TONYUKUK'a gelen yazılar... ve
TONYUKUK'un karşılıkları...
ŞUBAT-2002
(Yazılar geliş târîhlerine göre sıralanmışlardır.)
01.02.2002
Türk Milliyetçisi, Ülkücü bir siyasi mahkumun,
Edirne Cezaevinde yaşadıklarının bir bölümünü çerçeveleyen “Yanık Kale”
kitabının tanıtım sayfası olan http://www.oguzhancengiz.com ‘u sitenize eklemenizi veya
sitenizde yer vermenizi rica eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.
* * *
21.02.2002
Azîzim Oğuzhan Cengiz Beğ,
Geçmiş olsun dileklerimizi gönderir, biz
de size çalışmalarınızda başarılar dileriz.
Saygılarımızla,
Tonyukuk
06.02.2002
İyi Günler,
Ülküdaşlar, size bir kaç tane Türkçü
sayfanın adresini vereceğim. Onları da link olarak koyarsanız çok sevineceğim.
1. www.armagan.de (Afganistan Türkleri’nin sesi)
2. www.kozgu.de (Türkçü gençlerin sesi)
3. www.turkish-fighting.de (İlk Türk dövüş sanatı)
Saygılarımla,
Kök Tengri Türk’ü korusun!
KÖKTÜRK
* * *
21.02.2002
Azîzim Köktürk Beğ,
Zaman zaman ziyâret ettiğimiz bu bağlantıları,
otağımızın konuklarına da duyurmaktayız.
Kök Tengri Türk’ü korusun!
Tonyukuk
07.02.2002
(Özel)
Sayın Tonyukuk Beğ,
Sistematik Türkçülük ve bu mefkurenin parlamenter sistem bünyesindeki
uygulamaları konusunda
değerli fikirlerinize danışmak istiyorum.
Öncelikle belirtmek istediğim konu şudur ki yukarıda adı geçen konu üzerine bir
yapıt meydana
getirmek istiyorum. Böyle bir amaç için çok çaba harcanması gerektiğinin, ne
denli ayrıntılı bir
araştırma yapma zorunluluğunun ve ihtiyaç duyulan birikimin farkındayım.
Bu çalışmaya başlamadan önce bir ön hazırlık olarak mefkuremizin
sistemleşmesini sağlayan
büyüklerimizin takip ettiği yolun detaylı bir şekilde anlaşılması gerekir.
Amaçladığım kaynağı
oluşturma fikri ilk aklıma geldiğinde kimlerden ve nerelerden yardım
alabileceğim konusunda
düşünmeye başladım. Daha sonra Ismail Gaspıralı-Yusuf Akçora-Ziya
Gökalp-M.K.Atatürk çizgisinde
son şeklini almış olan Türkçülük ideolojisini bir siyasal doktrin, bir
parti programı (MHP hariç)
halinde içeren bir eserin olup olmadığı konusunda bir merak içine düştüm.
Doğal olarak bu tipte bir eseri Ziya Gökalp'ın eserleri arasında aradım. Fakat
–yanılıyorsam lütfen düzeltin- Ziya Gökalp'ın bu şekilde toplu bir eseri
olmadığını gördüm, Ziya Gökalp'ın tüm eserleri birbiriyle bağlantılı olarak
Türkçülüğün sistemleşmesini sağlamış.
Benim bu noktada size danışmak istediğim hususları sıralayacak olursam
1-Ziya Gökalp'tan sonra bu sistemleştirmeyi yapan başka şaysiyetler var mı?
Eğer varsa bana
yazar ve eser adlarını yollayabilir misiniz?
2-Böyle bir çabaya girişmem gereksiz mi olur?
Size şunu da içtenlikle belirtmek isterim ki bu düşüncemi uygulamaktaki amacım
daha önce yapılmış
herhangi birşeyi yetersiz görmem değildir. Zaten gerçek olanda benim Türkçülük
hakkındaki bir
eseri yeterli ve yetersiz olarak nitelendirme noktasında bu değerlendirmenin
benim haddim olmadığıdır. Ancak meydana getirmek istediğim kaynak benim
Türkçülük adına sadece iyi niyetimdir.
