TONYUKUK'a gelen yazılar... ve TONYUKUK'un karşılıkları...

MART-2002

(Yazılar geliş târîhlerine göre sıralanmışlardır.)


03.03.2002

Sayın Tonyukuk,
Daha önce çeşitli konularda yaptığınız aydınlatmalar için teşekkürler. Size Hun konusunu sormak
istiyorum. Hun kelimesinin anlamını Halk veya insanlar olarak biliyorum. Bence hun kelimesi çok eski bir
Türkçe kelime olup, huun olarak telaffuz edilmektedir. Bugün bu huun kelimesi Moğolca’da da insanlar anlamında kullanılmaktadır ama kökeni eski Türk dilinden gelir. Doğru bilmiyorsam beni lütfen
köşenizde aydınlatınız.
Ayrıca Cengiz’in Şato Türklerinin 8inci göbek torunu olduğunu bahsetmiştiniz. Bununla ilgili bir ayrıntı veya herhangi bir kaynak veya internette bir web sitesi var mı? Yardımcı olursanız sevinirim.
Tek Tengri’miz vardır, o da Kök-Tengri’dir.
Saygılarımla,
Mustafa Cem Davaslıgil

* * *

04.03.2002

Azîzim Cem Beğ,

Tonyukuk Otağı’nda konuklarımızı ağırlamaya başladığımız ilk günlerde bir okurumuz bize göndermek lûtfunda bulunduğu yazılarında Hun kelimesi ile ilgili olarak “Bu arada Hun isminin de koyun olduğunu kendi kendime keşfettim.” demekte idi... Bu okurumuzu OCAK-2000 yazışmalarımızda verdiğimiz cevâbı buraya bir kere daha kaydediyoruz:

“Hun adının Koyun'dan muharref olduğu doğrudur. Kelimenin aslı Kun olmalıdır. Târîhdeki Hunlar ikiye bölünerek Akhunlar, Karahunlar diye adlanmışlardır. Doğruları Akkunlar ve Karakunlar ya da Akkoyunlular, Karakoyunlular olmalıdır. Ergenekon'daki kon'un da koyun, kun olabileceği düşünülebilir. Bilindiği gibi "ergene", dilimizde mâden yatağı anlamında kullanılmaktadır. Acaba Ergenekon, Koyun=Koy=Kon kelimesinin, Ergene kelimesi ile birleştirilmesiyle üretilmiş yeni bir kelime midir? Düşünüle!..”

Efendim,

Bu kelimenin aslının, hattâ bugün Moğolca olduğu söylenen pek çok kelimenin de asıllarının  Türkçe olması pek tabîidir. Zîrâ Türk, Moğol, Çin Dilleri bilgini Von Gabain’e göre Türkçe ve (13üncü Y.Y.’ın başlarında aldıkları ada göre) Moğolca eskiden tek bir dil idiler ve Kunlar çağında iki ayrı dil hâline geldiler. Türkler “H” sesine 11inci Y.Y.’ın ortalarına kadar alışamamışlardır. Bize öyle geliyor ki bu ses Moğollar tarafından belki de Kunlar çağından i’tibâren kullanılmaya, çıkarılmaya başlanmıştır.

Burada şunu da belirtelim ki Türk dilinde aynı kelime içinde iki sesli harf bir araya gelmez. Moğol dilinde insanlar anlamına geldiğini söylediğiniz ‘huun’ kelimesi Türk asıllı ise (mânâ bakımından değil) telâffuz bakımından aslının ancak Kun (Khun), kugun, kuyun, koyun, koğun gibi bir kelime olabileceği düşünülmelidir.

