TONYUKUK'a gelen yazılar... ve TONYUKUK'un karşılıkları...

ŞUBAT-2002

(Yazılar geliş târîhlerine göre sıralanmışlardır.)


01.02.2002

Türk Milliyetçisi, Ülkücü bir siyasi mahkumun, Edirne Cezaevinde yaşadıklarının bir bölümünü çerçeveleyen “Yanık Kale” kitabının tanıtım sayfası olan http://www.oguzhancengiz.com ‘u sitenize eklemenizi veya sitenizde yer vermenizi rica eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Oğuzhan CENGİZ

* * *

21.02.2002

Azîzim Oğuzhan Cengiz Beğ,

Geçmiş olsun dileklerimizi gönderir, biz de size çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,

Tonyukuk


06.02.2002

İyi Günler,

Ülküdaşlar, size bir kaç tane Türkçü sayfanın adresini vereceğim. Onları da link olarak koyarsanız çok sevineceğim.
1.
www.armagan.de  (Afganistan Türkleri’nin sesi)
2.
www.kozgu.de  (Türkçü gençlerin sesi)
3.
www.turkish-fighting.de  (İlk Türk dövüş sanatı)
Saygılarımla,
Kök Tengri Türk’ü korusun!

KÖKTÜRK

* * *

21.02.2002

Azîzim Köktürk Beğ,

Zaman zaman ziyâret ettiğimiz bu bağlantıları, otağımızın konuklarına da duyurmaktayız.

Kök Tengri Türk’ü korusun!

Tonyukuk


07.02.2002

(Özel)

Sayın Tonyukuk Beğ, 
Sistematik Türkçülük ve bu mefkurenin parlamenter sistem bünyesindeki uygulamaları konusunda
değerli fikirlerinize danışmak istiyorum.
Öncelikle belirtmek istediğim konu şudur ki yukarıda adı geçen konu üzerine bir yapıt meydana
getirmek istiyorum. Böyle bir amaç için çok çaba harcanması gerektiğinin, ne denli ayrıntılı bir
araştırma yapma zorunluluğunun ve ihtiyaç duyulan birikimin farkındayım.
Bu çalışmaya başlamadan önce bir ön hazırlık olarak mefkuremizin sistemleşmesini sağlayan
büyüklerimizin takip ettiği yolun detaylı bir şekilde anlaşılması gerekir. Amaçladığım kaynağı
oluşturma fikri ilk aklıma geldiğinde kimlerden ve nerelerden yardım alabileceğim konusunda
düşünmeye başladım. Daha sonra Ismail Gaspıralı-Yusuf Akçora-Ziya Gökalp-M.K.Atatürk çizgisinde
son şeklini almış olan Türkçülük ideolojisini bir siyasal doktrin, bir parti programı (MHP hariç)
halinde içeren bir eserin olup olmadığı konusunda bir merak içine düştüm.
Doğal olarak bu tipte bir eseri Ziya Gökalp'ın eserleri arasında aradım. Fakat –yanılıyorsam lütfen düzeltin- Ziya Gökalp'ın bu şekilde toplu bir eseri olmadığını gördüm, Ziya Gökalp'ın tüm eserleri birbiriyle bağlantılı olarak Türkçülüğün sistemleşmesini sağlamış.
Benim bu noktada size danışmak istediğim hususları sıralayacak olursam
1-Ziya Gökalp'tan sonra bu sistemleştirmeyi yapan başka şaysiyetler var mı? Eğer varsa bana
yazar ve eser adlarını yollayabilir misiniz?
2-Böyle bir çabaya girişmem gereksiz mi olur?
Size şunu da içtenlikle belirtmek isterim ki bu düşüncemi uygulamaktaki amacım daha önce yapılmış
herhangi birşeyi yetersiz görmem değildir. Zaten gerçek olanda benim Türkçülük hakkındaki bir
eseri yeterli ve yetersiz olarak nitelendirme noktasında bu değerlendirmenin benim haddim olmadığıdır. Ancak meydana getirmek istediğim kaynak benim Türkçülük adına sadece iyi niyetimdir.
Düşüncemdeki amaç yeni birşey yaratma çabası değil, var olanları, şu an anayurdumuzun içinde
bulunduğu durum açısından değerlendirip umut ettiğimiz yeni ulusal uyanışa bir destek olmasıdır. Başarabileceğim konusunda emin değil fakat inançlıyım. Tanrı'nın ve yardım edebilecek büyüklerimin benden yardımlarını esirgemeyeceklerinden eminim.
Oluşturmak istediğim kaynağın içeriği hakkında da fikrinize danışmak isterim. Bu içeriği de burada sıralamak istiyorum.
1-Tarih boyunca Türk kültürü ve değerlendirilmesi
2-Avrupa'nın Türk dünyası ile ilgili politikaları ve değerlendirilmesi
3-Kent soylu sınıfı ve iç proletarya üzerine bir değerlendirme
4-Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milli politikası
5-Parlamenter sistemde uygulamaları
Sizden ricam bunlara eklenebilecek başka konular olup olmadığı konusunda yorumunuzdur.
Tabii ki hepsinden önce uzun bir zaman alacak olan bu proje hakkındaki düşüncenizdir.
Tanrı Türk'ü Korusun ve Yüceltsin!

