TONYUKUK'a gelen yazılar... ve TONYUKUK'un karşılıkları...

OCAK-2002

(Yazılar geliş târîhlerine göre sıralanmışlardır.)


01.01.2002

Biraz daha kısa zamanda hazırlananı yok mu?

Merhaba, ben Kemal;
Bugün uzun süredir ziyaret edemediğim sitenizi ziyaret ettim ve hep öğrenip uygulamaya da geçirmek istediğim Yay ve Oklarla ilgili makalenizi okudum.
Ancak işlemleri okurken gördüm ki yayın yapımı en az onbir yıl sürüyor; bu biraz uzun bir süre değil mi? Yani bu insanlar yay eksikliğini nasıl gideriyorlardı? Yani bunun daha kısa zamanda yapılanı olmalı. Ben bulamadım. Bana bu konuda yardımcı olabilirseniz sevinirim.
Bu mektubun cevabını bana mail olarak yollarsanız sevinirim.

* * *

30.01.2002

Azîzim Kemâl Beğ,

Otağımızda bulunan okçuluk ile ilgili yazı bizim değil, Tevfik Erol Beğ’indir. Araştırmanın yapıldığı târîh bilinmemekle berâber yayınlandığı târîh 1964 yılıdır.

Yayın yapılmasındaki en uzun süre 10 yıl ile ‘dinlendirme süresi’dir. Bu konuda atalarımız her halde yedekli çalışıyor idiler.

Bugün akçaağaçtan yapılacak bir yayın yapım süresini kısaltmak için dinlendirme süresini kısa tutmaktan başka çâre görünmemektedir.

Burada şunu da belirtmeliyiz ki, eğer böyle bir uğraş içine girecek iseniz, seçeceğiniz akçaağaç, Gerede akçaağacı olmalıdır. Akçaağaç Paşaeli’nde (Rumeli) de yetişmektedir. Ancak ne hikmetse Paşaeli akçaağacı, Gerede akçaağacı kadar makbûl sayılmamaktadır.

Tîrkeş içinde muhâfaza edilecek yayların kızılcık ağacından yapılması da mümkündür. Ancak bu yayların dinlendirilme süresinin ne kadar olduğuna dâir bir kayda rastlamış değiliz.

Bizim çocukluğumuzda yaptığımız ve ‘kuş yayı’ diye adlandırdığımız bir yay çeşidinden de söz etmek isteriz. Bu yay genellikle defne ağacı dalından kesilerek, bıçakla yontulup yay şekline sokulan bir daldır. Tatlı su içinde birkaç saat kaynatılır. Sonra “işi çabuk bitsin diye” kömür ateşinde kurutulur. Kurumu işlemi bittikten sonra, ağaç daha sıcak iken üzerine bolca içyağı sürülür. Sonra ağaç yay kalıbına yatırılır. Bir hafta bekletildikten sonra kullanılır hâle getirilir.

Bu yayla muntazam ve yelekli bir oku yaklaşık 100 adıma (75 m.) fırlatmak mümkündür. İyi nişancı bir kişi bu çebe ile kış aylarında karatavuk, sarıasma, vbg. av hayvanlarını rahatlıkla avlayabilir.

Bilgilerinizi ricâ ederiz.

Saygılarımızla,

Tonyukuk


08.01.2002

Merhaba,
Daha önce ‘Nusrat Jilet Olmayacak’ adıyla vermiş olduğumuz mücadeleyi belki duydunuz belki de duymadınız. Özetle, ‘Nusrat Jilet Olmayacak’ demiştik ve Mersin Limanı'ndan alınıp hurdalığa atılmasına mani olmuştuk. Kültür Bakanlığı'mız Nusrat'ı satın alarak bize az da olsa destekte bulunmuştur! Neden az diyoruz; çünkü, amacımız Nusrat'ı tekrar yüzdürmek ve Türkiye'ye tarihini anlatan yüzer bir
müze kazandırmaktır! Bu konuda sizden yardımlarınızı bekliyoruz. Nusrat Mayın Gemimizi, yani şu an belki de nefes alıyor oluşumuzda büyük pay sahibi olan tarih parçamızı, lütfen herkese ulaştırın ve duyurun.
Sitemizde
http://nusratinyeri.canakkale.orgamacımızı, Nusrat'ın tarihini bulacaksınız. Her türlü yardıma ve desteğe açığız.
Saygılarımızla,

Ercan Erol

* * *

31.01.2002

Azîzim Ercan Erol Beğ,

Nusret ile ilgili olarak dergimiz Orkun’un Kasım 1999 târîhli 21inci sayısında Murat Gençoğlu Beğ’in kaleminden bir araştırma yayınlanmıştır. Bu araştırmada Nusret’in bugünkü perîşân hâlini gösteren bir de fotoğrafı bulunmaktadır.