Merhûm Zeki Velîdî Hoca gerek 1941 yılında yayınladığı “Moğollar, Cengiz ve Türklük” adlı küçük eserinde, gerekse 1946 yılında yayınladığı “Umûmî Türk Târîhi’ne Giriş” adlı büyük ve çok değerli eserinde, Kuzey Çin’deki Sung Sülâlesi hükümdârı tarafından 1221 yılında Moğol Eli’ne elçi olarak gönderilen Çiao-Hong’un verdiği bilgi ve mâlûmatı nakletmektedir. Çiao-Hong’a göre Çengiz’in ataları Çümük (Çince Şato) Türk’lerinden inmektedir. Kağan çıkartmakla yükümlü Kayı’lar da Çümük’türler. Ancak hocaya göre Kayı, bildiğimiz Oğuz’un Kayı boyu değil, Oğuzlar’ın, Köktürkler’in ve Moğollar’ın arasında yaşayan hâkim bir unsurdur. Bizim kanaatimize göre Kök-türk Kağanları doğrudan Türk’türler ve doğrudan Oğuz boyundandırlar.    

Azîzim Cem Beğ,

Merhûm Zeki Velîdî Hoca’nın “Umûmî Türk Târîhi’ne Giriş” adlı eserinde, sanırız sizi meşgûl etmekte olan pek çok sorunun cevâbını bulabileceksiniz.

Saygılarımızla,

Tanrı Türk’ü korusun.

Tonyukuk


04.03.2002

Bay Tonyukuk!!!!!

Yazınızı daha doğrusu yanıtınızı(!) okuduktan sonra  aklıma tek gelen, bırakınız Gök Tanrı'yı mugalata üstüne herhangi bir tanrıya merbudiyetinizin söz konusu bile edilemeyeceğidir. Yazmış olduğum cümlelerden bir anlam çıkaramamış olmanıza ve en az 10 kere okumak mecburiyetinde kaldığınıza göre bunun benim meselem olmadığını takdir edersiniz. Bu durumun sebebini anlamak içinse tek yapmanız gereken kısa zamanda bir IQ testine girip sürat-i intikalinizi ölçtürmek olacaktır.Ayrıca biraz daha fazla kitap okursanız zannediyorum faydası dokunur. Bunun dışında üniversiteye hazırlık kitaplarından şu genelde gerizekalı öğrencilerin başına dert olan uzun paragraf sorularına da çalışmanızın epey semeresi olacağına kaniyim.Bahsettiğiniz Üç Makaleyi Altan Hocanın yazdığını biliyorum. En kısa zamanda kendisinden edinip okuyacağıma emin olabilirsiniz. Ülkücülerin Apo'nun idamı için ayak süründüğünde nerde olduğunu merak ediyorsanız ben de size peki siz nerdeydiniz bay Tonyukuk, siz ve avanenizin sesini neden hiç duymadık diye sorabilirim? Türk-İslam sentezcisi değilim. Lakin karşı olduğum Türk ve İslam'ın müşterek bir ülkü ve dava olması değil sadece "sentez" kelimesinin uygunsuzluğudur. Bunun için de Hegel'in devlet tanımında kullandığı ve artık felsefede de yerleşen tarifine bir göz atarsanız belki şu anda bu kadar muazzam bilgilerle(!) allame olduğunuza göre onu da öğrenince allame-i cihan olursunuz. Diğer yazdıklarınıza gelince kesinlikle katılıyorum; lakin GÜLMEKTEN SAYIN BAY!!!

Göktürk Ömer ÇAKIR

(Türk-İslam)  

* * *

14.03.2002

Gedâ Çakır,

Şahsınızda iz’ânın sür’atle sıfırın altına doğru indiğini görmek bizi hiç şaşırtmadı. Zâten sizden (Mektubumdaki “Hem düşmanlarımız aramıza din ve mezhep ayrılıklarına dayalı nifaklar sokacak hem de müslüman olmayan Türk topluluklarının da dahil olduğu Türk Birliği düşüncesi inkisara uğrayacak şeklinde bir mantık ne kadar doğrudur?” cümlesi ile şunu demek istiyordum), ya da (“kâhir ekseriyeti” kelimeleriyle başlayan cümlemde kullandığım ‘kâhir’ kelimesini, anlamını bilmeden kullanmışım) falan gibi bir açıklama beklemiyorduk. Çünkü biz sizin yaptığınızın ve yazdığınızın farkında bile olmadığınızın farkına varmıştık.

