TONYUKUK'a gelen yazılar... ve
TONYUKUK'un karşılıkları...
HAZİRAN-2002
(Yazılar geliş târîhlerine göre sıralanmışlardır.)
02.06.2002
Bu site Türk
Dünyası için önemli bir adımdır.
Eksikleri
olmasına rağmen (umarım ileride bu eksiklikler giderilecektir) çok önemli bir
boşluğu doldurmak için yola çıkılmıştır.
Çalışmalarınızda
başarılar dileriz. Daha çok bilgi, daha çok kitap yayınlarsanız ve özellikle
BAŞBUĞ'un eserlerine de yer verirseniz seviniriz.
Allah tüm
Ülkücüleri muvaffak eylesin.
Çalışmalarınız
ve bu site için vermiş olduğunuz emeklerinize karşılık size teşekkürü bile az
buluyorum.
Teşekkür
ederim.
Ali KÖKSOY
* * *
30.06.2002
Azîzim
Ali KÖKSOY Beğ,
Otağımıza
verdiğiniz önem ve övgüleriniz için size teşekkür ederiz.
Otağımıza
emek verenlerin sayısının pek çok olduğunu söyleyemeyiz. Bu bakımdan bâzı
eksiklerimizin varlığını da kabûl ediyor ve imkânlar el verdikçe eksiklerimizi
tamamlamayı amaçlıyoruz.
Saygılarımızla,
Tonyukuk
03.06.2002
Merhaba Tonyukuk,
İLDİKE ve GÖKBİKE'nin anlamlarını öğrenebilir miyim?
Sizden özür diliyorum. Daha size açıklama yapmadan böyle heyecanlı olarak
sorular yağdırdım. Nasipse Ekim ayı başlarında çocuk doğacak. Şu an
altıncı ay içerisinde. Yazdıklarınızdan çocuk hayattaymış gibi anladığınızı
düşündüm. Bu arada size düşüncelerimi anlatabilme fırsatım olmadı. Sitenizi ve
görüşlerinizi can u gönülden destekliyorum. Özellikle bu yazılı olanların daha
büyük kesimler tarafından okunması ve öğrenilmesi ümidi ile!
Saygılar,
Ozan ŞENYİĞİT
* * *
30.06.2002
Azîzim Ozan Şenyiğit Beğ,
Belirttiğiniz gibi biz sizi yanlış
anlayarak bebeğin doğduğunu ve kendisine bir ad verebilmek için zamânın
azaldığını düşünmüş ve telâşa kapılmıştık. Bununla berâber bizi sürüklediğiniz
heyecân bizce muhteşem idi.
İldike, Kun kağanı Atıla’nın ikinci
evdeşinin adıdır. Aslı İltike, anlamı “ili, ülkeyi dikmeye, dikerek birleştirmeye
muktedir olan” olmalı diye düşünüyoruz.
Gökbike’nin aslının Kökbike olması
iktizâ eder. Anlamı ise “gök hanım, gök katun”dur.
Saygılarımızla,
Tonyukuk
06.06.2002
“Ben, Ümit UYSAL, Türkçüler Derneği'nin
işlerinde doğruluktan ayrılmayacağıma, aldığım görevi eksiksiz yapacağıma,
karşılık beklemeden yalnız Türklük için çalışacağıma, her yerde, her zaman
Türklüğe elimden gelen hizmeti yapmaktan kaçınmayacağıma, Türkçüler arasında
hiç bir sebeble ayrılık yaratmayacağıma, Tanrım, Türklüğüm ve şerefim üzerine
and içerim...”
Merhaba,
Bu uğurda yer, mekan, sınır mevhumu
olmaksızın her türlü hizmete, verilecek her göreve daima hazır olduğumu
bildirmek istedim.