Aynı günlerde Tonyukuk Otağı’nın Koşuk bölümünde değerli şâirlerimizden Afşın Beğ’in Nusret ile ilgili bir şiiri yayınlanmıştır. Bu şiir hâlâ asıldığı bölümde durmaktadır.

Tarafımızdan hazırlanarak otağımızın “Bütün Türkler’in bilmesi gereken bir destan: Çanakkale” bağlantısında bulunan Çanakkale Savaşları’nın Kronolojisi’nde bu şerefli gâzînin adı iki yerde geçmektedir.

Azîzim Ercan Beğ,

Size ulaşıp ulaşmadığını bilemediğimiz, bize ise yaklaşık üç hafta önce ulaşan bir haberi de bildirmek isteriz.

Mersin limanında bağlı bulunan Nusret’in, Kültür Bakanlığı’nca bir hemşehrilik jesti olarak satın alındığı söylenmektedir. Gemi satın alınarak Tarsus Belediyesi’ne verilmiştir.

Kendisi de Tarsus’lu olan Türkçü bir arkadaşımız, bizzat Tarsus Belediye Başkanı’yla görüşerek Nusret’in yerinin Çanakkale olması gerektiğini hatırlatmış, onun Çanakkale’ye yakışacağını söylemiştir. Belediye Başkanı ise, Nusret’in Tarsus Belediyesi’nce, orijinal hâline en yakın şekliyle restore edileceğini ve Tarsus’ta müze olarak kullanılacağını bildirmiştir. Arkadaşımız ise gemi restorasyonunun maddî durumu iyi sayılan Tarsus’ça yapılmasını, bu yapım işleminden sonra gemiye “Nusret, .... târîhinde Tarsus’ta restore  edilerek her Türk âilesinin bir şehid veyâ bir gâzî ile rütbelendiği Çanakkale İli’ne armağan edilmiştir.” yollu bir plaket çakılarak Çanakkale’ye gönderilmesini teklîf etmiştir. Sanıyoruz ki aldığı karşılık pek iç açıcı değildir.

Eğer duyumlarımız gerçek ise kanaatimiz odur ki arkadaşımızın teklîfi en mantıklı yaklaşımdır. İş dilediğimiz gibi tecellî etmez, istediğimiz mecrâda seyretmez ise başka çâreler aramalıyız.

Size saygılar sunar, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Tonyukuk


12.01.2002
ÖZEL 

Sevgili Tonyukuk ağabey,

Ben Dokuz Eylül Üniversitesi ........ fakültesinde öğrenim gören bir gencim. Otağınızı her zaman zevk ve ilgiyle takip ediyorum. Milli ve manevi duyguların giderek yozlaştığı, kara ve kızıl renkli kapitalizmin ülkemizi dört koldan kıskaca almaya çalıştığı günümüzde yaptığınız çalışmalar (en azından yüce milletimizi bilgilendirme açısından) taktire şayandır. Siz ve sizler gibiler bu milletin ocağının sönmeyeceğinin, ışığının ebedi olduğunun canlı birer kanıtısınız. Şimdi yüksek müsaadenizle sorularıma geçmek istiyorum.

1- Ben daha önce iki sene Ankara Üniversitesi, .................. okudum. Orada ülkücüler ve ülkü ocakları ile irtibatta bulundum. Hatta bir müddet eğitim masası başkanlığı görevini yürüttüm. Benim merak ettiğim, sizlerin ülkü ocakları ile ilgili düşünceleriniz nasıldır? Yürüttüğü faaliyetler ve üstlendikleri misyonu nasıl buluyorsunuz? [Gördüğüm kadarı ile ne sitenizde ne de Türkçü dergilerde ülkücülerden bahsetmiyorsunuz. Aynı şekilde onlar da en azından resmi yayınlarında sizlerden pek söz etmiyor. (yanılıyorsam düzeltin)]

2- Türkçü Toplumcu Budun derneği sizce nasıl bir dernektir? Yürüttükleri faaliyetleri nasıl buluyorsunuz? Bazıları ırkçı bir dernek olduğunu söylüyor. Bu konuda fikirlerinizi benimle paylaşırsanız sevinirim.

3- İslamiyet hakkında ne düşünüyorsunuz? Arşivinizdeki bir yazışmada Türklerin ortak bir dini olmadığını belirtmişsiniz. Yukarıda sözünü ettiğim derneğin başkanı da bir programda dinini soranlara Türk olduğunu söylemişti. Konuyu biraz izah ederseniz mutlu olurum?