Cevâbınızda bizim size yönelttiğimiz soruların hiç birisinin karşılığına da rastlayamadık. Bunların yerine yazınızı, internet forumlarında birbirlerine laf yetiştirmeyi, birbirleriyle ağız dalaşı yapmayı bir mârifet ve mahâret sanan câhil ve görgüsüzlerin kullandıkları, klişeleşmiş maganda klasikleri ile doldurmuş olmanız da sizin bilgi dağarcığınızın hacmi hakkında bizleri aydınlatmıştır. Tam bir arabacı ya da tam bir otopark değnekçisi uslûbu ile yazdığınız şu “okuduğunu anlamamak benim mes’elem değil”, “ıku testi yaptırıp sür’at-i intikâlini ölçtür”, “daha fazla kitap oku”, “üniversite hazırlık kitaplarında geri zekâlı çocukların başına dert olan uzun paragraf sorularını çalış”, “katılıyorum ama gülmekten” gibi cümlecikleri yazdıktan, hele “bakayım nasıl yazmışım?” merâkı ile okuduktan sonra “Vay! Ben ne imişim be?” diyerek kendinizi tebrîk edişinizi âdetâ görür gibi oluyoruz. Zâten bu maganda klasiklerini de çıkarttığınızda yazınızda pek fazla bir şey kalmamaktadır. Zîrâ; 

Yazınızda hârikâlar yaratmaya devâm ediyorsunuz.  “... mugalata üstüne herhangi bir tanrıya merbudiyetinizin söz konusu bile edilemeyeceği” derken ne anlatmak istiyorsunuz? Bu cümlenizde “mugalata üstüne” kelimeleri ne işe yarıyor? Cümlenizi pekâlâ “Yazınızı daha doğrusu yanıtınızı(!) okuduktan sonra  aklıma tek gelen, bırakınız Gök Tanrı'yı, herhangi bir tanrıya merbudiyetinizin söz konusu bile edilemeyeceğidir.” şeklinde düzenleyebilirdiniz. Aslında bu cümle düzenlemesi de yanlıştır. Bizce edebîyât paralamak için kendinizi epeyce yırtarak kaleme aldığınız bu cümle “Yazınızı daha doğrusu yanıtınızı! okuduktan sonra aklıma gelen tek şey, bırakınız Gök Tanrı'yı, sizin herhangi bir Tanrı’ya bile merbudiyetinizin söz konusu olamıyacağıdır.” şeklinde olmalıdır.

Gedâ Çakır,

Sizinle vâkî yazışmamızda ve bu yazışmalara mesnet olan konuklarımıza verdiğimiz cevaplarda bırakın devletin târîfini, ‘devlet’ kelimesi bile geçmemektedir. Ama siz burada da Zâti Sungur’luğunuzu kendinizce büyük bir ustalıkla! kullanarak lafı Hegel’in devlet târîfine getiriyorsunuz. Ayol, siz ne kadar kurnaz bir çocuksunuz? Tabii siz böyle Hegel, megel dedikçe önceki yazınızda îlân ettiğiniz hayâlî ya da henüz îlân edilmemiş Orkun temsilciliğinde olduğu gibi biz telâşa kapılacağız, “aman dikkatli olalım, bu adam Hegel’i de okumuş. Demek ki ‘möhüm bi âdem’ ” diyerekten yürek çarpıntılarına gark olacağız.