Düşüncemdeki amaç yeni birşey yaratma çabası değil, var olanları, şu an
anayurdumuzun içinde
bulunduğu durum açısından değerlendirip umut ettiğimiz yeni ulusal uyanışa bir
destek olmasıdır. Başarabileceğim konusunda emin değil fakat inançlıyım.
Tanrı'nın ve yardım edebilecek büyüklerimin benden yardımlarını
esirgemeyeceklerinden eminim.
Oluşturmak istediğim kaynağın içeriği hakkında da fikrinize danışmak isterim.
Bu içeriği de burada sıralamak istiyorum.
1-Tarih boyunca Türk kültürü ve değerlendirilmesi
2-Avrupa'nın Türk dünyası ile ilgili politikaları ve değerlendirilmesi
3-Kent soylu sınıfı ve iç proletarya üzerine bir değerlendirme
4-Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milli politikası
5-Parlamenter sistemde uygulamaları
Sizden ricam bunlara eklenebilecek başka konular olup olmadığı konusunda
yorumunuzdur.
Tabii ki hepsinden önce uzun bir zaman alacak olan bu proje hakkındaki
düşüncenizdir.
Tanrı Türk'ü Korusun ve Yüceltsin!
* * *
24.02.2002
Azîzim,
Türkçülük mefkûresini sistemli bir hâle
getirmek ve bunu parlamenter yönetimde tatbîk mevkiine koymak için yapacağınız
çalışmanın pek yararlı olacağını sanmıyoruz. Çünkü;
1-Böyle bir çalışmaya başlamadan önce bu
günkü mânâ ve uygulaması ile parlamenter sistem dediğimiz yönetim tarzının Türk
Milleti’nin ve Türk Devleti’nin yönetilmesi için yeterli olup olmadığını çok
iyi düşünmek lâzımdır.
2-Târîhimizde başta Tanrıkut Mete olmak
üzere, Bumın, İstemi, Bilge, Aksak Temür, Atatürk vbg. pek çok kağan, Türk
Millet ve Devlet’ini Türk Töresi’ne en uygun şekilde, Türk için, Türk’e göre
yönetmişlerdir. Bu Türk büyüklerinden, Atatürk’ün hâricindeki hiç birisi,
devlet ve milleti Türkçülük akâidi ile yönettiğinin farkında bile değillerdi.
Onlara göre devleti ve milleti yönettikleri bu tarz, olması gereken en tabiî
idâre tarzı idi.
3-Atatürk,
sizin de işâret buyurduğunuz Ismâil Gaspıralı-Yusuf Akçora-Ziyâ Gökalp
çizgisinin fevkalâde başarılı bir tatbîkatçısıdır. Bâzı istisnâları olmakla
berâber yaptığı işlerin bu çizgiye uygun olmasına özen göstermiştir.
4-Türkçülük kesinlikle siyâsî bir
doktrin olmamalıdır. Olması hâlinde öz yüzünü saklayan kötü siyâsetçilerin
elinde bir daha onanamayacak derecede yaralar alabilir. Asıl hedefleri arasında
bulunan Turan ve Kızılelma mefkûreleri de târîhe karışabilir. Allah’tan bugüne
kadar hiçbir siyâsî parti, “Biz Türkçü partiyiz” sözleri ile Türk siyâset
sahnesine çıkmamıştır. Hoş çıksa idi de yüce Türk milleti icraatlerine bakıp
notlarını verirdi.
5-Bütün bunlara rağmen Türkçüler “dâimâ
Türk töre ve geleneklerine sâdık kalmak şartı ile” siyâsete girmelidirler.
6-Siz, böylesine çetin bir çalışmayı başaracağınıza
inandığınıza göre, çalışmalarınızı “Yarınki Turan Devleti”nin anayasası,
amaçları, yönetim tarzı, dış siyâseti, askerî kuruluşları gibi konulara teksîf
etmeniz hâlinde Türklüğe büyük bir hizmette bulunmuş olursunuz.