* * *

24.02.2002

Azîzim,

Türkçülük mefkûresini sistemli bir hâle getirmek ve bunu parlamenter yönetimde tatbîk mevkiine koymak için yapacağınız çalışmanın pek yararlı olacağını sanmıyoruz. Çünkü;

1-Böyle bir çalışmaya başlamadan önce bu günkü mânâ ve uygulaması ile parlamenter sistem dediğimiz yönetim tarzının Türk Milleti’nin ve Türk Devleti’nin yönetilmesi için yeterli olup olmadığını çok iyi düşünmek lâzımdır.

2-Târîhimizde başta Tanrıkut Mete olmak üzere, Bumın, İstemi, Bilge, Aksak Temür, Atatürk vbg. pek çok kağan, Türk Millet ve Devlet’ini Türk Töresi’ne en uygun şekilde, Türk için, Türk’e göre yönetmişlerdir. Bu Türk büyüklerinden, Atatürk’ün hâricindeki hiç birisi, devlet ve milleti Türkçülük akâidi ile yönettiğinin farkında bile değillerdi. Onlara göre devleti ve milleti yönettikleri bu tarz, olması gereken en tabiî idâre tarzı idi.

3-Atatürk, sizin de işâret buyurduğunuz Ismâil Gaspıralı-Yusuf Akçora-Ziyâ Gökalp çizgisinin fevkalâde başarılı bir tatbîkatçısıdır. Bâzı istisnâları olmakla berâber yaptığı işlerin bu çizgiye uygun olmasına özen göstermiştir.

4-Türkçülük kesinlikle siyâsî bir doktrin olmamalıdır. Olması hâlinde öz yüzünü saklayan kötü siyâsetçilerin elinde bir daha onanamayacak derecede yaralar alabilir. Asıl hedefleri arasında bulunan Turan ve Kızılelma mefkûreleri de târîhe karışabilir. Allah’tan bugüne kadar hiçbir siyâsî parti, “Biz Türkçü partiyiz” sözleri ile Türk siyâset sahnesine çıkmamıştır. Hoş çıksa idi de yüce Türk milleti icraatlerine bakıp notlarını verirdi.

5-Bütün bunlara rağmen Türkçüler “dâimâ Türk töre ve geleneklerine sâdık kalmak şartı ile” siyâsete girmelidirler.

6-Siz, böylesine çetin bir çalışmayı başaracağınıza inandığınıza göre, çalışmalarınızı “Yarınki Turan Devleti”nin anayasası, amaçları, yönetim tarzı, dış siyâseti, askerî kuruluşları gibi konulara teksîf etmeniz hâlinde Türklüğe büyük bir hizmette bulunmuş olursunuz.

7-Bizler sivil ya da asker Türkçü başkanlar yetiştirmek mecbûriyetindeyiz. Hangi Türk boyundan olursa olsun Türkçü bir başkan (ki çağı gelmiştir, beklenmektedir) Türk Bodunu’nu aklın alamıyacağı kadar kısa bir süre içinde ictimâî, ahlâkî, iktisâdî, siyâsî ve teknik alanlarda Dünyâ milletlerinin ön safındaki hakkı olan gerçek yerine getirecektir. 

