TONYUKUK'a gelen yazılar... ve
TONYUKUK'un karşılıkları...
NİSAN-2001
(Yazılar geliş târîhlerine göre sıralanmışlardır.)
02.04.2001
Merhaba Tonyukuk,
Birbirimizin kim olduğunu az çok tahmin edebileceğimiz için sana yalnızca bu
site için teşekkür etmekle yetiniyorum ve hemen konuya giriyorum. Hainler www.kurtulus.com adresinde hainlik
yapıyorlar!
Yok mu bunlara dur diyecek bir yiğit? Benim bilgisayar bilgim bunu yapacak
düzeyde değil ama belki de senin bunu yapabilecek tanıdıkların vardır.
Hemen bu işe el atmalıyız. Türk laf değil iş üretir. (yanlış anlama sana
demiyorum.)
“Müslüman aynı delikten aynı yılana iki defa sokulmaz. (Hz.Muhammed)”
Sevgilerle,
Mehmet EKİZOĞLU
* * *
24.04.2001
Azîzim Mehmet EKİZOĞLU Beğ,
Birkaç ay önce emekli bir baş
savcı, Türkiye’de 200.000 vatan hâininin varlığından söz ediyordu.
Bahsettiğiniz adreste de herhalde bunlardan biri faaliyette...
Bizim de bilgisayar bilgimiz sizin
düzeyinizin fevkinde değildir. Bu bakımdan mektubunuzu aynen yayınlıyoruz.
Belki bu yazışmamız bu işlerde attığını vuran, vurduğunu kesen bir yiğit
kişinin gözüne çarpar da gereği düşünülür.
Sağlıcakla kalınız.
Tonyukuk
03.04.2001
Bu kitâbelerin Türk olduğunun farkındayım. Bunlar Türk
dilinin en eski örnekleridir. Zâten ben de bu yüzden sonuçta onlara Türk
kitâbeleri dedim.
Norveç, İsveç, Danimarka, Almanya ve
Rusya’da Alman kitâbeleri vardır ve bunlar internette ve kitaplarda Norveç,
İsveç, Danimarka, Alman ve Rus kitâbeleri olarak geçer. Bu elbette doğru bir
tanım değildir. Çünkü bu bölgelerin adları genelde millî devletlerin adlarıdır.
Norveç’teki en eski kitâbeler 200’lü
yıllara aittir ama Norveç millî devleti 995’ten önce yoktu. Ben bu kalıntılar
için Moğol dağlarına atıf yaparken Türk halkını küçümsemeyi hiç düşünmedim.
Kaldı ki bu kitâbelerin Türk’lerden başka birileri tarafından yazıldığını da
iddiâ etmedim. Kullandığım ifâde sâdece bu kitâbelerin Moğolistan’da
bulunmaları sebebiyle kullanılmış yetersiz bir ifâde idi. Benzer bir şekilde
aynı ya da benzer abaçalar bugünkü Minosink ve Abakan bölgesinde bulunmuştur ve
onlar da Rusya’ya atfedilirler.
Bununla birlikte, Köktürk abaçasıyla
ilgili çok ilginç bir nokta var ki, o da bu abaça ile Alman Futhark abaçasının
birbirine çok benzemeleridir. İskandinavya’daki antik rune taşlarını Köktürk
abaçası ile çevirmek (okumak) mümkündür.
Meselâ,
İsveç’te bulunan Uppland’daki Mojbro taşında bir kitâbe ve bir resim vardır ki
burada atın üzerinde oturan bir adamın etrâfı kendisine saldıracakmış gibi
duran iki köpek tarafından sarılmıştır.
Eğer biz
Alman dilini kullanmaz ama antik Köktürk dilini kullanarak bu taş üzerindeki yazıyı çevirirsek şu kelimeler
ortaya çıkar: “gopek yik op ke kelkic ikin ekgok goksupek desinkic”. Bunun
modern İngilizce’ye çevirisi ise şöyledir: “her iki köpek iyi saldırabilir
böylece korkan gökyüzü-ruh onların cesurluğunu kabul eder”. Tekrar ediyorum ve vurguluyorum ki
İskandinavya’daki kitâbeleri eski Köktürk diliyle okumak mümkündür.