7-Bizler sivil ya da asker Türkçü
başkanlar yetiştirmek mecbûriyetindeyiz. Hangi Türk boyundan olursa olsun
Türkçü bir başkan (ki çağı gelmiştir, beklenmektedir) Türk Bodunu’nu aklın
alamıyacağı kadar kısa bir süre içinde ictimâî, ahlâkî, iktisâdî, siyâsî ve
teknik alanlarda Dünyâ milletlerinin ön safındaki hakkı olan gerçek yerine
getirecektir.
Tanrı
Türk'ü Korusun ve Yüceltsin!
Tonyukuk
12.02.2002
Bir tesadüf eseri rastladığım sitenizi beğeniyle
karşıladım. Çalışmalarınızı Türkiye'ye yönelik yoğun
saldırıların yapıldığı şu günlerde gönülden destekliyorum. Siyasi
ideolojilerden bağımsız TÜRK
odaklı yaklaşımınız ayrıca takdire şayan. Ben doğu kökenli bir yurttaş olarak
kendimi belki sizden daha
fazla TÜRK hissediyorum. Kürtlerin Bedevi Türkmen aşiretleri olduğuna
inanıyorum. Sizin Doğulu’lara
yaklaşımınız nasıldır?
Cevabınıza teşekkür eder çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Ozan Öztürk
* * *
24.02.2002
Azîzim Ozan Öztürk Beğ,
Yurdumuzun yönlerine göre insanlarımızı bölmek,
onların arasına nifak sokmak bize yakışmaz. Öncelikle şunu belirtelim ki Türk
dendikte biz, Türk Boğazı’ndan Adriyatik Denizi’ne kadar olan coğrafyada
yaşayan bütün Türkleri anlıyoruz.
Bugün Batı Türkistan diyebileceğimiz bir
yerde, Batı Türkeli’nde kurulu olan ve
Batı Türkeli Cumhûriyeti adıyla
anılması gereken Türkiye’mizin Güneydoğu’sunda yaşayan insanlarımızın yüzde
doksanı buyurduğunuz gibi göçer Türkmen’dirler. Bunların yerleşik olanları da
vardır. Ancak ister göçer, ister konar olsunlar bunların büyük bir çoğunluğu
mankurtturlar. Mankurt, kendisini ne zannederse o odur. Aksini iddiâ etmek ve
isbâta çalışmak beyhûdedir. Hem biz neden onların Türk olduklarını isbâta
çalışalım ki? Eğer böyle bir ihtiyacları var ise onlar Türklüklerini isbât etmelidirler.
Asl olan bizim onlara yaklaşımımız değil, onların bize yaklaşımlarıdır. Bir gel
bana, iki geleyim sana!..
Biz de size çalışmalarınızda başarılar
dileriz.
Tonyukuk
14.02.2002
Bu aralar çok sevilen bir reklam filmi var. Bir çay
reklamı. Konuklarımızın gönderdikleri bölümüne bir göz atınca o reklam aklıma
geldi. Konuklarınız özellikle ırkçılık konusuna takılmışlar. Sahi nedir bu
ırkçılık?
Reklamda ki beyefendinin söyleyişiyle: “Bu midur?”
Büyük Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene”, “Muhtaç olduğun kudret damarlarında
ki asil kandadır”,
”Yaradılışımda ki en büyük fevkaladelik Türk olarak yaratılmamdır” sözlerini
yüksek sesle tekrarlamak mıdır?
Yani bu midur?
Değuldur.
Irkçılık, oğlunu askere kına yakarak gönderen anneye, oğluna “kurt yavrusu
gidiyorsun kurt olacak
döneceksin” diyerek yollayan babaya bakıp “Bu ne büyük millet Yarabbi” demek
midir?
Yani bu midur?
Değuldur.
Irkçılık, Türk ordusunu ve askerini “o ne güzel kumandan o ne güzel askerdir”
diye övmek midir?
Yani bu midur?
Değuldur.
Irkçılık, bütün milletlerce ortak değer kabul edilen misafirperverlik,
cihangirlik, dürüstlük, saygılı
olmak, cesaret, hoşgörü gibi değerlere en fazla sahip milletin Türk milleti
olduğu gerçeğini reddetmemek
midir?
Yani bu midur?
Değuldur.
Irkçılık, Tavas’ı, Malazgirt’i, Niğbolu’yu, Mohaçı, Çanakkale’yi, Büyük
taarruzu anlatırken göğüs kabartmak mıdır?