Tanrı Türk'ü Korusun ve Yüceltsin!

Tonyukuk


12.02.2002  

Bir tesadüf eseri rastladığım sitenizi beğeniyle karşıladım. Çalışmalarınızı Türkiye'ye yönelik yoğun
saldırıların yapıldığı şu günlerde gönülden destekliyorum. Siyasi ideolojilerden bağımsız TÜRK
odaklı yaklaşımınız ayrıca takdire şayan. Ben doğu kökenli bir yurttaş olarak kendimi belki sizden daha
fazla TÜRK hissediyorum. Kürtlerin Bedevi Türkmen aşiretleri olduğuna inanıyorum. Sizin Doğulu’lara
yaklaşımınız nasıldır?
Cevabınıza teşekkür eder çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Ozan Öztürk

* * *

24.02.2002

Azîzim Ozan Öztürk Beğ,

Yurdumuzun yönlerine göre insanlarımızı bölmek, onların arasına nifak sokmak bize yakışmaz. Öncelikle şunu belirtelim ki Türk dendikte biz, Türk Boğazı’ndan Adriyatik Denizi’ne kadar olan coğrafyada yaşayan bütün Türkleri anlıyoruz.

Bugün Batı Türkistan diyebileceğimiz bir yerde, Batı Türkeli’nde  kurulu olan ve Batı Türkeli  Cumhûriyeti adıyla anılması gereken Türkiye’mizin Güneydoğu’sunda yaşayan insanlarımızın yüzde doksanı buyurduğunuz gibi göçer Türkmen’dirler. Bunların yerleşik olanları da vardır. Ancak ister göçer, ister konar olsunlar bunların büyük bir çoğunluğu mankurtturlar. Mankurt, kendisini ne zannederse o odur. Aksini iddiâ etmek ve isbâta çalışmak beyhûdedir. Hem biz neden onların Türk olduklarını isbâta çalışalım ki? Eğer böyle bir ihtiyacları var ise onlar Türklüklerini isbât etmelidirler. Asl olan bizim onlara yaklaşımımız değil, onların bize yaklaşımlarıdır. Bir gel bana, iki geleyim sana!..

Biz de size çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Tonyukuk


14.02.2002

Bu aralar çok sevilen bir reklam filmi var. Bir çay reklamı. Konuklarımızın gönderdikleri bölümüne bir göz atınca o reklam aklıma geldi. Konuklarınız özellikle ırkçılık konusuna takılmışlar. Sahi nedir bu ırkçılık?
Reklamda ki beyefendinin söyleyişiyle: “Bu midur?”
Büyük Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene”, “Muhtaç olduğun kudret damarlarında ki asil kandadır”,
”Yaradılışımda ki en büyük fevkaladelik Türk olarak yaratılmamdır” sözlerini yüksek sesle tekrarlamak mıdır?
Yani bu midur?
Değuldur.
Irkçılık, oğlunu askere kına yakarak gönderen anneye, oğluna “kurt yavrusu gidiyorsun kurt olacak
döneceksin” diyerek yollayan babaya bakıp “Bu ne büyük millet Yarabbi” demek midir?
Yani bu midur?
Değuldur.
Irkçılık, Türk ordusunu ve askerini “o ne güzel kumandan o ne güzel askerdir” diye övmek midir?
Yani bu midur?
Değuldur.
Irkçılık, bütün milletlerce ortak değer kabul edilen misafirperverlik, cihangirlik, dürüstlük, saygılı
olmak, cesaret, hoşgörü gibi değerlere en fazla sahip milletin Türk milleti olduğu gerçeğini reddetmemek
midir?
Yani bu midur?
Değuldur.
Irkçılık, Tavas’ı, Malazgirt’i, Niğbolu’yu, Mohaçı, Çanakkale’yi, Büyük taarruzu anlatırken göğüs kabartmak mıdır?
Yani bu midur?
Değuldur.
Irkçılık, kimisinin ben kürdüm dediği kimisin ben arabım çığlıkları attığı, kimisinin çerkesçilik davası
güttüğü, kimisinin Macaristan’dan damızlık erkek ithalini savunduğu, kimisinin ingilizleri yücelttiği,
kimisinin rus köpekliği yaptığı yerde “BEN BİR TÜRKÜM” demek midir?
Yani bu midur?
Değuldur.
Irkçılık;
Irkçılık;
Irkçılık;
bu midur?
Değuldur.

