TONYUKUK'a gelen yazılar... ve
TONYUKUK'un karşılıkları...
MAYIS-2001
(Yazılar geliş târîhlerine göre sıralanmışlardır.)
16.12.2000 (1. yazı)
Sayın Tonyukuk Otağı Yetkilileri,
http://www.tonyukuk.net/sunus.htm adresindeki “İnternetteki ilk ve tek Türk (Orkun, Göktürk) Yazısı
imleri... : Orkun.ttf” ibaresini değiştirin.
Çünkü ben 5 yıl önce Göktürkçe True Type Font yaptım. İlk ve tek değilsiniz.
Saygılar...
* * *
07.05.2001 (2. yazı)
Sayın yetkili,
İnternetteki ilk ve tek Göktürkçe font size ait değil. 5 yıl evvel kendim de
bir Göktürkçe font yapmış ve internetteki siteme koymuştum. Onun için “ilk ve
tek” ifadesini düzeltmenizi daha önce de rica etmiştim. Ama hala
düzeltmemişsiniz. Lütfen doğruyu yazın.
İyi çalışmalar...
* * *
21.05.2001
Azîzim Ulduz Beğ,
Tonyukuk Otağı 1999 yılının Eylül
ayından bu yana yayındadır. Otağımızda ilk iş olarak Orkun Yazıtları’nın Türk
imleriyle internette yayınlanması düşünülmüş ve bu yolda çalışmalar
başlatılmıştır.
Bu çalışmamızda, yazıtların Türk imleri
ile yazılabilmesi için internetteki bildiğimiz bütün arama araçları ile font
dosyaları taranmış, ancak aradığımızı bulmamız mümkün olamamıştır. Bunun
üzerine amacımızı gerçekleştirebilmek için bu fontların tarafımızdan yapılması
uygun görülmüş, arama araçlarında da konu ile ilgili bir mehâz
bulunamadığından, yapılan font dosyası, Otağımızda “İnternetteki ilk ve tek”
olarak duyurulmuştur. Kaldı ki mektuplarınızda size ait olduğunu söylediğiniz
font adları arama araçları ile hâlâ bulunamamaktadır.
Otağımızın, bâzı gazete ve TV
kanallarının, kendilerinden menkûl ehemmiyetlerini vurgulamak için
kullandıkları, “filân yöreye ilk defâ gazetemiz girdi”, “filânkeş, ilk kez
bizim TV’ye konuştu” gibi soytarılıklara ihtiyâcı yoktur. Gâyemiz Yüce Türk
Irkı’na karşılıksız hizmettir. Sizin çalışmalarınızın, emeklerinizin,
gayretlerinizin bizimkilerin önünde olması bize endîşe değil, gurur verir. Bu
bakımdan Otağımızdaki SUNUŞ bölümünde kullandığımız, sizi çok rahatsız eden
ibâreyi değiştirmekte bir beis görmedik. Bundan sonra bu ibâre “Tonyukuk’un ilk
ve tek olarak düzenlediği Türk (Orkun, Göktürk) Yazısı imleri... : Orkun.ttf”
olarak görülecektir. Sanırız bu açıklamaya, “Bu imler Tonyukuk’un düzenlediği
ilk ve tek imler değildir.” gibi bir i’tirâzınız olmayacaktır.
Saygılarımızla,
Tonyukuk
15.05.2001
Sayın Tonyukuk,
Şu anda çok kültürlü Avustralya'da, Melbourne Üniversitesi’nde iktisâdî
bilimler okumaktayım. Maalesef her yerde olduğu gibi, yaşadığım şehir
Melbourne'de de bir çok Türk düşman bulunmakta. Bilhassa kendilerini Yunan
zanneden soyu belirsiz kişiler yoğun. Biz buradaki Türkler düşmanlarımızla
elimizden geldiği kadar mücâdele etmeğe devâm edeceğiz. Aynı sizin gibi, benim
de arzum bir birleşik Türkistan Devleti görmektir. Bu arzumu gerçekleştirmek
için, tıpkı Atilla gibi ve Cengiz gibi elimden geleni yapacağım.
Sizden bir ricam olacak. Şu anda Proje olarak bir veb sayfası yapıyorum. Sayfam
yüce Türk milletiyle ilgili olacak. Acaba sayfama sizin sayfalarınızı link
olarak ekleyebilir miyim ve sizin sayfanızdaki resimlerden bazılarını
kullanabilir miyim?
