. İsim ve anlamı;
Sitenizde Türk isimleri yayınlamışsınız. Bu çok güzel. Fakat anlamlarını bulmak ne yazık ki çok zor
(şimdiye ben en azından ulaşamadım). Çünkü doğacak çocuğumuza öz bir Türk ismi vermek istiyoruz. Fakat bu isim çok eskilere dayanmalı (yani Müslümanlıktan önce, Atalarımızın Asya'da yaşadıkları dönemi kastediyorum).
2. Türk sembolleri;
Ne yazık ki internette olsun kitapçılarda olsun yukarıda belirtmiş olduğum döneme ait Türk sembolleri ve tabii anlamlarını bulmak imkansız gibi neredeyse. Mesela sizin ana sayfanızı süsleyen arka plandaki işaretlerden göze hoş görünen bazıları var. Fakat bunlar gerçekten Türk sembolleri mi? Eğer öyle ise bunların anlamı nedir? Nereden geliyorlar?
Eğer bu iki soruma yardımcı olursanız çok memnun olurum.
Hoşça kal.
Tutku

* * *

31.08.2002

Azîzim Tutku Karındaş,

1-     Otağımızdaki Türkçe adlar dizini, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’nın yayınlarından olan “Türkçe Adlar Derlemesi” adlı kitabın dizin kısmıdır. Buradaki adların anlamları için vakıftan adı geçen kitabı te’mîn etmelisiniz. Vakfa 0212 511 10 06 nu.lı telefondan ulaşabilirsiniz.

2-    Türk tamgalarını rahmetli H. Nâmık Orkun’un Türk Dil Kurumu yayınlarından olan “Eski Türk Yazıtları” adlı eserinin sonunda, Tuncer Gülensoy’un Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı yayınlarından olan “Orhun’dan Anadolu’ya Türk Damgaları” adlı kitabında bulabilirsiniz.

Otağımızın girişinde gördüğünüz imler birer tamga değil, ilk ve tek millî yazımız olan Türk yazısı ile yazılmış bir metindir. Bu yazıya ait harfleri, otağımızdaki orkun.ttf dosyasını bilgisayarınızdaki vindovsun altındaki font dosyasına kaydettiğinizde, hem vord hem de  eksel programlarında kullanabilirsiniz. Bu harflerle ilgili daha fazla bilgiyi de yine otağımızdaki “Türk Yazısı'nın abaçası- Türk Yazısı nasıl okunur, yazılır?” adlı bağlantıda bulabilirsiniz.

Siz de sağlıcakla kalınız.

Tonyukuk


23.07.2002

Azîzim Tonyukuk Beğ,

Yıllardan beri Tonyukuk.com otağınıza konuk oluyorum. Hele o "Konuklarımızın Gönderdikleri" köşenizin güncellenmesini dört gözle bekliyorum. Yazılarınızı okuyunca içimdeki kıpırtılara engel olamıyorum. Damarımdaki kan biraz daha hızlanıyor. Damarımdaki kan fışkıracak gibi oluyor zannediyorum. Mükemmel bir Türkçe’niz var. İmrenmedim desem yalan söylemiş olurum. Bu yüzden sizi kutluyorum.

Ben de zannediyorum sizden özendim ve http://www.altayli.net adlı otağımı kurdum. Belki konuğum olursanız beni bahtiyar ve mutlu etmiş olursunuz. Yerimin darlığı sebebiyle özellikle Hüseyin Nihâl ATSIZ Beğ'in diğer makalelerini koyamıyorum. Bir de yoğun iş hayatım sebebiyle fazla da ilgilenemiyorum. Amacım bu otağıma ATSIZ Beğ'in bütün eserlerini koymak ve Türk Soyu’nun hizmetine sunmak. Bunu yapabilir isem kendimi mutlu hissedeceğim. Bir de kusurum var; fazla titiz davranıyorum zamanımın az olmasına rağmen.

Sizlerden istirhamım sadece bana yol göstermenizdir. Başarılarınızın devamını diler güncellemelerinizin daha sık olmasını isterim.

Derin Saygılarımla,

Tanrı Türkü Korusun ve Yüceltsin.

Altaylı

* * *

31.07.2002

Azîzim Altaylı Beğ,

Gerek sitemiz ve gerekse kullandığımız Türkçe için yaptığınız kutlama bize kuvvet vermiştir.

Biz de sizin hazırladığınız http://www.altayli.net adlı otağınıza konuk olduk. Sizi tebrîk ederiz.

Bir müddet önce biz de Atsız’ın bütün eserlerini otağımızda yayınlamayı düşünmüş ve bu konuda teşebbüse geçmiştik. Ancak karşımıza te’lif hakları engeli çıkınca bu işten vazgeçmek zorunda kaldık.

Fazla titiz davranmanız sizin lehinize olan bir durumdur. Otağınıza çok fakat yararsız nesneler yerleştirmektense az fakat yararlı nesneler yerleştiriniz. Bu bir kayıp değil, bilakis büyük bir kazançtır. Otağınıza ayırdığınız zamanın yetersizliği hakkında da aynı şeyleri söyleyebiliriz.

Bize, varsa taleplerinizi bildiriniz. Size elimizden geldiğince ve aklımızın erdiğince yardımcı olabilirsek bundan kıvanç duyarız.

Aşağıdaki horyatı güzel otağınıza konak olan bizlerden otağınıza getirilmiş bir ev hediyesi olarak lûtfen kabûl ediniz:

 

Altaylı

Adam aman altaylı

Türkler orduyla geçti

Toruğ yağız al taylı

Sorduk atanız kimdir

Dediler ki Altay’lı

Üçoklar’la Bozoklar

Oğuzlayın alt(ı)aylı

 

Tanrı Türk'ü Korusun.

Tonyukuk  


 AĞUSTOS-2002

 YAZIŞMALAR