TONYUKUK'a gelen yazılar... ve
TONYUKUK'un karşılıkları...
KASIM-2001
(Yazılar geliş târîhlerine göre sıralanmışlardır.)
10.11.2001
Merhabalar,
Ben Amerika'da yasayan bir gencim.. Atsız Hoca'mız hakkında da internette çok
geniş kapsamlı bir sayfa yapma hazırlığındayım. Sayfanın ana taslağını yaptım.
Ancak sayfa hakkında türlü kişilerden görüş alıyorum. Sayfayı http://www.geocities.com/mikemel_2002/giris.htm adresinde görebilirsiniz, ama sayfanın içi bomboş... Eğer sayfaya
girerseniz, soldaki düğmelerde "Türk Bayrakları" adlı bir butonun
olduğunu göreceksiniz. Türk Bayrakları bölümünde günümüzdeki Türk
Devletleri’nin/Toplulukları’nın bayraklarını, özellikle de kendi yaptıklarımı,
değişik ölçülerde koymayı düşündüm. Maalesef internette hala böyle, bütün Türk
Devletleri’nin/Toplulukları’nın bayraklarını gösteren bir site yok. Hatta ben
bir tane düzgün yapılmış KKTC bayrağı bile bulamamıştım. Zaten bunun üzerine
bayrakları bilgisayarda kendim yapmaya başladım. Şimdiye kadar, Türkiye, KKTC,
Irak Türkmenleri, Doğu Türkistan, Hakas, Saha (Yakutistan), Gagoğuz,
Azerbaycan, Özbekistan, Altay, Dağıstan, Kırım Tatar, Kazan Tatar, Tuva
bayrakları yaptım.
Bunları değişik ölçülerde yapmak ve sayfaya koymak, ihtiyacı olanların oradan
almasını sağlamak istedim. Hatta sayfaya bir de not düşüp ihtiyacı olanlar için
daha da değişik ölçülerde yapabiliriz de diyecektim.
Fakat bu fikrime bir arkadaşımdan muhalefet geldi. Arkadaşım haklı olarak
değişik değişik Türk Bayrakları değil bütün Türk milleti için tek bir bozkurtlu
bayrak olmalı diyor. Hatta benim Türk Bayrakları düşüncemi bir nevi bölücülük
olarak görüyor. Bana göre ise şu anda maalesef Türk milleti tek bayrak altında
değil ve coğrafi yerleşime göre değişik Türk devletlerinin değişik bayrakları
var ve bütün bunları Türk Bayrakları olarak lanse etmemek bir bakıma onların
Türk olduğunu unutmak gibi olacak.. Bir de internette bütün Türk
devletleri/toplulukları hakkında bilgi arayanlar için de bir kaynak yapmak
istiyorum.
Bu konuyu bir de sizlere danışmak istedik. Siz ne diyorsunuz? Sizce benim böyle
bir sayfa yapmam hata mıdır? Yoksa daha da yararlı mı olur? Bu konuda
görüşlerinizi bildirirseniz sevinirim..
Selam, sevgi ve saygılarla,
Allah'a emanet olun.
TTKY.
* * *
16.12.2001
Azîzim Gürhan Özen Beğ,
İşe yazınızın sonundaki sorunuza karşılık
vermekle başlayalım. Anlattığınız türde bir sayfa yapmanız hatâ değil sevâb
olur. Ancak iddiâlı sayfalar çok dikkatli hazırlanmalı, en ufak ayrıntılara
bile özen ve titizlikle yaklaşılmalıdır.
Bayraklar konusunda size muhâlefet eden
arkadaşınız haklıdır. Bir milletin bir dili, bir abaçası, bir devleti ve bir
töresi ve bir bayrağı olur. Bugün Türk Devletleri dediğimiz kuruluşlar yarınki
Büyük Turan Devleti’nin eyâletleri, yani illeri, sancaklarıdırlar. Bayrağın
şekli tartışılarak en uygun olanı kabûl edilmelidir. Şekil ne olursa olsun,
Büyük Turan Devleti’nin bayrağının gönder başında bir bozkurt kafası ve bir de
tuğ bulunmalıdır.
Bugün kullanılan bayraklar ise yine de
gönder başında sadece tuğ olmak üzere il sancakları olarak kabûl
edilmelidirler.