Baka gedâ Çakır,

Sizde bir aşağılık duygusunun varlığının farkında mısınız? Her ne danışacak, konuşacak, öğrenecek, öğretecek olursanız olunuz, önce bunların kendi damarımızın ulemâsınca nasıl anlatıldığını bilmemiz ve varsa verecek emsâli bu ulemâdan vermemiz gerekir. Siz Hegel’in devlet târîfi ile bilgiçlik taslamak yerine, Kutadgu Bilig’de anlatılan devleti iyice bir öğrenseniz  nasıl olur? (Tabii Türkçe’yi eserdeki dili anlayacak kadar biliyor iseniz...) Bu arada mektup mahlasınız da pek nonoş. Neymiş efendim? “Pelops”... Hani şu Tanrı Zeus’un param parça vücûdunu birleştirerek yeniden yarattığı torunu Pelops... Şu iki örnek bile sizin Türklük’ten uzak, aşağılık duygusu ile ezik bir kişiliğinizin olduğunu isbâta kâfîdir kanaatindeyiz.

Gedâ Çakır,

Yazınızdaki her cümle, ya da kazârâ varsa herhangi bir doğru cümle içinde kesinlikle bir kelime yanlıştır. “Ülkücülerin Apo'nun idamı için ayak süründüğünde nerde olduğunu merak ediyorsanız...” cümleniz yanlıştır. Burada fiil ayak süründürme ise bu da yanlıştır. Fiilin doğrusu ayak sürümedir. İyi ama cümlede kimin ayak sürüdüğü de belli değildir. Aynı cümlenin devâmında geçen ve sizin 300 kelimelik dil dağarcığınızda ‘avane’ olarak kayıtlı bulunan kelimenin doğrusu da ‘avene’dir.

Şu yamuk yumuk “Ülkücülerin Apo'nun idamı için ayak süründüğünde nerde olduğunu merak ediyorsanız ben de size peki siz nerdeydiniz bay Tonyukuk, siz ve avanenizin sesini neden hiç duymadık diye sorabilirim?” cümlenizi önce anlaşılır bir hâle getirelim:

“Apo’nun îdâmı kararının askıya alınmasında ülkücülerin nerede olduğunu merâk ediyorsunuz. Ben de size ‘Peki siz nerede idiniz bay Tonyukuk, sizin ve avenenizin sesini neden hiç duymadık?’ diye sorabilirim.”

Öncelikle mantığınız yanlıştır gedâ Çakır. Biz bu konuda ülkücülerin ne yaptığını sorguluyoruz. Kaldı ki biz ülkücü olduğumuz iddiâsında da değiliz. Sizin bu yaklaşım tarzınıza yassı kafada sivri zekâ derler ki bu dahî demodedir.

Maamâfih, sorduğunuz soru, bizi hâfızamızı yoklamaya da mecbûr bıraktı. Sâhi, biz bu konuda, avenemizle birlikte neler yapmıştık?

Apo dosyasının askıya alınması târîhi: 12 Ocak 2000 Perşembe...

- Bendeniz ve bendenizin Orkun Dergisi Bilim Kurulu, Danışma Kurulu ve Yazı Kurulu’ndan oluşan avenesi, 2000 yılı Ocak ayı içinde derginin 24üncü Şubat 2000 sayısının hazırlığında... Dergideki yazılardan iki tânesi dolaylı ya da dolaysız aleyhte bu konuya ayrılmış...

- Bendeniz ve bendenizin Orkun Dergisi Bilim Kurulu, Danışma Kurulu ve Yazı Kurulu’ndan oluşan avenesi, 2000 yılı Şubat ayı içinde derginin 25inci Mart 2000 sayısının hazırlığında... Dergide konunun aleyhinde bir yazı var. Ayrıca bir de duyuru yapılmış: “Altın Bozkurt Ödülü, (bâzılarına rağmen) Şehit Âilelerine ve Gâzîlerimize verilecektir.”

- Bendeniz ve bendenizin Orkun Dergisi Bilim Kurulu, Danışma Kurulu ve Yazı Kurulu’ndan oluşan avenesi, 2000 yılı Nisan ayının 8inci Cumartesi günü (o gün sizin ne ile meşgûl olduğunuzu bilemeyiz ama) “Altın Bozkurt Ödülü” ile ilgili aldığımız karârı kuvveden fiile çıkartmakla meşgûlüzdür.