Tanrı Türk’ü ve Türkistan’ı tekrar yaşatsın.
Remzi “Ayanoğlu” Ünal
* * *
17.05.2001
Azîzim Ayanoğlu
Remzi Ünal Beğ,
Tahsil
hayâtınızda size başarılar dileriz.
Bahsettiğiniz
gibi Dünyâ’nın her yerinde olduğu üzere bulunduğunuz Avustralya’da da Türk
düşmanlarının olması gâyet tabiîdir. Unutmamak lâzımdır ki, “Bir kurdun
ardından kırk köpek havlamazsa, o kurt, bozkurt değildir”.
Soyu belirsiz
yâni soysuz bâzı kişilerin, kendilerini Yunan zannetmeleri ile soysuz olmaları
arasında hiç bir fark bulunmamaktadır. Şimdi kendilerine Yunan denilen bu halk,
önce M.Ö. ki 15. yüzyılda orta Avrupa’dan kopup bugünkü Yunanistan’a gelen
Akalar ve İyonlar ile karışmışlardır. Bu karışık halk, ardından M.Ö. ki 12.
yüzyılda yine orta Avrupa’dan kopup gelen Traklar ve Dorlar ile karışarak
mülevves bir hâle dönüşmüşlerdir. Derken Büyük Roma İmparatorluğu’nun
yönetimine giren bu beş ırkın karışımı ahâli bir de Romalılar ile karışmıştır.
Ardından Büyük İskender’in Makedonları da bu şehrâyine, şenliğe dâhil
olmuşlardır. Tam bir meyve salatasına dönüşen bu acâib topluluğa, M.S. ki
yüzyıllarda da Slavlar katılarak bugünkü melez Yunan insanını meydana
getirmişlerdir. Bu bakımdan bir insanın soysuz olmasıyla Yunan olması arasında
bir fark yoktur.
Azîzim Ünal Beğ,
Türk için ve
Türk’e göre yapacağınıza inandığımız sayfanıza Tonyukuk Otağı’nı
bağlayabilirsiniz. Ayrıca Otağımızdan, sayfanız için yararlı gördüğünüz her
nesneyi de alıp kullanabilirsiniz.
Çalışmalarınızın
başarılı olması dileğimizdir.
Hiç kimse
bindiği dalı kesmez. Hele Tanrı, aslâ...
Tonyukuk
17.05.2001
Sayın Tonyukuk,
Bana sayfanızdan yararlanma imkanı verdiğiniz için size teşekkür ediyorum.
Gelelim şu Yunan
konusuna. Bu konu hakkında benim bir teorim var ki, sizin söylediklerinizle tam
manasıyla uyuşuyor. Bilindiği gibi Makedon İmparatoru İskender Hint seferine
çıktı, keşfetti ve Balkanlar’a Mısır üzerinden geri döndü. Geri dönerken
kendisiyle birlikte bir çok Çingen (Romani veya Sinti) kafilesi aynı şekilde
Mısır’dan bugünkü Yunanistan’a yerleşti. Bunlar da sonra Yunan oluverdiler. Ve
bunun için günümüzde Mısır’a yabancılar Egypt der. Neyse biz kendimizi
düzeltelim yeter.
Tanrı Türk’ü ve Türkistan’ı Tekrar Yaşatsın!
Remzi “Ayanoglu” Ünal
* * *
21.05.2001
Azîzim Ayanoğlu
Remzi Ünal Beğ,
Yunan ile ilgili
pek güzel bir konuya değinmişsiniz... Gerçi asâlet-i yûnânın Çingene katkısına ihtiyâcı yok ise de hani
garnitür olarak onun da bu asâletin içinde bulunmasında bizce bir sakınca
yoktur.
Selâm ve sevgiler,
Tengri biz bilen!...
Tonyukuk
21.05.2001
Merhaba,
Siteniz çok ilgi çekici fakat okuması da çok güç.
Şu an neredesiniz ?
Sık sık Tonyukuk, Költigin ve diğerlerinin bulunduğu yerleri ziyâret ediyorum.
Sayfanızdaki Tonyukuk Moğolistan’daki Tonyukuk mu?