Bu çerçeve içinde bugünkü devletleri
yarınki Turan Devleti’nin illeri, bayraklarını da bu illerin sancakları olarak
neşretmenizde bizce bir sakınca yoktur. Otağımıza girdiğinizde gördüğünüz
“Kutta, bayrakta, orduda birlik” seslenişimizin de asıl amacı işte budur.
Tanrı Türkü’nü korusun...
Tonyukuk
14.11.2001
Sayın hocam,
Size daha öncede Köktürk yazısı için
mail yollamıştım. Şimdi yazmamın nedeni de bir site hazırlamış olmam.
Sizin değerli yorumlarınızı bekliyorum.Sitem her geçen gün gelişecek ve güncellenecektir.
Site adresi: www.husnuhusnu.cjb.net
Bir göz atarsanız sevinirim. Yorumunuzu bekliyorum.
TENGRİ TÜRKÜ KORUSUN.
Hüsnü
* * *
13.12.2001
Azîzim Hüsnü Beğ,
Yapmış olduğunuz sayfalarda gezindik.
Bunları daha mükemmel bir hâle getirmek konusunda sizin ehil olduğunuza
inanıyor, çalışmalarınızda size başarılar diliyoruz.
TENGRİ TÜRKÜ KORUSUN.
Tonyukuk
18.11.2001
Sayın
Tonyukuk Beğ,
İlginiz ve ayırdığınız zaman ve kafamdaki
soruları bitiren cevaplarınız için teşekkürlerimi iletirim.
Sitenizden
arkadaşlarıma bahsediyorum. Çalışmalarınızı Türklük için büyük bir hizmet
olarak görüyorum.
Başarılar
dilerim.
Tekrar yazışmak umuduyla.
Bk.: 21.10.2001 târîhli özel
yazı.
* * *
23.11.2001
Azîzim,
Size tatmîn edici cevaplar verebilmiş
olmak bizi de mutlu ediyor.
Sağlıcakla kalınız.
Tonyukuk
19.11.2001
Sayın Tonyukuk Otağı Sorumlusu,
Ben sitenizle biraz geç de olsa Orkun Dergisi'nin internet adresi aracılığıyla
tanıştım. Şunu söyleyebilirim ki bir Türkçü olarak yaptığınız bu hassas ve
önemli işle -haddim olmasa bile- gurur duydum. Yine haddim olmayarak size bazı
önerilerde bulunmak istiyorum.
Orkun Yazıtlar'ının runik yazı ve Latin
harfleriyle sunumunda bulunduğunuz Türkçülük hizmeti kişisel kanımca çok büyük
bir önem taşıyor. Nedeni ise Orkun Yazıtları’ndaki öğütlerin günümüz Türk
dünyasına ve Türk geleceğine dair düşünsel olarak kesin saptamalar içermesidir.
Böylelikle sitenize ulaşan Türk genci bu gerçeklerle yüzleşecek ve gereken
dersleri alacaktır. Size bu noktada önermek istediğim hususlar şunlardır. Yüce
Kağan'ımızın verdiği öğütler her ne kadar dönemin siyasal yapısı uyarınca
yerleşik düzene geçme ve merkezi devlet anlayışını berkitme yolunda kazınmış
kutlu sözler de olsa, yukarıda belirttiğim gibi günümüzün bazı gerçekleriyle
denkleşmektedir. Sizden ricam bu sözleri günümüzdeki görünüşleriyle
eşleştirmeniz olacaktır. Bu şekliyle hala bu sözlerden almamız gereken dersler
vurgulanmış olacaktır.
Sizden Türklük ve Türkçülük adına bir
ricada daha bulunmak istiyorum. Sizinde kabul edeceğiniz gibi içinde
bulunduğumuz bu yıllarda bir internet sitesi kitlelere ulaşmak açısından bir
kitaba göre çok daha başarılıdır. Bu bağlamda sitenizde Büyük Türk Tarihi ile
ilgili oldukça geniş bir arşiv oluşturulabilme olasılığını merak ediyorum.