- Unutmadan şunu da belirtelim ki bendeniz ve bendenizin Orkun Dergisi Bilim Kurulu, Danışma Kurulu ve Yazı Kurulu’ndan oluşan avenesi, derginin 24üncü Şubat 2000 sayısı kapağının sağ üst köşesine, sanki günlerden bir gün sizin gibi bir dehâya rastlayacağımızı bilircesine şunları yazmışız:

“Türkçülük ilkellik değil, adam olmaktır.”

Biz ancak bu kadarını yapabilmiş, sizlerin yaptığınız gibi muhteşem mitingler düzenleyerek Taksim Meydanı’na, Kızılay Meydanı’na milyonlarca kişiyi maalesef toplayamamışızdır. Bizi ve avenemizi bağışlayınız haşmetlû gedâ Çakır. Kusûrumuz yüce varlığınız tarafından afvoluna!...

Bilmeyiz anlatabildik mi gedâ Çakır? Daha doğrucası, bilmeyiz anlayabildiniz mi gedâ Çakır?

Ek:

1-Bir ülkücü olarak Türk cumhurbaşkanlarından birine hakâret eden Karen Fog’un istenmeyen adam îlân edilip yurttan çıkartılması için kesinlikle bâzı eylem hazırlıklarınız vardır. Bu eylemler hakkında zahmet olmazsa bizi de haberdâr etmenizi ricâ ederiz.

2-İsterseniz yol yakınken şu temsilcilik sevdâsından da vaz geçiniz. Yoksa siz de farkında olmaksızın avenemize katılarak, bugüne kadar edinmiş olduğunuz yüksek kişiliğinizi kaybedebilir, silik ve soluk bir hâle gelebilir ve günün birinde yaptığınız bu hatâ sebebiyle pişmanlık ve nedâmet duyabilirsiniz.

Bu felâketi size şimdiden ihtâr ederiz.

Tanrı Türk’ü yağılarından değil, biligsiz yandaşlarından korusun.

Tonyukuk


06.03.2002

Merhaba!

Adım Ceren Dikici. Türklerin bugüne kadar kullandıkları alfabeler hakkında geniş kapsamlı araştırma yapıyorum. Eğer elinizde bununla ilgili bir döküman veya yararlanabileceğim bir internet sitesinin adresi varsa lütfen bildirebilir misiniz?

Saygılarımla...

Ceren DİKİCİ

* * *                    

19.03.2002

Azîzim Ceren Dikici,

Bildiğiniz gibi Türkler târîhleri boyunca dört ayrı alfabe kullanmışlardır. Sizin bu alfabeler hakkında yaptığınız geniş kapsamlı araştırmanın mâhiyet ve amacını bilemediğimiz için sorunuza ayrıntılı bir cevap veremiyoruz. Bununla birlikte;

İlk alfabemiz olan “Türk Abaçası”  hakkında Türk Dil Kurumu’nca yayınlanmış bir eserin varlığını biliyoruz. Bu eseri TDK’dan sorarak öğrenip te’mîn edebilirsiniz.

İkinci alfabemiz olan “Eski Uygur Abaçası” hakkında yazılmış bir eserin varlığını bilemiyoruz. Soğd asıllı olan bu alfabenin harflerini gösterir bir cetveli DLT’nin birinci cildinde bulabilirsiniz.

Üçüncü alfabemiz olan “Osmanlı Elifbâsı” için Merhûm Prof. Dr. Fâruk Timurtaş Hoca’nın Osmanlıca ve Merhûm Prof. Dr. Muharrem Ergin Hoca’nın Osmanlıca Dersleri adlı eserlerinden yararlanabilirsiniz.

Dördüncü alfabemiz ise bugün kullanmakta olduğumuz Latin kökenli alfabedir.

Yaptığınız araştırmada size başarılar dileriz.