Saygılarımla,
Ümit UYSAL
* * *
30.06.2002
Azîzim Ümit UYSAL Beğ,
Bu andı içtenlik ile içtiniz ise
kendinizi yaktınız. Bu and bir Türkçü’yü gerçek Türkçü yapan bir anddır. Nasıl
ki hacca giden bir müslüman, bu farîzadan sonra islâmın bütün emirlerine harfîyen uymak mecbûrîyetinde ise, bu
andı içen bir Türk de bundan böyle Türk töresine aynen uymak mecbûrîyetindedir.
Yine bu andı içtenlikle içtiniz
ve bundan böyle kendinizi Türk töresine uymaya mecbûr ettiniz ise Türk’e,
Türklüğe ve Türkçülüğe karşı olanların, Türk töresine uymayanların alayını
yaktınız demektir.
Gelin bu andınızı bir de
pekiştirelim:
“Kök kirsin, kızıl çıksın!”
Tanrı andınızı kabûl etsin.
Saygılarımızla,
Tonyukuk
09.06.2002
Merhaba,
Siteyi daha
önce de gezmiştim... Tebrikler. Kafalarını kiraya vermiş zamanda patinaj çeken
Türk gençliğine güzel mesajlar..
Fakat bence
bir sorun var. Uzun metinlerde arka fonlar çok yoruyor insanın gözünü.. Ayrıca
bazı şiirler arka fonla birleşince gözükmüyor. Mesela Atsız Hoca’nın kömen
şiiri sayfası ve benzerleri...
Bunları
düzeltmelisin bence....
Görüşmek
üzere..
Çağrı
Özpideciler
* * *
30.06.2002
Azîzim
Çağrı Özpideciler Beğ,
Samîmî
tebrîkinize teşekkürler ederiz.
Şiirlerde
kullandığımız arka bezeklerle ilgili olarak bize, eğer mümkünse düzenleyeceğiniz bir iki numûne göndermenizi
ricâ edeceğiz. Atsız Hoca’nın Kömen adlı şiirinin ardına koyduğumuz bezek
üzerinde, yazı renklerini ard renklere kontra olacak şekilde değiştirmeyi
deneyeceğiz.
Tanrı
Türk’ü korusun.
Tonyukuk
10.06.2002
Selam,
Sizlerin bilgilerine ihtiyacım var. Yardım ederseniz çok
memnun olacağım. Bir çalışmam için gerekli olan yardımlarınız, çalışmalarıma
katkı sağlayacaktır. Aşağıdaki sözcüklerin anlamını rica edeceğim:
Baytara, Barçatogun, Batrak, Bozan, Akbörü, Dodurga, Ilgar,
Kaytak, Kelgin, Kutlutunga, Motun, Moyunçur, Odguç, Ongun, Sangun, Sabutay,
Tabay, Tabgaç, Tangun (Kankun), Talguk, Tamar, Tonyukuk, Taragay, Taybu,
Taylan, Tunga, Tungaalp, Turumtay, Tuyun, Urungu, Uragan.
Aşağıdaki sözcüklerin öz Türkçe’lerini de sizlerden rica
edeceğim.
Ermeydanı, Savaşçı, Savaş oyunu.
Tekrar teşekkür ederim.
Nihat Yiğit
*
* *
30.06.2002
Azîzim Nihat YİĞİT Beğ,
Anlamlarını sorduğunuz sözcüklerin karşılıkları aşağıdadır:
Baytara : Tara, kişi adı... Baytara, Zengin,
varlıklı Tara...
Barçatogun :
Barça, tam... Togun, (Toyun), ulu, bilge. Tam, eksiksiz bilge kişi..
Batrak : Bayrak
Bozan : Çağatayların
ondokuzuncu kağanlarının adı...
Akbörü : Ak kurt
Dodurga : Bir Oğuz boyu... Oğuz-> Bozok->
Dodurga...
Ilgar : Kişi adı...
Kaytak : Bir Türk oymağının adı.
Kelgin : Gelen, gelmeye alışık olan,
(Girmek’ten “girgin, girişken gibi...)
Kutlutunga :
Kişi adı... Kutlu, devletli... Tunga, bir kaplan türü... .