Çünkü karşılaştığım bazı internet sitelerinde bu hassas konu ile ilgili büyük
rezaletlere tesadüf ettim. Bu olayın bir diğer üzücü yanı ise bu rezaletleri
içeren sitenin sizinkinden daha ulaşılabilir bir durumda olmasıdır. Bunun
nedeni ise bu site linklerinin sanal chat ortamlarında kanal başlıkları
içersinde verilmeleri. Böylelikle ulaşılabilirliği artıyor. Elbette
....................... adlı sitenin hazırlayıcıları bunu kötü niyetle
yapmamışlardır ama yaklaşımları yanlıştır. Yanlıştır dememin sebebi ise büyük
Türkçüler olan Dr. Rıza Nur Beğ, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan'ın yaklaşımlarının
bunun tersi yönünde oluşudur. Ben bu fikirleri Hüseyin Nihal Atsız Beğ'in
naklettikleri vasıtasıyla biliyorum. Bu teoride Türk Tarihi’nin bir bütün
halinde işlenmesi gerektiğinden söz ediliyor ve bu teorinin de bilimsel kabul
gördüğü sanırım tartışılmazdır. Fakat .......................... sitesinde bu
durum görülmüyor. Tam aksine Büyük Türk Tarihi adlı bir başlık ve altında
kurulan 16 devlet, bu devletlerin kurucuları, kuruluş ve yıkılış tarihleri
verilmiş. Hatta bu bilgilerde bazı yanlışlar olduğu görülmektedir. Eğer
sitenizde geniş bir tarihsel arşiv oluşturursanız, diğer sitede Türkçülüğün
yanlış bir anlaşılması olan durum düzeltilebilir. Ben diğer sitenin bunu
düzeltmesi için başvurularda bulundum fakat hiçbir şeyin değişmemesi beni size
bu konuda bilgi verme yoluna itti. Son olarak bana bir cevap vermeyi
düşünürseniz bir şey daha öğrenmek istiyorum: Acaba Kaşgarlı Mahmut'un Kutadgu
Bilig adlı büyük eserinin latin harfleriyle bir çevirisi var mıdır, eğer varsa
nasıl elde edebilirim?
Türk Irk'ının kutlu Ötüken Ormanı’nı il tutup, oradan dünyaya hükmetmesi
tarihin önüne geçilmez bir zorunluluğudur.
Tengri Türk'ü Korusun ve Berkitsin.
Gökhan ERAT
* * *
Azîzim Gökhan Erat Beğ,
Size yazdığımız bu cevâbî yazının
sonunda Yüce Bilge Kağan’ın dediklerinin günümüze uygulanması ile ilgili bir
yazı bulacaksınız.
Bâzı internet sayfalarında görmüş
olduğunuz 16 devlet ve bunlara âit uydurma bayraklarla ilgili olarak Atsız
Hoca’nın bir makâlesini, aynı konudaki bir başka makâle ile birlikte
Otağımızdaki Bengü
Yazılar adlı bölüme koyduk. Ümid ederiz ki
bahsettiğiniz yayının veyâ Türk Târîhi’ni bu yayındaki gibi takdîm eden diğer
yayınların düzenleyicileri bu yazıları okuyarak gerçeği anlarlar.
“Kaşgarlı
Mahmud'un Kutadgu Bilig adlı eseri” derken, herhâlde soru, telâş ile karıştırılmış olacak. Ama biz
derleyip toparlayarak söylersek, Kaşgarlı Mahmud’un Dîvân-ı Lugât-it Türk’ü
1987’de Latin harfleri ile T.D.K. tarafından ikinci defâ basılmıştır. Yusuf Has
Hâcib’in Kutadgu Bilig’inin Viyana nüshası da T.D.K. tarafından hem tıpkıbasım
hem de Latin harfleri ile basılmıştır. İkinci baskısının yapılıp yapılmadığı
hakkında bilgimiz yoktur.
Târîhin önüne geçilemeyecek olan akışına îmân
edercesine inanırız.
Kıt’a:
Devâm-ı devlet için hem nizâm-ı âlem için
Yalın kılıçlı yiğitlerle Tanrıdağları'na
O şanlı bayrağı birgün dikiş zamânı gelir
Tengri Türk'ü
Korusun.