...
Bakınız “değuldur” dedi.
Ha, diyen varsa ki “Evet, budur” o zaman evet, biz ırkçıyız. Genetik biliminin geldiği nokta şahidimizdir
ki budur diyorsanız biz ırkçıyız... Kalıtım gerçeği şahidimizdir ki budur diyorsanız  biz ırkçıyız...
Damarımızdaki kan üstümüzdeki gök altımızdaki yer şahidimizdir ki biz ırkçıyız! 

Aprançur Tigin

* * *

24.02.2002

Azîzim Aprançur Tigin,

Ha diyen var...

Eksik, ziyâde ha... Eksiğiyle, ziyâdesiyle ha...

Evet, budur.

Evet, budur.

Evet, budur.

...

Makas.

Uymadı ki...

Uysa da makas, uymasa da makas.

...

Şâhide bile gerek yok...

...

Var mı ötesi?

Sağlıcakla kalınız!

Tonyukuk


18.02.2002

Değerli Tonyukuk Beğ,

Sitenizi takip edenlerle gerçekleştirdiğiniz yazışmalarda düşmanlık serdetmemekle beraber İslam dinine karşı kayıtsız oluşunuz dikkatimi çekti. Hele Türk Milleti'ni vücuda getiren unsurlar arasında dinin ehemmiyeti olmadığını, Türk Milleti'ne din tayin etme hakkınızın bulunmadığını ifade ederken ileri sürdüğünüz misal gerçekten şaheserdi: Hem düşmanlarımız aramıza din ve mezhep ayrılıklarına dayalı nifaklar sokacak hem de müslüman olmayan Türk topluluklarının da dahil olduğu Türk Birliği düşüncesi inkisara uğrayacak şeklinde bir mantık ne kadar doğrudur? Kahir ekseriyeti müslüman olan Türk Milleti'ni bir avuç gayrimüslim Türk'ün hatırı kırılmasın diye “Müslüman Türk Milleti” olarak anmamız da sizin nazarınızda yanlış mı? Ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi'ni eleştirirken “partileri sıfatlarına göre değil eylemlerine göre değerlendirmeliyiz” sözünüze sonuna kadar katılmakla beraber MHP'nin Türkçü çizgiden uzak olduğunu “Ya Allah Bismillah Allahuekber” uranı atan kitlesine dayandırmanız kulak tırmalıyor. Bu uranı yahut “Kanımız aksa da zafer İslamın'dır” çığlığını atarak meydanları dolduran kitlelerin Türkçü olup olmadığı bu değerlere bağlılıkları yüzünden sorgulanamaz! Acaba hangisi kendisine sorulduğunda “ben Türkçü değilim” der? Hiçbiri! Bu mantık bizi hiçbir yere götürmez. Aynı şekilde birtakım kimselerin de İslam adına Türklüğe ve milli kimliğimize ters bakışları da bizi sadece kaşındırmaktadır! Kaldı ki -siz de bilirsiniz- Ziya Gökalp gerek “Türkçülüğün Esasları” gerekse “Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak” eserinde Türkçülüğün bir de “ümmet” programı olduğundan bahsetmiş ve hedefini “Türk Milletindenim, İslam Ümmetindenim, Garp Medeniyetindenim” şeklinde ortaya koymuştur. Hal böyleyken atalarımızın bin yıllık İslami kimliğimiz içinde oluşturdukları “Alperenlik” ruhunu yakalamayı kendisine gaye seçerek hem Türk Milleti'ni tebcil edecek milli bir dava olan Türkçülüğü hem de milletimizin on asırdır dünya hakimiyeti mefküresine hedef olarak koyduğu “Allah'ın ve onun şanlı peygamberinin adını yayma gayretlerini” bir bedende toplayan Türk-İslam Ülkücüleri’ne “onlar milliyetçi olabilir fakat Türkçü ve Turancı olduklarını iddia edemezler” biçiminde bir sataşmayı kabul etmiyorum. Rahmetli Niyazi Yıldırım'ın şiirleştirdiği kimliğimiz yine onun dilinde “Tanrıkut Mete Çağından Son peygamber kucağından Hacı Bektaş ocağından........ kendisine “açılan sır meydanlarında” ülküsünde fani olmuş, Müslüman Türk'ün sonuna kadar Türkçü ve İslam'ın davacısı gençliği olarak yücelmiştir. İstirham ediyorum bizim Türkçülüğümüze sırf bu iman kavgasına da olan merbudiyetimiz sebebiyle sataşmayınız.