Motun : Çinlilerin Mete dedikleri Türk
kağanının tahmîn edilen Türkçe
adı... Oğuz Kağan, Zülkârneyn Yalvaç...
Moyunçur : Uygurların ikinci kağanı Bayınçur’un (Bayunçur) bir
başka
söylenişi
Odguç : Alev
Ongun : Bir totem adı (Şamanlık)
Sangun : Paşa... Aslı “sengün”... Kelimenin
Çin asıllı olduğu görüşü de
vardır.
Sabutay : Çengiz Kağan’ın ordu kumandanlarından
birinin adı...
Tabay : Kazan kağanları’ndan Sâhib
Gerey’in beğlerinden birinin adı...
Tangun (Kankun) : ?
Talguk : Baltanın sapını sıkıştırmak için
çakılan çivi
Tamar : Damar (Soy,
ırk, şecere yerine de kullanılıyor.)
Tonyukuk : Kendisi, özü bilge olan kişi
Taragay : Şâhrûh’un oğlu Uluğ’un öz adı...
Taybu : Kişi adı
Taylan : İnce, kibâr, güzel, boylu boslu,
parlak tenli, giysisi temiz er kişi...
Tunga : Bir tür çok yırtıcı kaplan...
Tungaalp : Adı Tunga olan alp kişi...
Turumtay
: Yırtıcı bir kuş. (Torumtay)
Tuyun : Uluğ, bilge kişi
Urungu : Atayurt’ta bir ırmak
Uragan : Dâimâ vuran...
Türkçe’lerini sorduğunuz kelimeler “meydân” dışında zâten
Türkçe’dir. Meydân yerine “Yazı, yazılık” sözcüklerini kullanmak uygun olur
kanâatindeyiz. Diğerlerini değişik bir
çalışma ortamında kullanmak istiyor iseniz yerlerine aşağıdaki benzerlerini de
kullanabilirsiniz.
Ermeydanı :
Alp yazısı, alp yazılığı
Savaşçı : Savaşçı, süngüşçü
Sağlıcakla kalınız.
Tonyukuk
25.06.2002
Sayın Tonyukuk,
Bilindiği üzere bu dünyada tek olarak yaşamıyoruz. Biz Türk milletinden başka
diğerleri de var. Dünyanın bugünkü politik durumuna baktığımızda Batının
ilerlediğini, ama her konuda ilerlediğini görüyoruz. Ben bir Türk dünyası aşığı
olarak ve tüm Türklerin tek bir bayrak altında toplanması gerektiğini düşünen
bir milliyetçi olarak diyorum ki:
Biz batı dünyası tarafından Arap olarak biliniyoruz, bu bir gerçek, onlar bizi
öyle biliyorlar! Diyeceksiniz ki tarih okumadılar mı? bence çoğu biliyor
gerçeği ama Türkleri ve o yüce ulusun yüce tarihini küçük göstermek için böyle
yapıyorlar. Zira bizi sadece Arap ve müslüman zannediyorlar. Elbette çoğumuz
gibi, Türklerin çoğu müslümandır, ama müslüman olmayan Türkler de vardır (her ne
kadar biz Müslüman olsak bile).
Bakınız saygı değer beyler, yüce Türk milleti elbette başkalarının dediği yolda
gitmeyecek ise de ama ve amma kendimizi dünyadan soyutlayamayız. Kaldı ki yüce
Türk milletinin esas kimliği Türk olmaktır. Diğerleri alt kimlik olup bir
inanıştır. Kimliklerimizde Müslüman yazıyor. Hepimiz öyleyiz ama yüce Türk
maalesef atayurdu olan Moğolistan’dan çıktıktan birkaç yüzyıl sonra bilhassa
Osmanlı döneminde KAĞAN’lık dönemini bitirmiş ve Sultanlığa geçmiştir.
Sultanlık gerçek anlamda Türk milletine ait değildir. Türk milletinin
yöneticileri Kağan'dır. Araplarla karışan Türkler maalesef, dinin de etkisi ile
gerçekten Arap milliyetçiliğinin etkisinde kalmıştır.