Saygılarımızla,

Tonyukuk


08.03.2002

Sevgili Tonyukuk Ağabey,

Ocak yazışmalarını okudum. Bay lüfer papağan'a hitaben çok güzel bir cevap yazmışsınız ve eylem üstünde olduğunuzu yarı ciddi (bana öyle geldi) anlatmışsınız. Benim merak ettiğim acaba size herhangi bir şekilde fiili yardımımız dokunur mu? Eğer üstümüze düşen bir faaliyet olursa seve seve yaparız. ALLAHA EMANET olunuz.
Not: Bu arada benim İzmir’de büyük bir eksiklik olarak gördüğüm Milliyetçi bir kitap evi olan ORKUN (kitabevinin isim benzerliği dışında ORKUN vakfı ile bir alakası yok ama açan arkadaşın adı ORKUN) kitabevi açıldı. Tüm İzmir’li Türkçüler ziyaret edebilir.
Orkun Kitabevi’nin adresi şöyledir:

Menderes cad. No.31/a BUCA-İZMİR
TANRI TÜRK’Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN.

Tanrıkut Mete

* * *

19.03.2002

Azîzim Tanrıkut Mete Beğ,

Tarafımıza cân u gönülden ilettiğiniz yardım teklîfinize çok teşekkür ederiz. Şimdilik bir yardım ihtiyâcı duymuyoruz. Olması hâlinde de sizlere mürâcaat etmemizden daha tabii bir tercîhimiz olmayacaktır.

Arkadaşınız Orkun’un açtığı Orkun Kitabevi’nin adresini burada veriyoruz. Ayrıca arkadaşınızı da yaptığı hizmetten ötürü tebrîk ediyoruz.

TANRI TÜRK’Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN.

Tonyukuk


15.03.2002

Sayın Tonyukuk,
Sitenizde Korkut Eken’e bölüm ayırmanız beni çok mutlu etmiştir. Efsane subaya Türk Milletinin vefa borcunu elbette onlar bunlar değil Türkçüler ödeyecektir. Eşyanın tabiatı bunu gerektirir.

Ayrıca dün bir arkadaşımla konuşurken tekrar gördüğüm bir gerçeği belirtmek istiyorum. Korkut Eken bizim yüzümüzden cezaevinde. Belki biraz fazla iddialı oldu ama evet, Korkut Eken’in cezaevinde olmasının sebebi Türk Milliyetçileridir. Şair Alişan Satılmış şehit analarına seslenirken “evet vatan sağ olsun, evet onlar şehittir ama bunları söylerken evladımızın katilinden hesap sorun” demezseniz, “bir avuç çapulcu bu millete nasıl kafa tutuyor demezseniz” bu iş bitmez diyordu.
Ben arkadaşımla Korkut Eken hakkında konuşurken Ertuğrul Özkök’ün bir yazısından aldığım bilgiyle bugüne kadar milli mücadele dönemi dahil bu ülke 29 bölücü ayaklanma gördü ve bunların hepsi Korkut Eken gibi efsaneler tarafından bastırıldı ama bunları bugün biz hapsedersek yarın çıkacak başka bir isyanda onlarla savaşacak adam bulamayız dedim ve arkadaşımın şamar gibi cevabını aldım:

“-Sen bu söylediğine inanıyor musun? En azından Korkut Eken’i, İbrahim Şahin’i hapsedenler inanmıyor. Onlar biliyor ki öyle bir ayaklanma çıksa karşı gelecek daha bir sürü Korkut Eken, daha bir sürü İbrahim Şahin çıkar. Zaten bu kahramanları harcamak konusunda bu  kadar pervasız olmalarının sebebi de bu.”

Haklıydı. Suç bizde.
Bugünlerde Yarbay Korkut’u generallerin savunması ise enteresandır. Ama bizi mutlu etmiştir. En ilginç açıklama ise ressam paşadan gelmiştir. “Bu adam 6 yıl yatacak. Eğer devlet sırlarını açıklamamak için kendini feda ettiyse bu babayiğitliktir.”