Göktürk Ömer Çakır

Orkun Dergisi Maltepe Temsilcisi.

* * *

24.02.2002

Sayın Göktürk Ömer Çakır,

Yazınızı cevaplamadan önce, adınız dergide yayınlanmadan kendinizi Orkun Dergisi Temsilcisi olarak tanıtmanızı yadırgadığımızı belirtmek isteriz. Herhalde bu da Türkçülüğün kavâid-i nev-zuhûrundan olsa gerek... Aslında böyle mühim bir sıfatı okuyunca ürperdik. Çünkü bizi tenkîd eden kişi Orkun dergisinin temsilcisiydi. Biz şimdi ne yapalım diye de epeyce düşünüp telâşlandık.

Sayın Çakır,

İslâm Dîni’ne karşı kayıtsız oluşumuzu nasıl keşfettiğinizi çok merâk ettik. Bu konuda bizim bilmediğimiz meselâ turnusol kağıdı gibi bir ayraç mı kullanıyorsunuz, yoksa bu bir Allah vergisi midir?

Önce bâzı cümlelerinizi anlamakta güçlük çektiğimizi belirtmek isteriz. Yazıda bir fikri uzun cümlelerle anlatmaya kalkarak onu içinden çıkılmaz hâle getirmektense, kısa cümleciklerle anlatmak yeğdir. Şu:

“Hem düşmanlarımız aramıza din ve mezhep ayrılıklarına dayalı nifaklar sokacak hem de müslüman olmayan Türk topluluklarının da dahil olduğu Türk Birliği düşüncesi inkisara uğrayacak şeklinde bir mantık ne kadar doğrudur?”

cümlenizle ne anlatmak istediğinizi, neyi anlatmak istediğinizi cümleyi on kereden fazla okumamıza rağmen anlayabilmiş değiliz. Hele: 

“Kâhir ekseriyeti müslüman olan Türk Milleti'ni bir avuç gayrimüslim Türk'ün hatırı kırılmasın diye “Müslüman Türk Milleti” olarak anmamız da sizin nazarınızda yanlış mı?”

cümlenizdeki “Kâhir” ekseriyet olan Müslüman Türk Milleti’nin, bir canavar gibi, bir ejderhâ gibi, bir kıyankat gibi  kimi kahrettiği, kimi zorladığı, kime üstün geldiği, kimi ezdiği, kimi yok edip ortadan kaldırdığı pek belli değil. Kaldı ki siz isterseniz milletimizi “Büyük çoğunluğu Müslüman olan Türk Milleti” olarak  anabilirsiniz. Biz de bundan zerre kadar rahatsızlık duymayız.

Gelelim bize yönelttiğiniz tenkitlerinize...

Okurumuz soruyor:

“Türklerin dini hakkında ne düşünüyorsunuz? Altay'da Şamanist (daha doğrusu Kamcıl) Türkler var, Gagavuz Türkleri Hristiyan, İran Azerbaycan'ındaki ve kuzey Azerbaycan'daki Oğuz kardeşlerimiz Şii...
Dünyadaki Türklerin birbirine düşürülmesinde sık sık kullanılan bu unsurla ilgili Türk ulusunun tavrı ne olmalıdır sizce?”
Bizim sizi celâllendiren cevâbımız ise şöyle:

“Millet, aynı kökten gelen, târîh, töre ve dil ortaklığı bulunan insanların tamâmına verilen addır. Bu târîfe bâzıları “aynı topraklar üzerinde yaşamak” şartını da ekliyor iseler de bizce bu şart çok önemli değildir.