4- Şu anda okuduğum okulda ve kaldığım Ege Üniversitesi içindeki yurtta Türkün ve Türklüğün en büyük düşmanı komünizmin kesin bir hakimiyeti var. Vatan evlatlarının bunlar tarafından beyinlerinin yıkanıp saptırıldığını gördükçe kahroluyorum. Ayrıca okullardaki hocaların da büyük çoğunluğunun solcu olduğunu söylememe gerek yoktur herhalde. Sizce bu konuda neler yapılmalıdır? İktidara milliyetçi bir parti ortak olduğu halde bu kadar komünist hoca ve öğrencinin bu okullarda işi nedir? Lütfen beni aydınlatın.

Sevgili Tonyukuk,

Sorularıma cevap gönderme zahmetine katlanırsanız beni gerçekten çok mutlu ederseniz. Eğer bir sürçü lisan ettimse şimdiden özür dilerim. Allah’a emanet olunuz.

TANRI TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN.

Tanrıkutmete

* * *

31.01.2002

Azîzim Tanrıkut Mete Beğ,

4üncü sorunuzu birinci soru olarak kabûl edip size karşılık verirsek işimiz kolaylaşacaktır. Türkiye’mizde Türk düşmanı Donkişotlar vardır. Bunlar her devirde var olan mankurtlardır. Türk’e olan düşmanlıklarını da günün şartlarına ve modasına göre ideolojik, hattâ etnik kuruluşların ardında gizlenerek sürdürmüşlerdir. Bunlar gününe göre komünist, sosyalist, humanist, kemalist, pekakacı, yunancı, asalacı, mozaikçi olurlar. Bu Donkişotların içinde gününe göre kapitalist, demokrat, amerikancı hattâ millîyetçi olanlar bile vardır.

Batılıların değişmeyen fobileri nasıl Türk korkusu ise, bunların da tek hobileri Türk’e düşmanlıktır. Rastladıkları her kişiyi kendileri gibi Türk düşmanı olarak yetiştirmek en büyük emelleridir. Bunların içindeki az sayıdaki yaratıklar bu işin profesyonelleridirler. Bunlar amatör Türk düşmanlarını gaza getirirler ve kendilerine akıllarınca taraftar kazanmaya çalışırlar. Türk asıllı değildirler. Kandıracakları genç mankurtları da Türk olmayanlardan seçerler.

Sorunuzun içinde bulunan “İktidara milliyetçi bir parti ortak olduğu halde bu kadar komünist hoca ve öğrencinin bu okullarda işi nedir?” cümlesinden bir anlam çıkartamadık. Herhalde siz partilerimizi adlarında bulunan sıfatları ciddîye alarak değerlendiriyorsunuz.

* * *

İşte bu noktada birinci sorunuzun karşılığı verilebilir. Partileri nasıl ki adlarının başında bulunan sıfatlara göre değerlendirmek yanlış ise, partilerin alt kuruluşlarını da o sıfatla özdeşleştirmek aynı hatâdır. Bir partinin icrâati onun iç yüzünün dışa yansımasıdır. Ona tâbî olan ve onun icrâatini tasvîb eden alt kuruluşların “millîyetçi” olabilecekleri söylenebilirse de Türkçü ve Tûrancılıkları söz konusu bile olamaz. “Yâ Allah bismillâh Allâh u ekber” uranıyla yürütülen misyon bu ise kendilerine hayırlı uğurlu olsun.

Biz Türkçü bir kuruluşuz. Ancak Türk için, Türk’e göre, Türk tarafından yapılan işler bizi ilgilendirir.

* * *

Türkçü Toplumcu Budun Derneği’nin adını son bir yıldır duymaktayız. Bizimle bir temasları olmamıştır. Sizin adresiniz bizde olduğuna göre edindiğimiz bilgileri sizinle paylaşırız.

* * *

Bizim İslâmiyet hakkındaki görüşleriniz bellidir. İslâmiyet her ne sûrette olursa olsun Türk’lerce kabûl edilmiş ve bugün milletimizin en az yüzde doksanının dîni olmuştur. Milletimizin dînine elbette saygımız vardır. Ancak yaradanına başka dinler aracılığı ile ibâdet eden, yakaran milletimizin diğer boylarına da  saygı duymak bize onur verir.    

“Türkçü Toplumcu Budun Derneği’nin sayın başkanı bir programda dinini soranlara Türk olduğunu  söylemişti.” buyurmuşsunuz. Sayın başkanın bu sözlerle ne demek istediğini bilmemizin mümkün olamıyacağını takdirlerinize bırakıyoruz.

Saygılarımızla,

Tanrı Türk’ü korusun!