Yani bu midur?
Değuldur.
Irkçılık, kimisinin ben kürdüm dediği kimisin ben arabım çığlıkları attığı,
kimisinin çerkesçilik davası
güttüğü, kimisinin Macaristan’dan damızlık erkek ithalini savunduğu, kimisinin
ingilizleri yücelttiği,
kimisinin rus köpekliği yaptığı yerde “BEN BİR TÜRKÜM” demek midir?
Yani bu midur?
Değuldur.
Irkçılık;
Irkçılık;
Irkçılık;
bu midur?
Değuldur.
...
Bakınız “değuldur” dedi.
Ha, diyen varsa ki “Evet, budur” o zaman evet, biz ırkçıyız. Genetik biliminin
geldiği nokta şahidimizdir
ki budur diyorsanız biz ırkçıyız... Kalıtım gerçeği şahidimizdir ki budur
diyorsanız biz ırkçıyız...
Damarımızdaki kan üstümüzdeki gök altımızdaki yer şahidimizdir ki biz
ırkçıyız!
Aprançur Tigin
* * *
24.02.2002
Azîzim Aprançur Tigin,
Ha diyen var...
Eksik, ziyâde ha... Eksiğiyle,
ziyâdesiyle ha...
Evet, budur.
Evet, budur.
Evet, budur.
...
Makas.
Uymadı ki...
Uysa da makas, uymasa da makas.
...
Şâhide bile gerek yok...
...
Var mı ötesi?
Sağlıcakla kalınız!
Tonyukuk
18.02.2002
Değerli Tonyukuk Beğ,
Sitenizi takip edenlerle
gerçekleştirdiğiniz yazışmalarda düşmanlık serdetmemekle beraber İslam dinine karşı
kayıtsız oluşunuz dikkatimi çekti. Hele Türk Milleti'ni vücuda getiren unsurlar
arasında dinin ehemmiyeti olmadığını, Türk Milleti'ne din tayin etme hakkınızın
bulunmadığını ifade ederken ileri sürdüğünüz misal gerçekten şaheserdi: Hem
düşmanlarımız aramıza din ve mezhep ayrılıklarına dayalı nifaklar sokacak hem
de müslüman olmayan Türk topluluklarının da dahil olduğu Türk Birliği düşüncesi
inkisara uğrayacak şeklinde bir mantık ne kadar doğrudur? Kahir ekseriyeti
müslüman olan Türk Milleti'ni bir avuç gayrimüslim Türk'ün hatırı kırılmasın
diye “Müslüman Türk Milleti” olarak anmamız da sizin nazarınızda yanlış mı?
Ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi'ni eleştirirken “partileri sıfatlarına göre
değil eylemlerine göre değerlendirmeliyiz” sözünüze sonuna kadar katılmakla
beraber MHP'nin Türkçü çizgiden uzak olduğunu “Ya Allah Bismillah Allahuekber”
uranı atan kitlesine dayandırmanız kulak tırmalıyor. Bu uranı yahut “Kanımız
aksa da zafer İslamın'dır” çığlığını atarak meydanları dolduran kitlelerin
Türkçü olup olmadığı bu değerlere bağlılıkları yüzünden sorgulanamaz! Acaba
hangisi kendisine sorulduğunda “ben Türkçü değilim” der? Hiçbiri! Bu mantık
bizi hiçbir yere götürmez. Aynı şekilde birtakım kimselerin de İslam adına
Türklüğe ve milli kimliğimize ters bakışları da bizi sadece kaşındırmaktadır!