Şimdiki Moğolistan’da yaşayan eski Türk
milleti kendilerine “Gök Türkler” ya da “Sky (gök) Türkler” diyorlardı. Gök
eski Türkçe’de gök/cennet/mâvi demekti.
Arktik
çemberinin 2 kilometre güneyinde Norveç’te yaşıyorum. Norveç’in bu bölümü “gok”
olarak adlandırılır. Ve “gok” burada
“sky-gök” mânâsında kullanılan yerel bir sözcüktür.
Norveç’teki Türk konsolosluğu ile bu
tuhaf benzerlikler hakkında konuştum. Onlar da bunu çok ilginç buldular. Aynı
zamanda Londra’daki Moğol konsolosluğu ile de konuştum. Buradaki kişi
(Tumurbaatar) bu konuyu o kadar ilginç buldu ki bana Moğolistan’daki müzelerin
telefon numaralarını ve Moğolistan’ın ilk cumhurbaşkanının email adresini
verdi.
Ben bu
konularla alâkalı bir bildiri ya da kitap üzerine çalışıyorum. Bu projeyi sonuçlandırmanın
ne kadar süreceğini bilmiyorum. Orkun’daki, Tola ve Selenge’deki bu kitâbeler hakkında daha fazla çeviriye,
resme ve bilgiye ihtiyâcım var. Belki iş dünyâsındaki insanlardan ekonomik
destek alabilirim.
Ne kadar
ilginç olduğunu düşünün! Ben Norveç’in kuzeyinde yaşıyorum ve kendi alfabemize
en yakın akraba alfabeyi bulmak için dünyanın öbür tarafına bakıyorum. Ben bu
kitâbelerin Alman, Türk ya da semitik olduklarını iddiâ etmiyorum. Bunların
orijinleri-çıkışları hakkında bir çok teori var. Ben açık görüşlü bir insanım
ve bütün ihtimâllere açığım. Benim en yakın teorim (en çok inandığım), başka
halklar ve kabileler tarafından kullanılan evrensel alfabelerin atasının eski
Türk ve Norveç alfabeleri olduğudur.
Biz bugün norveçte 1, 2, 3, 4 sayı
sistemini kullanıyoruz. 1’e biz Norveç’te “en” deriz. 1’e Almanya’da “ein”,
İtalya’da “uno”, İngiltere’de “one” deniyor. Ama hepimiz bunları ifâde için *1*
sembolünü kullanıyoruz. Belki kitâbeler bir çok amaca hizmet ediyordu: Belki
şîve farklılıklarına rağmen insanları tek bir dilde birleştirmek de bu
amaçlardan biri olamaz mı?
İçtenlikle…
* * *
08.05.2001
Azîzim Magne
Aga,
Dünyâda “ses
uyumu” gibi mükemmel bir kuralı olan tek dil Türk Dili’dir. Köktürk Abaçası
dediğimiz Türk Alfabesi, Türk Dili’ndeki ses uyumunun yazıya aktarılması için
özel olarak düzenlenmiş, îcâd edilmiştir.
“AK, KA”,
“EK, KE”, “IK, KI”, “OK, UK, KO, KU”, “ÖK, ÜK, KÖ, KÜ”
seslerini, belki de ayrı sesler olarak bilen bir milletin, bir başka milletin
alfabesinden yalnızca “K” sesini alarak, bu sesi “ak, ek, ık, ok, ök” seslerini
de karşılaması için yeniden şekillendirmesini, akla yatkın bulmuyoruz.
Kaldı ki bu yazı
imleri birer ideogramdan çıkmışlardır. Bu husus ilim adamlarınca defâlarca
yazılmıştır.