Bizim milletimiz Türk milleti, millîyetçiliğimiz de Türk millîyetçiliği yâni Türkçülüktür. Otağımız da Türkçülüğün emrinde olan bir kuruluştur.

Milleti millet yapan birkaç unsurun içinde dîn bulunmamaktadır. Dolayısıyla otağımızda Büyük Türk milletine dîn tâyîn etmek gibi bir niyetimiz olmadığı gibi bu hususta bir düşünce bildirmemiz bile söz konusu değildir. (Dikkat ediniz, bu cevâb okurumuzun sorusunun tâm karşılığıdır.)

Düşmanlarımız bundan sonra da dîn hattâ mezheb unsurlarını kullanarak milletimize tefrika sokmaya çalışacaklardır. Ancak yüce milletimiz, yapılan târîhî hatâlardan gereken dersi aldığı için böyle bir oyuna gelmeyecektir.”

Şimdi merak sırası bizde... Bu soru zâtınıza sorulsa idi acaba cevâbınız nasıl olurdu?

* * *

Yukarıdaki millet târîfini yetersiz bulduğunuza göre herhâlde sizin târîfiniz şöyle olmalıdır:

“Millet, aynı kökten gelen, târîh, töre, dil ve dîn ortaklığı bulunan insanların tamâmına verilen addır.”

Eğer târîf böyle ise şimdi biz size bir soru soralım: O zaman Gagavuzlar, Khazarlar, Tuvalar size “Biz Türk değil miyiz?” sorusunu sorarlar ise cevâbınız ne olacaktır? Herhâlde, “Müslüman olmadığınıza göre siz Türk sayılmazsınız” cevâbını verebilmek büyük bir bilgelik gerektirecektir.

Başka bir okurumuz soruyor:

“İslamiyet hakkında ne düşünüyorsunuz? Arşivinizdeki bir yazışmada Türklerin ortak bir dini olmadığını belirtmişsiniz.”

Bizim cevâbımız ise şöyle:

“Bizim İslâmiyet hakkındaki görüşleriniz bellidir. İslâmiyet her ne sûrette olursa olsun Türk’lerce kabûl edilmiş ve bugün milletimizin en az yüzde doksanının dîni olmuştur. Milletimizin dînine elbette saygımız vardır. Ancak yaradanına başka dinler aracılığı ile ibâdet eden, yakaran milletimizin diğer boylarına da  saygı duymak bize onur verir.”

Bu cevâbımız size neden dokundu, anlayamadık. Yoksa “Yaradana başka dinler aracılığı ile ibâdet edenler Türk değildir” mi dememizi beklemekte idiniz?    

Yine aynı okurumuz soruyor:

“Sizlerin ülkü ocakları ile ilgili düşünceleriniz nasıldır? Yürüttüğü faaliyetler ve üstlendikleri misyonu nasıl buluyorsunuz?”

El-cevâb:

“Bir partiye tâbî olan ve onun icrâatini tasvîb eden alt kuruluşların “millîyetçi” olabilecekleri söylenebilirse de Türkçü ve Tûrancılıkları söz konusu bile olamaz. “Yâ Allah bismillâh Allâh u ekber” uranıyla yürütülen misyon bu ise kendilerine hayırlı uğurlu olsun.

Biz Türkçü bir kuruluşuz. Ancak Türk için, Türk’e göre, Türk tarafından yapılan işler bizi ilgilendirir.”

Sayın Çakır,

Siz buyuruyorsunuz ki, bir parti milliyetçi olmayabilir ama, onun alt kuruluşları milliyetçidir, hattâ Türkçü’dür.

Hafazan-Allah!...

Bu Türkçü alt kuruluşlar, başteröristin i’dâm dosyasının meclise gelmesi engellendiğinde, Türk düşmanı Zetung’a devlet nişanı verildiğinde, çıkartılan afv yasası ile binlerce hâin-i vatan salıverildiğinde nerelerdeydiler? Güçleri zorla topladıkları 500 kişi ile Arab’ın Ecyâd kal’asını yıkmasını protesto etmeye mi yetti? Allâseniz, bu ne mene Türkçülük ise şunun bir târîfini yapsanız da biz de öğrensek.