Tonyukuk


25.01.2002

Merhaba,
Ben Ankara'da yaşayan Ermeni asıllı bir bayanım. Açık söylemek gerekirse hem Sosyalist hem de Ermeni
olmam yüzünden sitenize önyargıyla girmiştim. Fakat doğruyu söylemek gerekirse o kadar başarılı bir site yapmışsınız ki diyecek hiç bir söz bulamıyorum. Çona Deresi konusunda Ermeni’lere şerefsiz demenizi de anlayışla karşılıyorum. Çünkü hakikaten utanç verici bir olaydı.

Saygılarımı sunarak çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
Karin Bododoğan

* * *

31.01.2002

Sayın Bayan Karin,

Bize göre bir insanın herhangi bir ırkın mensûbu olarak yaratılması yaradanın yüce takdiridir. Hangi ırka mensûb olursa olsun yaradılanın sosyalist olması ise kendisinin cüce tercîhidir.

Çona Deresi hâdisesini utanç verici bulmanız ise sanıyoruz ki Tanrı’nın size lûtfettiği olağanüstü bir duygudur. Temennîmiz bu duygunuzu her ortamda dile getirmenizdir.

Bildiğiniz gibi Osmanlılar Ermeni tebaasına, kavm-i sâdıka, veyâ tebaa-yı sâdıka adını vermişlerdir. Osmanlı, tebaası olsun ya da olmasın Erkâd ve Ermeniler ile aslâ ciddî mânâda savaşmamıştır. Osmanlı târîhinde düzenli bir ordu ile icrâ edilmiş herhangi bir Kürd savaşı yoktur ama birkaç Kürd isyânı vardır. Bu isyânların hepsi de (son pekaka isyânı da dâhil) bastırılmıştır. Yine Osmanlı târîhinde düzenli bir ordu ile icrâ edilmiş herhangi bir Ermeni savaşı da yoktur ama birkaç Ermeni dalaşı vardır. Bir savaş niteliği taşımayan ve ancak isyân adıyla, dalaş adıyla adlandırılan bu çarpışmaların muhriki kesinlikle Osmanlı’lar değildir. Hattâ bunlar olması gerekmeyen nesnelerdir.

Bir yaz gününün akşamında Kuzguncuk’a geliniz. İskeleye yakın sokakları ağır adımlarla dolaşınız. Yukarıda bahsettiğimiz Tanrı’nın size lûtfettiği olağanüstü duygular, “Hattâ bunlar olması gerekmeyen nesnelerdir.” cümlemizdeki sırrı size çok açık olarak anlatacaklardır.

Büyük bir tevâzû içinde bizim için dilediklerinizin bir fazlasını biz de sizin için diliyoruz.

Tonyukuk         


26.01.2002

Merhaba,
Sitenizi gezdim. Gerçekten çok güzel hazırlamışsınız. Ama bence sitenin en önemli eksikliği kendi amacınızı ortaya koymamışsınız. (MHP ile ilgili değil)...
Yani yaptıklarınız sadece sözden ibaret kalıyor. Yapmaya karar verdiğiniz bir şey olmalı. Türkçülük'ten bahsediyorsunuz ama herhangi bir eylem yapmıyorsunuz.
Sizi eleştirmemin nedeni ise Türk'e yapılan pek çok zararlı şeylere yalnızca sözle tepki verilmesi.
Teşekkür ederim. 
NOT: Turan hakkında bilginiz var mı? Bana yazarsanız sevinirim...

Lucifer Pagan

* * *

31.01.2002

Bay Lüfer Papağan

Kendi amacımızı ortaya koymamak, eksikliğimiz değil görevimizdir.

Yaptıklarımız size sözden ibâretmiş gibi geliyor. Yapmaya karar verdiğimiz bir şey değil çok eşyâ vardır. Ama bunları çaşıtlar duyup da AB ülkelerine bildirmesinler diye gizliyoruz, kimesnelere söylemiyoruz.

Sizin söylediğinizin tam tersine hiç Türkçülük’ten bahsetmiyor, inadına eylem üstüne eylem, hattâ eylem içinde eylem yapıyoruz.

Türk’e yapılan pek çok zararlı şeylere yalnızca sözle tepki verdiğimizi size kim söyledi ki? Her Allâh’ın günü serdengeçtilercesine yağı üzre hörülenmedeyiz.

Notunuza not: Turan hakkında elbetteki bilgimiz vardır. Ama büyüklerimiz bu konuda küçük çocuklara “onları sevindirmek için olsa bile” bir şey söylemememizi tembihlediler.

Siz yine de Allâh’a emânet olunuz bay çok tanrılı albız...

Tek Tanrı’lı Tonyukuk


 ŞUBAT-2002  

 YAZIŞMALAR