Kaldı ki -siz de bilirsiniz- Ziya Gökalp gerek “Türkçülüğün Esasları” gerekse
“Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak” eserinde Türkçülüğün bir de “ümmet”
programı olduğundan bahsetmiş ve hedefini “Türk Milletindenim, İslam
Ümmetindenim, Garp Medeniyetindenim” şeklinde ortaya koymuştur. Hal böyleyken
atalarımızın bin yıllık İslami kimliğimiz içinde oluşturdukları “Alperenlik”
ruhunu yakalamayı kendisine gaye seçerek hem Türk Milleti'ni tebcil edecek
milli bir dava olan Türkçülüğü hem de milletimizin on asırdır dünya hakimiyeti
mefküresine hedef olarak koyduğu “Allah'ın ve onun şanlı peygamberinin adını
yayma gayretlerini” bir bedende toplayan Türk-İslam Ülkücüleri’ne “onlar
milliyetçi olabilir fakat Türkçü ve Turancı olduklarını iddia edemezler”
biçiminde bir sataşmayı kabul etmiyorum. Rahmetli Niyazi Yıldırım'ın
şiirleştirdiği kimliğimiz yine onun dilinde “Tanrıkut Mete Çağından Son
peygamber kucağından Hacı Bektaş ocağından........ kendisine “açılan sır
meydanlarında” ülküsünde fani olmuş, Müslüman Türk'ün sonuna kadar Türkçü ve
İslam'ın davacısı gençliği olarak yücelmiştir. İstirham ediyorum bizim
Türkçülüğümüze sırf bu iman kavgasına da olan merbudiyetimiz sebebiyle
sataşmayınız.
Göktürk Ömer Çakır
Orkun Dergisi Maltepe Temsilcisi.
* * *
24.02.2002
Sayın Göktürk Ömer Çakır,
Yazınızı cevaplamadan önce, adınız
dergide yayınlanmadan kendinizi Orkun Dergisi Temsilcisi olarak tanıtmanızı
yadırgadığımızı belirtmek isteriz. Herhalde bu da Türkçülüğün kavâid-i
nev-zuhûrundan olsa gerek... Aslında böyle mühim bir sıfatı okuyunca ürperdik.
Çünkü bizi tenkîd eden kişi Orkun dergisinin temsilcisiydi. Biz şimdi ne
yapalım diye de epeyce düşünüp telâşlandık.
Sayın Çakır,
İslâm Dîni’ne karşı kayıtsız oluşumuzu
nasıl keşfettiğinizi çok merâk ettik. Bu konuda bizim bilmediğimiz meselâ
turnusol kağıdı gibi bir ayraç mı kullanıyorsunuz, yoksa bu bir Allah vergisi
midir?
Önce bâzı cümlelerinizi anlamakta güçlük
çektiğimizi belirtmek isteriz. Yazıda bir fikri uzun cümlelerle anlatmaya
kalkarak onu içinden çıkılmaz hâle getirmektense, kısa cümleciklerle anlatmak
yeğdir. Şu:
“Hem
düşmanlarımız aramıza din ve mezhep ayrılıklarına dayalı nifaklar sokacak hem
de müslüman olmayan Türk topluluklarının da dahil olduğu Türk Birliği düşüncesi
inkisara uğrayacak şeklinde bir mantık ne kadar doğrudur?”
cümlenizle
ne anlatmak istediğinizi, neyi anlatmak istediğinizi cümleyi on kereden fazla
okumamıza rağmen anlayabilmiş değiliz. Hele:
“Kâhir ekseriyeti müslüman olan Türk
Milleti'ni bir avuç gayrimüslim Türk'ün hatırı kırılmasın diye “Müslüman Türk
Milleti” olarak anmamız da sizin nazarınızda yanlış mı?”
cümlenizdeki “Kâhir” ekseriyet olan
Müslüman Türk Milleti’nin, bir canavar gibi, bir ejderhâ gibi, bir kıyankat
gibi kimi kahrettiği, kimi zorladığı,
kime üstün geldiği, kimi ezdiği, kimi yok edip ortadan kaldırdığı pek belli
değil. Kaldı ki siz isterseniz milletimizi “Büyük çoğunluğu Müslüman olan Türk
Milleti” olarak anabilirsiniz. Biz de
bundan zerre kadar rahatsızlık duymayız.
Gelelim bize yönelttiğiniz
tenkitlerinize...
Okurumuz soruyor:
“Türklerin dini hakkında ne
düşünüyorsunuz? Altay'da Şamanist (daha doğrusu Kamcıl) Türkler var, Gagavuz
Türkleri Hristiyan, İran Azerbaycan'ındaki ve kuzey Azerbaycan'daki Oğuz
kardeşlerimiz Şii...