Yazınızda
“Uppland’da bulunan Mojbro taşındaki kitâbeyi Alman dili yerine antik Köktürk
dilini kullanarak çevirirsek şu kelimeler ortaya çıkar: “gopek yik op ke kelkic
ikin ekgok goksupek desinkic”. Bunun modern İngilizce’ye çevirisi ise şöyledir:
“her iki köpek iyi saldırabilir böylece korkan gökyüzü-ruh onların cesurluğunu
kabul eder”. demektesiniz.
Sayın Aga,
Bahsettiğiniz
taştaki imleri Köktürk Abaçası’na benzerliklerine göre dizersek, yazıyı şöyle
görürüz:
|
c |
k |
h |
s |
d |
k |
p |
ü |
s |
k |
G |
k |
G |
k |
h |
k |
- |
c |
k |
W
|
k |
ß |
k |
y |
k |
ß |
g |
|
26 |
25 |
24 |
23 |
22 |
21 |
20 |
19 |
18 |
17 |
16 |
15 |
14 |
13 |
12 |
11 |
- |
10 |
9 |
8 |
7 |
6 |
5 |
4 |
3 |
2 |
1 |
Bu yazıyı
Köktürk okuma şekline göre de sağdan sola ancak şöyle okuyabiliriz:
1, satır:
1, g : (Tek olarak) ancak eG okunur. “Türkçe’de
G sesi kelime başında bulunmaz. Köktürk yazısında kelime başında g varsa “eG”, G varsa “aG” okunur.”
2, ß
: (Tek olarak)
ancak BO okunur. Ses uyumu bakımından kendisinden önceki yumuşak g
(g) ve kendisinden
sonraki yumuşak k (k)
harfleriyle berâber kullanılamaz.
1+2+3 : “gopek” okunması mümkün
değildir. Okunabilirliğini var saysak bile “köpek” kelimesi Fars kökenli olup
yazılışı “kûpek” tir. Türkçe’de köpek sözcüğüne ilk olarak Kutadgu Bilig’de
rastlanır. Türkler köpeğe “it” derler.
3+4+5 : Keyik = Geyik
6, ß
: (Tek olarak)
ancak BO okunur. Ses uyumu bakımından kendisinden önceki ve sonraki yumuşak k
(k) harfiyle berâber kullanılamaz.
8, W : art okunan ve geçit anlamına gelen şekil... ert okunabilirliği de
düşünülürse,
7+8+9 : Kertik, kertilmiş, çentilmiş
10 : c : iÇ
2, satır:
11+12+13 : kengek ?
14, G : (Tek olarak) ancak aG okunur.
Ses uyumu bakımından kendisinden önceki ve sonraki yumuşak k
(k) harfiyle berâber kullanılamaz.
15, k : (Tek olarak) ancak eK okunur, KE okunamaz. KE okunabilmesi için
ardına bir E (A) imi
takılmalıdır. Ses uyumu bakımından kendisinden önceki ve sonraki kalın G (g) harfiyle berâber kullanılamaz.
16, G : Bk. : 14, G...
17+18+19+20 : kesüp = kesip
21+22+23 : kediş = gidiş
22+23+24+25 : “desink” okunması mümkün
değildir. Doğru okunuş “edisengik” olabilir. Fakat “edisengik” de anlamsız bir
kelimedir. Kaldı ki Türkçe’de D sesi kelime başında bulunmaz.
24+25 : engek = Avurt, çene, kadın baş
örtüsünün ipi
26, c : Bk. : 10, c...
Bu duruma göre
bu yazı (eğer harf benzetmeleri yerinde ise) Alman dili yerine antik
Köktürk dili kullanılarak şöyle okunabilir.
“eG BO KeYiK BO KeRTiK İÇ
KeNGeK aG eK aG KeSÜP KeDiŞ eNGeK İÇ”
Sonuç olarak,
1.
Yazının Alman
dili yerine antik Köktürk dilini kullanarak çevirisi: “gopek yik op ke kelkic
ikin ekgok goksupek desinkic” değildir.
Çalışmalarınızda başarılar dileriz.
Tonyukuk
Açıklama: Okurumuzun İngilizce yazısı
ve Otağımızın İngilizce karşılığı ambarımızda saklanmaktadır.