En iyi dileklerimle,
G. Oyunbayar
Veri İşlemleri Departmanı Başı (yöneticisi)
Moğolistan Millî İstatistik Bürosu
* * *
26.05.2001
Azîzim Oyunbayar Beğ,
Otağımızdaki yazıların okunmasındaki güçlüğün sebebini bilememekteyiz.
Şu anda atayurd'umuz Ötüken Yış'tan uzaklarda, anayurt Türkiye'deyiz.
Ne mutlu size ki atalarımızın mezarlarını sık sık ziyâret edebiliyorsunuz. Biz
maalesef bu imkândan mahrûmuz.
Otağımızda adı geçen Tonyukuk bilinen ilk Türk târihçisi Bilge Tonyukuk'tur ki
o, atayurt'ta gömülüdür.
Ata taşlarımıza âit sağlıklı, resim, rötuşlu resim, fotoğraf ve albümler için
yardımlaşmamız mümkün olabilir mi?
Biz de size en iyi dileklerimizi göndeririz.
Tonyukuk
Açıklama:
Okurumuzun İngilizce yazısı ve Otağımızın İngilizce karşılığı ambarımızda
saklanmaktadır.
23.05.2001
Sevgili Türk Irkdaşım,
İçersinde bulunduğumuz bu acı günler
asla bizi üzmesin. Öyle bir zaman gelecek ki şu anda bulunduğumuz karışık ve
garip çok kültürlülükten kurtulup, bütün Türkleri içine alacak yüksek
medeniyete sahip güçlü bir imparatorluk kuracağız. Ve bu
İmparatorluk Irkımıza sürdürülen saldırıların tek tek intikamını alacak.
Tarih boyunca görülmüştür ki; bozkırların vahşi çocuklarına layık olan kölelik
değil efendilik, taklit değil hakim yaratıcı uygarlıktır.
Kavgamız her zaman ırkımızın yükselmesi
içindir. Damarlarımızdaki asil kan bize Tanrı’nın armağanıdır. Artık
ırkımızın karşı karşıyı olduğu büyük tehlikelere karşı savaş zamanıdır. Tanrı
yolumuzu aydınlatsın.
M. Savaş Sançar
* * *
27.05.2001
Azîzim M. Savaş Sançar Beğ,
Bu batılılar zekâen geri kalmış topluluklardır. İnanılmaz
hurâfelere inanır ve özellikle biz Türkler’den akıl almayacak derecede
korkarlar. Baş gıdâları tonguz olduğundan, beyinleri de ancak bir tonguz beyni
kadar çalışır. Gece mezarlıktan geçen adamın erkekliğe mayıs sürmemek için
çaldığı ıslık misâli ve bükemedikleri eli öpmeyi de bilmediklerinden bize dâimâ
barbar diye saldırırlar... Bu söz ile
hem korkularını bastırır hem de yedikleri sopaların akıllarınca
intikâmını alır, bir nevi’ kendi kendilerini tatmîn ederler.
Bunlar öylesine geri zekâlı mahlûklardır ki, kopardıkları
yaygaralarla yüce milletimize geleceğe dönük bir takım taktikler verdiklerinin
farkında bile değillerdir.
Bu cümleden olarak;
Kesmediğimiz halde kestiğimizi söylerler. Âdetâ bize, bundan
sonra kesmemiz gerektiğini hatırlatırlar.
Fethettiğimiz yerlerde hiç kimsenin dînine müdâhalemiz
olmadığı halde “fetihleriniz islâmı yaymak içindi” derler. Âdetâ bizi, bundan
sonra söylediklerini yapmamız husûsunda îkâz ederler.
Birini gerçekleştirdiğimiz üç kızılelmamız vardı. Son ikiyüz
yılda ötelerdeki öbür tonguz beyinlilerle birlikte öylesine üzerimize geldiler
ki, henüz gerçekleşmemiş iki kızılalmıla adedimize iki yenisini daha
eklettirdiler.
Gözümüz açıldı.
Milletlerin kavgaları, savaşları kayıkçı dalaşı gibi üç beş
dakîkada bitmez. Bâzı amaçların gerçekleşmesi, kızılelmaların olgunlaşması
yüzyıllar sürebilir. Bir devlet-i eded-müddetin sâhibi olan bu yüce millet
îcâbında yüzyıllar boyunca sabredecektir.
Tanrı Türk’ü korusun.
Tonyukuk
24.05.2001
Çok değerli
kan kardeşlerim, selam ve sevgiler.