Dünyadaki Türklerin birbirine düşürülmesinde sık sık kullanılan bu unsurla
ilgili Türk ulusunun tavrı ne olmalıdır sizce?”
Bizim sizi celâllendiren cevâbımız ise şöyle:
“Millet, aynı kökten gelen, târîh, töre ve dil ortaklığı
bulunan insanların tamâmına verilen addır. Bu târîfe bâzıları “aynı topraklar
üzerinde yaşamak” şartını da ekliyor iseler de bizce bu şart çok önemli
değildir.
Bizim milletimiz Türk milleti, millîyetçiliğimiz de Türk
millîyetçiliği yâni Türkçülüktür. Otağımız da Türkçülüğün emrinde olan bir
kuruluştur.
Milleti millet yapan birkaç unsurun içinde dîn
bulunmamaktadır. Dolayısıyla otağımızda Büyük Türk milletine dîn tâyîn etmek
gibi bir niyetimiz olmadığı gibi bu hususta bir düşünce bildirmemiz bile söz
konusu değildir. (Dikkat ediniz, bu cevâb okurumuzun sorusunun tâm
karşılığıdır.)
Düşmanlarımız bundan sonra da dîn hattâ mezheb unsurlarını
kullanarak milletimize tefrika sokmaya çalışacaklardır. Ancak yüce milletimiz,
yapılan târîhî hatâlardan gereken dersi aldığı için böyle bir oyuna
gelmeyecektir.”
Şimdi merak sırası bizde... Bu soru zâtınıza sorulsa idi acaba
cevâbınız nasıl olurdu?
* * *
Yukarıdaki millet târîfini yetersiz bulduğunuza göre herhâlde
sizin târîfiniz şöyle olmalıdır:
“Millet, aynı kökten gelen, târîh, töre, dil ve dîn ortaklığı
bulunan insanların tamâmına verilen addır.”
Eğer târîf böyle ise şimdi biz size bir soru soralım: O zaman
Gagavuzlar, Khazarlar, Tuvalar size “Biz Türk değil miyiz?” sorusunu sorarlar
ise cevâbınız ne olacaktır? Herhâlde, “Müslüman olmadığınıza göre siz Türk sayılmazsınız”
cevâbını verebilmek büyük bir bilgelik gerektirecektir.
Başka
bir okurumuz soruyor:
“İslamiyet hakkında ne
düşünüyorsunuz? Arşivinizdeki bir yazışmada Türklerin ortak bir dini olmadığını
belirtmişsiniz.”
Bizim
cevâbımız ise şöyle:
“Bizim İslâmiyet hakkındaki
görüşleriniz bellidir. İslâmiyet her ne sûrette olursa olsun Türk’lerce kabûl
edilmiş ve bugün milletimizin en az yüzde doksanının dîni olmuştur.
Milletimizin dînine elbette saygımız vardır. Ancak yaradanına başka dinler
aracılığı ile ibâdet eden, yakaran milletimizin diğer boylarına da saygı duymak bize onur verir.”
Bu cevâbımız size neden dokundu,
anlayamadık. Yoksa “Yaradana başka dinler aracılığı ile ibâdet edenler Türk
değildir” mi dememizi beklemekte idiniz?
Yine aynı
okurumuz soruyor:
“Sizlerin ülkü ocakları ile ilgili
düşünceleriniz nasıldır? Yürüttüğü faaliyetler ve üstlendikleri misyonu nasıl
buluyorsunuz?”
El-cevâb:
“Bir partiye tâbî olan ve onun icrâatini
tasvîb eden alt kuruluşların “millîyetçi” olabilecekleri söylenebilirse de
Türkçü ve Tûrancılıkları söz konusu bile olamaz. “Yâ Allah bismillâh Allâh u
ekber” uranıyla yürütülen misyon bu ise kendilerine hayırlı uğurlu olsun.
Biz Türkçü bir kuruluşuz. Ancak Türk için, Türk’e göre, Türk tarafından yapılan işler bizi ilgilendirir.”
Sayın Çakır,
Siz buyuruyorsunuz ki, bir parti
milliyetçi olmayabilir ama, onun alt kuruluşları milliyetçidir, hattâ
Türkçü’dür.
Hafazan-Allah!...