Siz babayiğitliği de mi bilirdiniz demeye dilimiz varmasa da o babayiğitlikse devletin verdiği görevi yapan insanı (üstelik resmi görevliyi) sırf bu görevi yaptı diye ceza evine göndermek necilik oluyor diye sormadan edemiyoruz. Bu vesileyle Efsane yarbayın cezaevine gireceği gün kucağında torunuyla Star gazetesinde “Dede Korkut” alt başlığıyla çıkan resmi bu sayfanın başına koymanızın iyi olacağını düşündüğümüzü de söylemeliyiz.
Bir Türkçüye yazmak için klavyenin başına oturduğumuzda aklımıza neler gelmiyor neler... Ermeni meselesine, soy kırım iddialarına sayfanızda cevap vermemeniz dikkatimi çekti. Ben bildiklerimin ışığında bu iddianın doğru olduğunu düşünüyorum. Mirim, biri bunların soyunu kırmış ki böyle soysuz olmuşlar. Tabii İngiliz’in, Çinli’nin, Germen’in soysuzluklarını da göz önüne alarak bunların ne zaman soy kırımı iddiasında bulunacaklarını da merak etmiyor değilim.
Bir de şu Avrupa birliği... Aslında çok uzun konu ve bugünlerde bizim yüzümüzde ufak bir tebessümden başka bir şey belirmiyor aklımıza geldikçe. Ama kısacık bir söylememiz gereken var. Çok sayın büyüklerimiz cehaletimize versinler tam olarak bilmiyoruz;  Olmaz ama ya olmaz olur da biz bu ab ye girersek bunların bol yıldızlı bayrağı benim tek yıldızlı ve hilalli bayrağımın üstüne ya da en kötü ihtimalle aynı seviyesine asılacakmış. Bu doğru mu? Beyler, siz bunu yapabileceğinize  gerçekten inanıyor musunuz?
İnanıyorsanız şimdiden Sümerbank’a söyleyin de o 12 yıldızlı paçavralardan basmaya başlasın. Ben dahil bunca Türkçü onları parçalamaktan zevk alacaktır. Behey gafiller, bu bayrağın üstüne bayrak asılacak idiyse ne gerek vardı Kurtuluş savaşına?
Dedelerimizin yaptığını bizim yapamayacağımızı mı sanıyorsunuz?
Sayın Tonyukuk,

Kısa da olsa onlar bunlar diye ifade edebileceğim gafillere size yazılmış bir mailden seslendiğim için kusura bakmayınız. Çevreye verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı kusura bakılmaya.

Apronçur Tigin

* * *

19.03.2002

Azîzim Apronçur Tigin,

Şiir akıcılığındaki mektubunuzu aynen yayınlıyoruz. Yazınıza ilâve edilecek herhangi bir şey yok.

Star gazetesi arşivinde bahsettiğiniz resmi bulabilirsek arzûnuz istikâmetinde değerlendireceğiz.

AB konusuna gelince bu hususta pek endîşeli olmayınız. Bir kere bu zümre-i küffâr önümüzdeki 10-12 yıl içinde darmadağınık olacaklardır. Zîrâ bunlar taşıma suyla değirmen döndürme sevdâsındadırlar. İkincisi Türkler’in AB’ne girmelerine Hak Ta’âlâ rızâ göstermez. Onun yarattığı tek müfettih millet Türklerdir. O, milletler içinde sâdece Türkler’i kızılelma ile şereflendirmiştir. Tanrı kendi milletine verdiği bu şerefi geri almaz. Türkler’in AB’ne girmeleri, onların müfettihliklerinin de serhadlerinin de kızılelmalarının da sonu olur.

Tanrı kendi milletine bu kadar gadretmez.

Tonyukuk


20.03.2002

İyi günler,

Öncelikle Türk ve Türklükle ilgili yaptığınız bu güzel site için siz(ler)i tebrik ederim.

Asıl amacım Orhun Kitabeleri (resim, yazı tipi, açıklama, vb.) hakkında bilgi toplamak.