09.04.2001
Sayın Tonyukuk,
Türk Budun’un şu anda içinde bulunduğu durum gerçekten çok üzücü. Bu
durumdan Türk Budunu yine kendi iradesi ile ve Türklük bilinci ile çıkacaktır.
Kendinden uzaklaşmış bir ulus yok olmaya mahkumdur. Bu yüzden bir an önce ulus
olarak silkinmemiz ve kendi kimliğimize sahip çıkmamız gerekmektedir. Bir
yandan batı, diğer yandan arap yayılmacılığı yüzyıllardır üzerimizde bir kimlik
yozlaşması yaratmış. Bir an önce silkinip, kendi kimliğimize geri dönmeliyiz.
Tek çıkış budur.
Türk Tanrısı Türk'ü korusun.
Mazhar ŞİRİNGÖZ
* * *
24.04.2001
Azîzim Mazhar
ŞİRİNGÖZ Beğ,
Rahmetli Hocamız
Atsız Ata’nın kütüphânesinde asılı şu sözü hayâtımız boyunca unutmamışızdır:
“ÜMİT EN SON
TERKEDİLEN ŞEYDİR!”
Buna bir de
herkesin bildiği bir ata sözümüzü ekleyelim: “Çıkmadık candan umut kesilmez.”
Haydi bir de “
Mef’ûlü - Fâilâtü – Mefâîlü – Fâilün” :
“Gün doğmadan neşîme-i şebden neler doğar”
Tanrı Türk’ü
korusun!
Tonyukuk
11.04.2001
Sayın
Tonyukuk,
http://www.tonyukuk.net/gelengiden/014-ocak-01.htm
adresinde yayınladığınız, okur mektubuna cevabınızda, ismimin geçmesi
nedeni ile size yazma ihtiyacı duydum.
Öncelikle yazınızın sonunda, meraklı
kişileri, İskandinav yazıtlarını eski Türk yazı sistemini kullanarak okumaları
için teşvik etmenizden dolayı kutlarım.
Sanırım makalemi biraz hızlı okuyup
bazı düşüncelerimi yanlış anlamışsınız.
Yorumunuzda demişsiniz ki;
“Son zamanlarda dil ile ilgili
iki görüş türemiştir. Bunlardan biri, bütün dillerin Türk dilinden doğduğu
(Kâzım Mirşan), öbürü, Türkçe de dâhil, bütün dillerin tek bir dilden doğduğu
(Turgay Kürüm) görüşleridir. Bu görüşlerin doğru olduğu inancını taşımıyoruz.”
Ben hiçbir yazımda “Bütün dillerin tek
bir dilden doğduğu” nu söylemedim. Kaldı ki böyle bir tez bana ait
değildir.Bu tez Tevrat’ın yazımından beri vardır. Yani en az 3000 yıllık
bir tezdir.
Bu tezi, orijinal ve bana
aitmiş gibi ileri sürdüğüm şeklinde bir anlam, yazınızdan çıkmaktadır. Bu
yanlıştır.
Makalemde bu
konu, üç paragrafta geçer:
1. sayfa
“Bizim
iddiamız, adı geçen yazıtların ve Göktürk yazıtlarının aynı temelden
kaynaklandığıdır. Tabii ki temel bir yazı formasyonu vardır. Gerek Göktürk diye
anılan Türk kavimi, gerekse de Kuzey Avrupa Germen kavimleri bu temel alfabeden
yararlanarak kendi yazı sistemlerini kurmuşlardır. “
2. sayfa
“Bu konudaki görüşümüz, 2. paragrafta
da belirdiğimiz gibi, gerek Futhark alfabesi, gerek Göktürk alfabesi, gerekse
yukarıda sayılan Arami, Soğd, Pehlevi vs. alfabeleri, sembollerini aynı temel
kaynaktan (8) almışlar, uluslar zamanla değişikliklere uğratıp, kendi yazı
sistemlerini oluşturmuşlardır”
6. sayfa
“Bu makalenin konusu önceki sayfalarda da belirtiğimiz gibi, diğer
adıyla “Rün “ alfabesi de denilen “Futhark” alfabesinin, aslında Türk asıllı
GÖKTÜRK alfabesi ile aynı temelden kaynaklandığını dikkatinize sunmaktır. “
Bu
yazılarımda ortak bir dil atasından söz edilmemektedir. Temel bir yazı
formundan söz edilmektedir. Dil ile yazı farklı şeylerdir.