Bu Türkçü alt kuruluşlar,
başteröristin i’dâm dosyasının meclise gelmesi engellendiğinde, Türk düşmanı
Zetung’a devlet nişanı verildiğinde, çıkartılan afv yasası ile binlerce hâin-i
vatan salıverildiğinde nerelerdeydiler? Güçleri zorla topladıkları 500 kişi ile
Arab’ın Ecyâd kal’asını yıkmasını protesto etmeye mi yetti? Allâseniz, bu ne
mene Türkçülük ise şunun bir târîfini yapsanız da biz de öğrensek.
* * *
Bütün Türkçü’lerin, Gökalp’ın vaz ettiği Türkçülük ile ilgili
esasların tamâmına katılmak gibi bir mecbûrîyetleri yoktur. Gökalp öyle söyledi
diye Türk yaratılmış ama dînen İslâm
olmayan bir kişi Türkçü olamıyacak mı? Kaldı ki belki size ters gelebilir ama,
Gökalp’ın Türk’ün İslâmlığıyla ilgili başka görüşleri de vardır:
Bir ülke ki, camiinde Türkçe ezan
okunur,
Köylü anlar manasını namazdaki
duanın;
Bir ülke ki, mektebinde Türkçe
Kuran okunur,
Küçük büyük herkes bilir
buyruğunu Hüda’nın.
Ey Türk Oğlu, işte senin orasıdır
vatanın!..
İmdi, siz bu görüşlere
katılmayabilir, ezanın, duânın, Kuran’ın dînî inançlarınız açısından Arabça
okunması gerektiğini pekâlâ iddiâ edebilir, savunabilirsiniz. Hâdiseye bu
şekilde yaklaşımınız eğer siz gerçekten Türkçü iseniz, sizin Türkçülüğünüze bir
halel getirmez. Bizim burada sizin mantığınızla hareket ederek “Vay, bu beğ,
Ziyâ Gökalp’ın bu görüşlerine karşı çıkıyor. O Gökalp ki Türkçülüğün esaslarını
vaz etmiştir. Öyleyse bu kişi Türkçülüğün esaslarına uymamaktadır. O ki Türkçü
değildir.”
dememizin kıymet-i harbîyesi olur mu?
Dahası
var... Biz diyormuşuz ki: MHP Türkçü çizgiden uzaktır. Bunun sebebi de onun “Ya
Allah Bismillah Allahuekber” uranı atan kitlesidir.
Sayın Çakır, gerçekten
ifâdelerimizden bu mânâ çıkıyor da biz mi işin farkında değiliz, yoksa siz
okuduklarınızı anlama konusunda biraz zorluk mu çekmektesiniz?
İyi bir yerde iyi bir görev
aldınız. Yalnız biliniz ki bizde, Türk-İslâm sentezcisi olabileceğiniz
intiba’ını uyandırdınız. Böyle olsanız da olmasanız da;
1-Temsilciliğini üstlendiğiniz
dergiden “Üç Makale” adlı kitapçığı te’mîn ederek bu kitapçıktaki Türk-İslâm
Sentezi ve Türkçülük başlıklı makaleyi dikkatle ve birkaç kere okuyunuz.
2-Ülkücülük fikriyâtının ve bu
fikriyâtın gelişiminin 1962 yılından günümüze kadarki kırk yıllık târîhçesini
bir gözden geçiriniz. Ülkücülüğün bugün geldiği noktadaki hâli için sizin
yüreğinizin bizim bağrımız kadar yanabileceğini hiç sanmıyoruz.
3-Sataşmak fiili bizim nezdimizde
hafife alınmayacak kadar ağır bir suçlamadır. Sataşmak, maraza çıkartmayı huy
edinmiş geçimsiz kişilerin, her bir söyleneni veyâ yazılanı özellikle ters
algılaması, bunun sonucunda da hır çıkarması hâlidir. Biz bize sataşanların
dışında kimseye sataşmayız. Bu bakımdan fiili sâhib-i aslîsine yâni size iâde
ederiz.
Yine de temsilciliğinizin size
hayırlı olmasını dileriz.
Gerçekten Tanrı Türk’ü korusun.
Tonyukuk