Bana bu konuda yardımcı olursanız sevinirim.

Demir Kanber

* * *

25.03.2002

Azîzim Demir Kanber Beğ,

Hazırladığımız otağın sizler tarafından beğenilmekte olması bizleri mutlu ediyor.

Konuklarımızın birkaç tânesi daha önceki aylarda sizin dilekleriniz benzeri istekler beyan etmişler, biz de bu istekleri cevaplandırmıştık.

Otağımızdaki yazışmalara bir göz atarsanız, dilediklerinizin cevaplarını bulabileceğinizi sanıyoruz. Konuyla ilgili daha kendine özgü ve belirli sorularınız olursa bildiklerimizi sizinle paylaşmaya âmâdeyiz.

Saygılarımızla,

Tonyukuk 


22.03.2002

Selamlar,

Şu isimler ve kuruluşlar hakkında ne düşündüğünüzü merak ediyorum. Eğer cevaplandırırsanız memnun olurum. Çalışmalarınızda başarılar dilerim. Şimdiden teşekkürler.

Tekinalp

 

Hayrani Ilgar (İzmir’de bir NAZİ teşkilatı kurmuş. Böyle bir şey var mı?)

S. Ahmed Arvasi

Ali Kemal Meram

Cenk Tozkoparan (ve toplumcu budun derneği hakkında...)

* * *

23.03.2002

Azîzim Tekinalp Beğ,

Bizden haklarındaki düşüncelerimizi sorduğunuz kişileri biz sâdece Türkçülük için yaptıkları işlere göre değerlendirebiliriz. Bu cümleden olarak,

Hayrânî Ilgar Beğ’in, bizlerin Mart 1988-Aralık 1989 târihleri arasında aylık olarak 20 sayı çıkartabildiğimiz Orkun dergilerinde hatırladığımız kadarı ile bir şiiri ve iki yazısı çıkmıştı. Kendilerini şahsen tanımamakla birlikte hâlen İzmir’de yaşadığını ve Türkçülüğün iyi bir neferi olduğunu biliyoruz. Bir Nazi teşkîlâtı kurmuş olabileceğine ihtimâl vermiyoruz. Türkçüler özenti işlere kalkışmazlar.

Ahmed Arvâsî ve Ali Kemâl Meram Beğlerin Türkçülük ile bir ilişkileri yoktur.

Cenk Tozkoparan Beği tanımıyoruz. Toplumcu Budun Derneği’nin İzmir’de kurulduğunu ve orada faaliyet gösterdiğini duymuşuzdur. Dernek hakkındaki bilgimiz de maalesef yok denecek kadar azdır.

Biz de size başarılar dileriz.

Tonyukuk


26.03.2002

Sevgili Tonyukuk,

Mektubumu sitenizde yayınlamışsınız, teşekkür ederim. Ben Nihal Atsız Hoca’nın bir broşürünü arıyorum. İsmi “Komünist Don Kişotu Nazım Hikmetof Yoldaşa”. Tüm aramalarıma rağmen bulamadım. Acaba nereden edinebilirim? İnternette bulacağım bir yer var mı? Kendinize iyi bakın. Allah yar ve yardımcınız olsun.

TANRI TÜRKÜ KORUSUN

Tanrıkut Mete

* * *

27.03.2002

Azîzim Tanrıkut Mete Beğ,

Aradığınız eser ektedir.

Tanrı Türk'ü korusun.

Tonyukuk


29.03.2002

Türkçe adlarla ilgili sayfanızda 'maytalman' adı geçmektedir. 'maytalman' ad ya da soyadının anlamını belirtebilir misiniz? Teşekkür ederim.

Metin Maytalman

* * *

30.03.2002

Azîzim Metin Maytalman Beğ,

Maytalman’ın lûgat karşılığı “muhteşem, ihtişamlı” dır.

Saygılar sunarız.

Tonyukuk


 NİSAN-2002

 YAZIŞMALAR