Kaldı ki
Dünyadaki tüm yazılar da kastedilmemektedir. İskandinav runik yazısı, ve batılı
bilim adamlarının Göktürk yazısının menşei olarak iddia ettikleri Arami, Soğd,
Pehlevi vs. yazılar kastedilmiştir.
Demişsiniz ki:
“Bize göre Futharkt Alfabesi’ndeki
bâzı harflerin Türk harfleriyle olan benzerliği ya bir tesâdüftür, yâhut da Futharkt
ile yazan kavimlerin Türk Alfabesi’ni alıp bâzı imleri değiştirerek yazı
ihtiyaçlarını karşıladıkları yolundadır.”
Siz beni de
aşarak İskandinavların direk Türk alfabesini örnek alıp kendi yazı sistemlerini
geliştirmiş olabileceğini söylüyorsunuz. Ben ise daha eski dönemde
kullanılan bir alfabeden yararlanarak hem Türklerin hem de İskandinavların
kendi yazı sistemlerini oluşturduklarını söylüyorum.
Peki benim
İskandinavya’daki yazıtları Türkçe olarak okumamın anlamı nedir?
O yazıların
bir kısmının Türk dili kullanan kavimlerce yazıldığıdır.
Makalemden de anlayabileceğiniz
gibi İskandinav yazıtları iki çeşittir. Ben az sayıda olan ve
İskandinavların 17. yy a kadar kullandığı 16 sembollü yazı sistemi ile
okunamayan yazıların üzerinde çalıştım.
Hunların, İskitlerin Göktürklerle
benzer Runik yazı kullandığı bilim çevrelerince bilinmektedir.
(Bakınız Denis Sinor, Erken İç Asya
Tarihi İletişim yayınları İst. 2000 sayfa 406)
Şimdi makalemin
Ek A daki haritasını önünüze alın . (Bu harita S.B. Jansson'un kitabının
ekindedir ve benim kastettiğim eski -okunamayan- İskandinav yazıtlarının
bulunduğu bölgeleri gösterir.)
Türk Dünyası
Kültür Atlası - Cilt 1. İslam Öncesi Dönem- , (Türk Kültürüne Hizmet Vakfı
Yayınları İstanbul 1997) isimli eserin 94. sayfasındaki haritayla
karşılaştırın.
Ne demek
istediğimi anlayacaksınız.
Bu kitabı Dösim (Kültür Bak.
Yayınlarını satan yerler) de bulabilirsiniz.
Ayrıca bu konuda okumanızı tavsiye
edeceğim Sinor'un kitabından başka eserler de şunlardır.
Avrupa Hunları (Priskos’un güncelerinin
tercümesi), Ali Ahmetbeyoğlu, TDAV yayınları, İstanbul 1995
http://ccat.sas.upenn.edu/jod/texts/priscus.html
Jordanes
Getica (Malesef Türkiyede basılmadı)
http://www.boudicca.de/jordanes1-e.htm
Sonnori (13.
yy İzlandalı tarih yazarı ) Özellikle 5. bölümü dikkatli okuyun.
http://sunsite.berkeley.edu/OMACL/Heimskringla/ynglinga.html
Demişsiniz
ki:
“Kaldı ki Türk dilinin yazılışının
fevkalâde sağlam kâideleri vardır. “
Burada kastettiğiniz şüphesiz Göktürk
Runik yazısıdır.