Ben Kerkük
Altunköprü Türklerindenim. 16 sene Turancılık-Türklükten, Türkiye’den dolayı
zalim cellat Saddam’ın mahpushanesinde kaldım. BM insan hakları baskısıyla
özgürlüğe 1996 yılında kavuştum.
Sayfanızı
bulduğumda çok sevindim. Çok güzel, çok önemli Türkçü-Turancı bir sayfa... Ulu
Tanrı sizleri korusun ve her zaman büyük Türk milletinin başı yüksek olsun.
Siz
kardeşime şiirlerimden gönderiyorum. Yayınlanmasını rica ederim.
Kardeşiniz,
Sadun
Köprülü
Amerika
GÖNÜL
SEÇMEYECEK
Kasırgalar kopuyor, gül çiçek
açmayacak.
Bülbül çileli, güskün özgürce uçmayacak.
Kerkük’ten yıllar uzak gözyaşım kanla
akar,
Irmaklar da üzgündür coşup da
akmayacak.
Ne bahar var Kerkük’te ne dallarda kuş
öter
Gönül Kerkük’ü seçmiş başkaya
bakmayacak.
Yeni gün doğmasını millet yıllardır
bekler,
Neden karanlıklara Güneş nur
saçmayacak?
Ay yıldızlı bayrağım canlansın
Kerkük’ümde
Saraykale bir başka bayrağı takmayacak.
Gönül aşkını seçmiş hep seninle olacak,
Bu aşk ile yaşayıp gayrı aşk seçmeyecek
* * *
UNUTMADIM
Didiler sen dilin unut,
Çok vurdular unutmadım.
Didiler Türk yolun unut,
Can yürdüler unutmadım.
Didiler Türk dilin unut,
Öldürdüler unutmadım.
Didiler Turan’ı unut,
Saldırdılar unutmadım.
Didiler Türklerden vazgeç,
Et kestiler geçemedim.
Didiler ya can ya ölüm,
Baş astılar geçemedim.
Didiler Türk ilkenden dön,
Parçalandım dönemedim.
Didiler var çok acı gün,
Düşmanı dost sanamadım.
Didim söylenen ölüm ne?
Bağlasa da zincir beni
Türk’üm hep Türk kalacağım.
Vazgeçemem versem canı.
Ölüm nedir ne olacak?
Çıkartsanız iki gözüm.
Bozkurt için can kalacak
Türklük için kurban özüm.
Sinem yüz dağa dayandı,
Dayandım da ölemedim.
Ateş aldı gönlüm yandı
Türkiye’mden olamadım...
* * *
26.05.2001
Azîzim Sadun Köprülü Beğ,
Otağımız hakkında kullandığınız aslında
hakkımız olmayan iltifatlarınız için size teşekkür ederiz.
Yazınız ekinde gönderdiğiniz şiirlerden
ikisini yayınlıyoruz. Ancak biz sizden Irak’ta başınıza gelenleri hâtırâ
tarzında kaleme almanızı beklemekteyiz.
Şiirlerinize biz de rahmetli Faruk Kadri
Timurtaş Hoca’nın 1949 yılında yazdığı “Türk İlleri’ne Hasret” adlı şiirinden
alınmış bir dörtlük ile katılalım:
Ya URUMELİ’mde... bülbüller ötmez,
Artık KIRIM-İL’de ocaklar tütmez;
Yollar var KERKÜK’e, TEBRİZ’e gitmez;
Yıllar var MUSUL’a gelmiyor bahar.
Yollar’ın Baku’ya, Kerkük’e, Tebriz’e,
Rey’e, Kaşgay illerine, Nahcıvan’a, Gence’ye, Bayırbucak’a hattâ Revan’a
gideceği günlerin yakın olduğuna inancımız, îmânımız gibidir.
Sağlıcakla kalınız.
Tonyukuk
26.05.2001
Selam eder çok harika bir site oluşturduğunuz için
kutlarım.
Sayfanızda Orkun yazı fontunu gördüm ve kullanmaktayım. Ben programcıyım. Yaptığım
bazı programlarda Orkun fontunu kullanabilir miyim?