Tonyukuk
* * *
TÜRK
(ORKUN) YAZITLARI’NIN EBEDÎLİĞİ ÜZERİNE
Ebedî Türk Devleti'nin
erklerinden Köktürk Erki'nin yirminci kağanı olan Bilge Kağan'ın kardeşi Köl Tigin,
(81.) Koyun Yılı, Birinçay 17'de (Rûmi, 1 Mart 731, Perşembe günü) öldü.
Ölümünden 246 gün sonra (81.) Koyun Yılı, Dokuzunçay 27'de (Rûmî, 21 Kasım 731,
Cumartesi günü) yuğ töreni yapıldı. Adına yapılan bengü taşın metni, ağabeği
Bilge Kağan tarafından söylendi, yeğeni Yulığ (GLUY veyâ GLLOY) Tigin
tarafından 20 günde yazılarak dikildi. Taşın yazılmasına (81.) Biçin Yılı,
Yedinçay 7'de (Rûmî, 4 Ağustos 732, Pazartesi günü) başlandı. Yazılma işi (81.)
Biçin Yılı, Yedinçay 27'de (Rûmî, 24 Ağustos 732, Pazar günü) bitti.
Yukarıda bahsettiğimiz iki yazıtın büyük bir bölümü metin olarak
aynıdır. Aynı olan metinler içinde bâzı kelime farklılıklarına rastlanmakla
birlikte, en azından belirtilmek, anlatılmak istenen fikirler birdir.
Buradan varmak istediğimiz netice şudur: Yulığ Tigin'in Bilge Kağan
adına yazdığı yazıttaki görüşler ve düşünceler, bizzat Bilge Kağan'ındır.
Çünkü Köl Tigin yazıtında da aynen mevcût olan bu görüşler ve düşünceler, Köl
Tigin yazıtının sözcüsü Bilge Kağan'a aittir.
Dînî kitapların dışında Yeryüzünde mevcût olan en klasik eser, şüphesiz
ki Süleymân Çelebi'nin “Vesîlet-ün Necât” adlı mevlîdidir. Yeryüzünde
yüzyıllardan beri her gün binlerce yerde cemâate okunan bir başka eser mevcût
değildir. Klasik eserler, bir bakıma muhtevâsı bakımından tâzeliğini dâimâ
muhâfaza eden nesnelerdir. Gerek Köl Tigin gerekse Bilge Kağan bengü taşları
da, işte bu muhtevâ i'tibâriyle tâzeliğini dâimâ koruyan, rehberliğine zaman
zaman muhtâç olduğumuz eserlerin başında gelir.
Şimdi aşağıdaki sözleri dikkatle okuyalım ve aradan geçen 1266 yıla
rağmen bâzı hususların değişmediğini, Türklük üzerindeki meş`ametin hâlâ
süregittiğini ibretle görelim. Köl Tigin bengü taşının başlarında bulunmaklığı
dolayısıyla bu sözler, kavurucu bir ağustos gününde, (Rûmî 4-31 Ağustos 732
günlerinde), Ötüken Yışı yanında, Tanrı gibi Tanrı'da olmuş Türk Bilge Kağan'ın
ağzından dökülürken, bir başka Türk Bilgesi, Yulığ Tigin tarafından kan ter
içinde, bengü taşa dokunuyorlardı:
Ondan sonra kağanın yerine kardeşi kağan olmuş, oğulları kağan
olmuş.
Küçük kardeş büyük kardeş gibi yaratılmadığı için,
Oğulu, babası gibi yaratılmadığı için, bilgisiz kağan olmuşlar. Kötü
kağan olmuşlar.
Buyrukları da bilgisizmiş, kötüymüş...
Türk'ün ileri gelenleri. Türk'ün kendisi âhenksiz oldukları için,
Çin Milleti hîlekâr, sahtekâr ve aldatıcı olduğu için,
Çin Milleti Türk'ün küçük kardeşi ile büyük kardeşini birbirlerine
düşürdüğü için,
Türk Milleti el yaptığı elini elden çıkarmıştı.
Türk Milleti kağan yaptığı kağanını kaybetmişti.
Türk Milleti, Çin Milleti'ne, beğlik yapmaya lâyık erkek çocuklarını
kul kıldı.
Türk Milleti, Çin Milleti'ne, hanımlık yapmaya lâyık kız çocuklarını
câriye kıldı.