Eğer kastettiğiniz kaideler Thomsen'in
koyduklarıysa, Radloff neden farklı okumuştur? Radloff’un kaidelerini esas
alıyorsanız, neden Prof. Talat Tekin Radloftan veya H.Namık Orkun'dan
(Prof. Nemeth'ten) farklı okumaktadır. Talat Hocanın okumalarını esas
alıyorsanız Prof. Osman F.Sertkaya neden Talat hocadan farklı okumaktadır.Veya
Dimitri Vasiliev in mi okuma kaidelerinden bahsediyorsunuz.
Baycarov'un
Bulgar -Sekel yazıtlarını okuma kaideleri hakkında ne düşünüyorsunuz (Bk. S.YA.
Baycarov, Avrupa’daki Eski Türk Runik Yazılı Abideleri, Kültür Bakanlığı
Yayınları) Baycarov, neden “Nagy Szent Miklos” yazılarını Prof. Nemeth'
ten farklı okuyor.
İssik
kurganından çıkan runik yazıtlar neden okunamıyor- veya farklı okuma
çalışmaları var-?.
Bütün bu
örnekleri çoğaltmak mümkün. Zamanınızı almamak için burada örnekleri bitiriyorum.
Orhun ve
Yenisey yazıtları arasında bile sembollere varan birçok farklılık varken
“sağlam kaidelerden” bahsetmek ne derece mümkündür.
Türkolog
Doç.Dr. İsmail Doğan Türk runik yazısın 8 değişik versiyonundan söz
ediyor. Bunlardan sadece bir tanesi Orhun -Yenisey versiyonu. (7.uluslar arası
Türkoloji Kong.Kasım 1999.İst. Tebliğ. -Runik Yazının Gelişim Coğrafyası Ve
Yayılma Sahası-)
Sizin sözünü
ettiğiniz “sağlam kuralların” diğer 7 versiyon için de geçerli olduğunu
mu düşünüyorsunuz?
Sayın Doğan'ın şu anda TDK yayınları
arasında basım aşamasında olan, birkaç aya kadar piyasada bulabileceğiniz,
Avrupa’daki Runik Türk yazıtları ile ilgili eserini mutlaka okumanızı
tavsiye ederim. Kendisinin Kafkaslardaki runik Türk yazıtlarıyla ilgili ve serinin
birinci kitabı 99 yılında TDK’ ca basılmış ve satıştadır. Serinin diğer
kitapları da inşallah önümüzdeki yıllarda yayınlanır da Türk yazısının sadece
Orhun ve Yenisey den ibaret olmadığı bazı çevrelerce daha iyi kavranır.
Demişsiniz ki:
“Ancak unutulmamalıdır ki, Turan
ülkelerinde yüzbinlerce höyük
bulunmaktadır. Bunların bu güne kadar belki de yüzbinde biri
açılabilmiştir. Açılmamış höyüklerden, hem de kağıda yazılı, Türk harfli Türkçe
metinlerin çıkmayacağını kimse iddiâ edemez. Hâl böyle olup da bu höyüklerden
çıkabilecek Latin harfli metinlerden çok önce yazılmış Türk harfli metinler,
Hoca’nın görüşünü ters yüz edebilir”
Aynen katılıyorum. İnşallah
bulunan eserler sizin “sağlam” kurallarınızı da ters yüz etmez.
Ayrıca bu
kurganlar sadece Turan ülkelerinde değil birçok orta-batı-kuzey Avrupa ve
İskandinav ülkelerinde de vardır.
Bir örnek vermek gerekirse İsveç’de
Stockholm yakınındaki Birka antik şehrinde açılan kurganda İki atı, at arabası
tekerleri,silahları, ,yiyecekler, içki kapları ve giysileri ile gömülmüş
savaşçı bulunmuştur.-aynen Pazırık kurganında olduğu gibi-
http://www.vikinganswerlady.org/Birka.htm
Aynı mezarın
temsili resmi için.
http://home1.swipnet.se/~w-14723/birka/birke010.html
Bölgedeki
diğer kurganlar açılmamıştır.
Türk runik
yazısının edebi metinler olarak en üst aşamaya Orhun ve Yenisey de ulaştığını
görüyoruz.
Bu seviyeye ulaşabilmesi için bir
yazının kaç yıllık -veya asırlık- bir geçmişi olması gerekir.