* * *

Bütün Türkçü’lerin, Gökalp’ın vaz ettiği Türkçülük ile ilgili esasların tamâmına katılmak gibi bir mecbûrîyetleri yoktur. Gökalp öyle söyledi diye Türk yaratılmış  ama dînen İslâm olmayan bir kişi Türkçü olamıyacak mı? Kaldı ki belki size ters gelebilir ama, Gökalp’ın Türk’ün İslâmlığıyla ilgili başka görüşleri de vardır:

Bir ülke ki, camiinde Türkçe ezan okunur,

Köylü anlar manasını namazdaki duanın;

Bir ülke ki, mektebinde Türkçe Kuran okunur,

Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüda’nın.

Ey Türk Oğlu, işte senin orasıdır vatanın!..

İmdi, siz bu görüşlere katılmayabilir, ezanın, duânın, Kuran’ın dînî inançlarınız açısından Arabça okunması gerektiğini pekâlâ iddiâ edebilir, savunabilirsiniz. Hâdiseye bu şekilde yaklaşımınız eğer siz gerçekten Türkçü iseniz, sizin Türkçülüğünüze bir halel getirmez. Bizim burada sizin mantığınızla hareket ederek “Vay, bu beğ, Ziyâ Gökalp’ın bu görüşlerine karşı çıkıyor. O Gökalp ki Türkçülüğün esaslarını vaz etmiştir. Öyleyse bu kişi Türkçülüğün esaslarına uymamaktadır. O ki Türkçü değildir.”

dememizin kıymet-i harbîyesi olur mu?

Okurumuzun sorusuna karşılık verirken MHP'nin Türkçü çizgiden uzak olduğunu söylemedik. Okurumuz diyor ki: “İktidara milliyetçi bir parti ortak olduğu halde bu kadar komünist hoca ve öğrencinin bu okullarda işi nedir?”... Biz de diyoruz ki: “Herhalde siz partilerimizi adlarında bulunan sıfatları ciddîye alarak değerlendiriyorsunuz.” Bizim bu açık cevâbımızı sizin, Zâti Sungur’u bile şaşırtacak bir mahâretle nasıl “Siz MHP'nin Türkçü çizgiden uzak olduğunu söylüyorsunuz!” şekline dönüştürdüğünüzü merâk ediyoruz.

Dahası var... Biz diyormuşuz ki: MHP Türkçü çizgiden uzaktır. Bunun sebebi de onun “Ya Allah Bismillah Allahuekber” uranı atan kitlesidir.

Sayın Çakır, gerçekten ifâdelerimizden bu mânâ çıkıyor da biz mi işin farkında değiliz, yoksa siz okuduklarınızı anlama konusunda biraz zorluk mu çekmektesiniz?

İyi bir yerde iyi bir görev aldınız. Yalnız biliniz ki bizde, Türk-İslâm sentezcisi olabileceğiniz intiba’ını uyandırdınız. Böyle olsanız da olmasanız da;

1-Temsilciliğini üstlendiğiniz dergiden “Üç Makale” adlı kitapçığı te’mîn ederek bu kitapçıktaki Türk-İslâm Sentezi ve Türkçülük başlıklı makaleyi dikkatle ve birkaç kere okuyunuz.

2-Ülkücülük fikriyâtının ve bu fikriyâtın gelişiminin 1962 yılından günümüze kadarki kırk yıllık târîhçesini bir gözden geçiriniz. Ülkücülüğün bugün geldiği noktadaki hâli için sizin yüreğinizin bizim bağrımız kadar yanabileceğini hiç sanmıyoruz.

3-Sataşmak fiili bizim nezdimizde hafife alınmayacak kadar ağır bir suçlamadır. Sataşmak, maraza çıkartmayı huy edinmiş geçimsiz kişilerin, her bir söyleneni veyâ yazılanı özellikle ters algılaması, bunun sonucunda da hır çıkarması hâlidir. Biz bize sataşanların dışında kimseye sataşmayız. Bu bakımdan fiili sâhib-i aslîsine yâni size iâde ederiz.

Yine de temsilciliğinizin size hayırlı olmasını dileriz.

Gerçekten Tanrı Türk’ü korusun.

Tonyukuk


 MART-2002  

 YAZIŞMALAR