TÜRK BEĞLERİ, TÜRK ADLARINI BIRAKTILAR; ÇİN ADLARI ALMAYA
BAŞLADILAR.
Türk Beğleri Çin Kağanı'na itâat ettiler.
İşlerini güçlerini elli yıl boyunca Çin Kağanı'na verdiler.
Bu sözleri bu güne taşıdığımızda ve yukarıdaki metnin içinden bâzı
kelimeleri çıkartıp yerine günümüze uygun kelimeler koyduğumuzda, ata armağanı
bengü taşlarımızın muhteşem ebed müddetliği gözlerimizi kamaştırarak karşımıza
çıkacaktır:
Ondan sonra başkanın yerine bir başkası başkan olmuş, başkaları
başkan olmuş.
Yeni başkan, eski başkan gibi yaratılmadığı için,
Yeni başkanlar, eski başkanlar gibi yaratılmadıkları için, bilgisiz
başkan olmuşlar. Kötü başkan olmuşlar.
Buyrukları da yasaları da bilgisizmiş, kötüymüş...
Türk'ün ileri gelenleri, Türk'ün kendisi âhenksiz oldukları için,
Batılı Milletler hîlekâr, sahtekâr ve aldatıcı oldukları için,
Batılı Milletler Türk'ün küçük kardeşi ile büyük kardeşini birbirlerine
düşürdükleri için,
Türk Milleti el yaptığı elini elden çıkarmıştı.
Türk Milleti başkan yaptığı başkanını kaybetmişti.
Türk Milleti, Batılı Milletlere beğlik yapmaya lâyık erkek çocuklarını
kul kıldı.
Türk Milleti, Batılı Milletlere hanımlık yapmaya lâyık kız
çocuklarını câriye kıldı.
TÜRK BEĞLERİ, TÜRK ADLARINI BIRAKTILAR, BATILI ADLARI ALMAYA
BAŞLADILAR.
Türk Beğleri Batılı Başkanlar'a itâat
ettiler.
İşlerini güçlerini altmış yıl boyunca Batılı Başkanlar’a verdiler.
Bu sözleri okurken ürpermek için milletimizin kara sevdâlısı olmaya
gerek yoktur. Bu millete mensûb olmak bile bu dehşet verici sözler karşısında
ürpermeye yeterlidir.
Fakat, ne yazık ki bugün içerisinde
bulunduğumuz durum yukarıda anlatılandan farksızdır. Bu gerçeği görmek için hergün önlerinden geçtiğimiz iş yerlerinin,
görüştüğümüz kişilerin, türlü reklâm araçlarındaki ürünlerin, yeni adıyla medya
dediğimiz basın organ larının, evlerimizin
içindeki (pek çoğu tarafından TÜRK DÜŞMANLIĞI yapılan ve gerçek birer KANAL
olan) televizyon kanallarının adlarına bir göz atmamız yeterlidir.
Bu dehşet verici durumun düzeltilebilmesi için yıllardan beri Türklüğün
ertinip ökünmesi de fayda ve netîce vermemektedir.
Türklük, baş edemediği felâketlerden kurtulabilmek için dâimâ
Yaradan'ına sığınmıştır ve her hâlde içinde bulunduğu karanlığın da aydınlanması
için bir başka çâresi kalmamıştır. Hangi dine mensûb olurlarsa olsunlar,
Türkler'in Yaradan'a yapacakları ilk alkış şu olmalıdır: “Bize Türklüğe lâyık
başkanlar, Türklüğe lâyık beğler gönder. Bize yeni BİLGE KAĞAN'lar gönder. Biz
senin Türk'ünüz, bizim senden başka Yaradan'ımız, senin bizden başka Türk'ün yok.
Yanlışımız varsa bizi bağışla, yakarışımızı duy ve bize TÜRKLER gönder.”
TANRI TÜRKÜ KORUYACAKTIR!
Açıklama: Metin içinde geçen târîhlerin, bugün kullandığımız Mîlâdî
takvime çevrilebilmesi için bu târîhlere 4 gün ilâve etmek gerekir. Ancak bu
ilâve gün adları değiştirmez.
ORKUN, 4. Sayı, Haziran 1998