O günkü koşulları lütfen göz önünde
bulundurun. Kitle iletişim araçlarının olmadığı o dönemde, Yüksek edebi
seviyeye varması için bir yazının en az 1000 yıllık bir evrimden geçmesi
gerekir. Başka bir deyişle Türk runik yazısı en az bin yıllık bir gelişme
sonucu Orhun’daki seviyesine varmıştır. Bu da yukarıda değindiğim gibi
İskitlere kadar giden bir tarihi zaman dilimini kapsar.
Başlangıçtan
Orhun’a kadarki seviyesine kadar geçirdiği evrim sürecinde hep aynı kuralların
geçerli olduğunu söylemek de sanırım bilimsel olmaz.
En az bin yıl dediğime dikkatinizi
çekerim. Tabi sizin bahsettiğiniz kurganlardan çıkacak buluntular bu süreyi
daha eskilere götürebilir.
Sadece Göktürk
İmp. larının Karadeniz’den Japon denizine kadar (Bkz.Türk Dünyası Kültür Atlası
- Cilt 1 sayfa 28) geniş bir coğrafyada hüküm
sürdüğü göz önüne alınırsa, bu coğrafyanın her yerinde aynı yazım kurallarının
geçerli olacağını düşünmek bile akıl dışıdır.
Sizin
kurallarınız sadece Orhun-Yenisey yazıtları için geçerliyse, bu konuda
yukarıda saydığım Türkologların tartışmalarını izlemenizi önermekten başka
sözüm yok.
Arzu
ettiğiniz takdirde size;
- Makalemin 1994 yılı noter tasdikli
aslının fotokopilerini gönderebilirim.
-Tezlerimi destekleyen veya tezlerimi
referans göstererek kendi tezlerini geliştiren hem yabancı hem de Türk bilim
adamı akademisyenlerin çalışmalarını ve onlarla yaptığım yazışmaları
gönderebilirim.
- Çalışmalarımı, Viking Runik yazısının
menşe teorileri arasında ciddiye alınan teoriler arasında gören İskandinav
sitelerinin adreslerini verebilirim.
-Çalışmalarımı
eğitim materyali olarak gerek referans veren gerek de projelerinde kullanan
batılı Üniversiteleri ve onların belgelerini gönderebilirim.
- Sadece yazının değil diğer kültürel
öğelerin de Türk ve İskandinav ulusları arasında ortak kullanıldığına dair,
tezlerimi destekleyen tarihi, antropolojik bulguları size gönderebilirim.
Sizden
ricam:
Savunmadığım görüşleri bana isnat eden
yazınızla cevap hakkımın doğduğunu düşünüyorum.
Lütfen bu mesajımı sizin yazınızın
hemen altında eksiksiz yayınlayınız.
Size soru soran Sayın Ünsal
Demircanlı'nın e-mail adresinin tarafınızca bilindiğini düşünüyorum.
Bu yazımın kendisine de ulaşmasını
sağlayınız.
Türk kültürü
ve yazısının öğrenilmesi ve araştırılması için gösterdiğiniz çabaları takdirle
karşılıyor, devamını diliyorum.
Esen Kalınız.
Turgay
Kürüm.
Not:
Antalya’da ziyaretime gelen Erk Beye de yürekten selamlarımı iletiniz. Kendilerine
bir ziyaret borcum var biliyorum.
* * *
24.04.2001
Azîzim Turgay Kürüm Beğ,
Makâlenizi okuyalıdan bu yana uzun bir süre geçtiği için,
sizin “alfabelerin menşei” konusundaki düşüncelerinizi “dillerin menşei” olarak
hatırlamamız ve okuyucumuzu cevaplandırırken, makâlenizi bir daha gözden
geçirmeden hâfızamızdakilerle yetinmemiz sizden özür dilememizi gerektirmiştir.
Afvedersiniz.