Su anki çalışmam Göktürk yazısı, Osmanlıca kelime işlemci üzerine. Ben
Türkolog değilim ama bir katkım olsun isteğiyle güzel bir kelime işlemci yazmak
istiyorum ve programı genişletilebilir şekilde oluşturuyorum. İleride Uygur
fontu ve Bağımsız Türk devletlerinin kullandığı fontları da ekleyeceğim. Şu an
Osmanlıca font sorunuyla uğraşmaktayım. Farsça, Kürtçe ve Urduca fontlardan
Osmanlıca font oluşturma problemiyle uğraşmaktayım. Acaba siz bu şekilde
Osmanlıca bir fonta sahip misiniz? Yardımcı olabilir misiniz?
Hoşçakalın.
* * *
27.05.2001
Azîzim,
Otağımızda gördüğünüz Orkun yazısı
fî-sebîl-illâh yapılmış ve herkesin hizmetine sunulmuştur. Bu fontları siz de
kullanabilirsiniz.
Font çalışmalarınızda size başarılar
dileriz. Öncelikle Osmanlı döneminde kullanılan yaygın birkaç hattın her biri
için ayrı bir font düzenlemeyi düşünüyor iseniz işinizin zor olacağını
söyleyebiliriz. Ama düzenleyeceğiniz fontlar Osmanlı’da çok yaygın olan sülüs,
nesih veyâ bunların karışımı ile Osmanlı hattatları tarafından yapılmış olan
icâzet hatlarından sâdece biri ise o zaman iş az da olsa kolaylaşır. Ancak bu
defâ da klavyenizdeki tuşların çok tasarruflu ve akıllıca kullanımı
gerekebilir. Eski yazıda harflerin büyük ve küçük olarak ayrı iki şekli
bulunmadığından klavyenizde “şift” ve “kaps lok” tuşlarını ayrı maksatlar için
kullanma şansınız olacaktır. Ama diğer
taraftan da eski yazımızda meselâ üç ayrı “s” imi bulunduğu ve bunların her
birinin, kelimenin başında, ortasında ve sonunda ayrı şekillerde yazıldığı göz
önüne alınırsa “klavyenin tasarruflu kullanılması” dememizdeki maksat
anlaşılacaktır.
Acemce’nin ve Urduca’nın kendilerine has
harf şekillerinin veyâ fontlarının bulunduğu muhakkaktır. Ancak Kürtçe
font diye son zamanlarda internet
ortamına sokulmaya çalışılan fontlar, Acem fontlarında yapılan ufak tefek
değişikliklerle meydana getirilmişlerdir. Olmayan ya da toplanıp üç ayrı
şekilde oluşturulan ve üç ayrı şekilde konuşulan bir dilin alfabeye de harfe de
gereksiniminin olmayacağı kanaatindeyiz.
Tavsiyemiz şudur ki, yapacağınız
fontları “softi” adlı program ile hazırlayınız. Bu programı arama araçlarıyla
bulup kolayca bilgisayarınıza indirebilirsiniz. Sonra icâzet hattının
harflerinin kelime başında, ortasında ve sonunda nasıl şekillendiklerinin
resimlerini bulup bu şekilleri softide çiziniz. Bu çizimlerle yapılan
harflerin, klavyenin hangi tuşu ile yazılmasının doğru olacağını da iyice
düşünüp onları tuşlara yönlendiriniz.
Tanrı yardımcınız olsun.
Tonyukuk
Merhaba
Kardeş,
Doğmuş
olduğum Türk kasabası Altunköprü’de zâlim Saddam, yüzlerce Türk’ü, sırf Türk
oldukları için kurşuna dizmiştir. Hepsi benim yakınlarımdır.
Bu yazımı
siz kardeşime gönderiyorum.
Sadun
Köprülü
* * *
02.06.2001
Azîzim Sadun Köprülü Beğ,
Bakın, Atsız Hoca ne diyor?
“Bir gün olur, elbette eski beğler
dirilir;
YİNE KILIÇ KUŞANIR TÂRİHTEKİ PAŞALAR.
Yine şanlar alınıp nice canlar verilir,
Yiğit akınımızdan yine dünyâ şaşalar.”
(1936)
Paşaların kılıç kuşandıkları gün,
Irak’taki zâlim ister Saddam, isterse Arab ırkından bir başka âdem, kim olursa
olsun, hesaplar dengelenecektir. Merak etmeyiniz.
Yazınızı yakın bir gelecekte, bir ibret
vesîkası olarak Otağımızda yayınlamayı düşünüyoruz.
Saygılarımızla,
Tonyukuk