Türkler, Müslüman olmadan evvel de Türk’tü! Din Türklük ile mukayese edilemez.
Türklük bir kimliktir ama evrensel dinler bir Tanrı’ya olan değişik inanışları
temsil ederler. Atatürk'ü iyi incelediğimizde onda Türklüğün gerçek dini olan
doğayı, evreni görürüz. Zira o yüce Türk Türklüğün tarih sahnesine çıktığı
zamanlardaki inanışlara yönelmektedir.
Buradan benim herhangi bir dini daha iyi gördüğüm zannedilmesin ama
ortada bir gerçek mevcuttur: Bizim kimliğimiz ve onunla bütünleşen inanış!
Türk kimliği 3 büyük dinden çok evvelden vardı! Ne kaybetmiştik kendimizden?
Hiçbir şey!
Her şeyi çok iyi düşünelim, başkaları için değil kendimiz yani Türk milleti
için isteyelim. Müslüman olsak bile kendimize Arap dedirtmemenin yollarını
bulalım, her ne kadar bu iş, esas köklere dönmeden mümkün olmasa bile!
Sevgilerimle,
Mustafa Cem
*
* *
30.06.2002
Azîzim Davaslıgil Beğ,
Lûtfedip gönderdiğiniz yazınızda belirttiğiniz hususların içindeki
bâzı gerçekleri bilmemizde fâide olacaktır:
Batı’nın durmadan ilerleme kaydetmesine karşılık Türk’lerin aynı
tekâmül sür’atini yakalayamadıklarını söylemek haksızlık olur. İkide bir
yakındığımız “batıya beyin göçü” bir gerçektir. Bu göçü durdurabildiğimiz
takdirde Batı, ta’bîr-i âmiyâne ile “nal toplar”. Bu göçü durdurmanın tek yolu
da önce Türkiye’yi hırsızsız bir ülke hâline getirmektir. Boğazdaki aşîret
öylesine çalıyor ki değil ilme, aspirine bile ayıracak para bulamıyoruz.
Kabahati Türk ırkında aramak yanlıştır.
Batı’nın bizi Arap bilmesini önlemek mümkün değildir. Türk’ler
Müslümanlığı değil de farz-ı muhâl Hıristiyanlığı tercîh etselerdi sonuç yine
değişmeyecekti. Bu kuyruk acısı Tanrı’nın Kılıcı’na dayanır ve bu acıyı
adamların akıllarından, taht-eş şuurlarından silmek kâbil değildir.
Türk’lerin çok az bir kısmı Araplarla karışmış olabilirler. Bunlar
hangi te’sîr ile olursa olsun birer Arap millîyetçisi kesilmiş de olabilirler.
Bunlar kendilerini Türk kabûl etmediklerine göre, bizim bunlara ısrarla “siz Türk’sünüz!” dememiz yanlıştır.
Bunların bizim indimizde, Türk kanı taşımalarına rağmen Türkçe konuşamayan
Bulgar’dan farkları yoktur.
Kök Tengri dîni inanışını terk ederek kılıç zoru veyâ gönül rızâsı
ile bir başka dîne geçen bütün Türk’ler dînen dönmedirler. Bunların “yeni
dinlerine âit gözle görülebilen davranışlar dışındaki” dînî davranışlarının
belki de yüzde sekseni Kök Tengri dîninden kalmadır.
Bizce ilmen asıl araştırılması gereken nesne, Kök Tengri Dînî’nin
nasıl olup da Türk Boğazı’ndan Tunga Boyu’na kadarki o muazzam coğrafyada
yaşayan bütün Türk’lerce aynen kabûl ve tatbîk edildiğidir. Bu ne muhteşem bir
dindir ki ne okulu ne de hocası olmamasına rağmen binlerce yıldan beri var
olmuştur ve insanların dînî ihtiyaclarına karşılık vermiştir.
Sağlıcakla kalınız efendim.
Tonyukuk