Bu arada üç dileğiniz de yerine getirilmiş, mektubunuz
Otağ’ımızda yayınlanmış, bir sûreti okurumuz Sayın Ünsal Demircan’a
gönderilmiş, selâmınız Erk Beğ’e iletilmiştir. Kendisinin de selâmınıza
mukâbelesi vardır.
Sayın okurumuzu cevaplandırırken ele almış olduğumuz satır
başları hakkındaki görüşleriniz bize tuhaf gelmektedir. Bunlara kısa kısa
değinmek yararlı olacaktır.
1-
Türk
alfabesinin menşei hakkında henüz kesin bir bulgu yok iken, bizim bu alfabenin
bizzat Türkler tarafından ve dillerinin ihtiyacları istikâmetinde yapılmış
olabilirliğini söylememizin sakıncası yoktur. Türkçe’mizdeki büyük ve küçük ses
uyumlarını titizlikle göz önüne alarak tanzîm edilmiş olan bu alfabe, “imleri
bir başka kaynaktan alınmış olsa bile ki bu dahî şübhelidir” sanki Türkler
tarafından, Türkçe’nin yazılışı için yapılmıştır. Meselâ Türkçe’nin en
ağırlıklı sesi olan “K” nın, AK, EK, IK, OK, ÖK söylenişlerinin yazılışları
için ayrı imlere ihtiyâc duyulmasının ve bunların îcâd edilmesinin şimdilik bir
başka îzâhı bulunmamaktadır.
2- Türk dilinin
yazılışının gerçekten sağlam kâideleri vardır. Bu husustaki görüşümüz herhangi
bir kelimenin yazılışında kullanılan harflerin bâzen değişik şekiller arz
etmesi değildir. Bildiğiniz gibi bu güne kadar bulunan muhtelif yazılardaki
muhtelif Türk harfleri tasnif edilmiştir. Bu harflerin bâzılarının birbirlerine
tam mutâbakat sağlamamaları bir tedrîs ve bir zaman farklılığı mes’elesidir.
Ama uzun yıllara dayanan araştırma ve okuma tekniği içinde meselâ “BODuN”,
“KaGaN”, “KONÇuY” (Bir yerde “KONÇUY”), “TÜRÜK” (Bâzen “TÜRK”), “TeNGRİ”,
“BİLGE” vbg. pek çok kelimenin hep aynı imlâ ile yazıldığını müşâhade etmişizdir.
Bir alfabenin harflerinin benzer ama değişik şekillerden oluşması, o alfabenin
harf şekillerinin sağlam kâidelere dayanmadığının delîli sayılabilirse de o
alfabe ile yazılan dilin sağlam kâidelerinin olmadığının delîli sayılamaz.
3- Yazınızda, “Eğer kastettiğiniz kaideler
Thomsen'in koyduklarıysa, Radloff neden farklı okumuştur? Radloff’un
kaidelerini esas alıyorsanız, neden Prof. Talat Tekin Radloff’tan veya H.
Namık Orkun'dan, (Prof. Nemeth'ten) farklı okumaktadır. Talat Hoca’nın okumalarını
esas alıyorsanız Prof. Osman F. Sertkaya neden Talat hoca’dan farklı
okumaktadır. Veya Dimitri Vasiliyev’in mi okuma kaidelerinden bahsediyorsunuz.”
demektesiniz.
Bu paragrafınızdan anlaşılan odur ki,
“sayılan şahıslar bile bâzı metinleri farklı farklı
okumaktadırlar. Öyleyse Türk dilinin
sağlam kâideleri olamaz.”
Öncelikle
belirtelim ki bu zevâtın metinleri farklı okumaları kendi kültür, bilgi, görüş
ve
mes’eleleridir.
İlim adamlarının aralarındaki anlaşmazlığın netîcesini, Türk dilinin
kâidesizliğine
bağlamak doğru
değildir. Kaldı ki yukarıda bahsedilen kişilerin dışında Türk yazısını okuyan
ve çok
daha mantıklı
yorumlayan, “hattâ Muharrem Hoca ve Kormuşin de dâhil” bunların hatâlarını,
yanlışlarını bulan
ve bilen nice insanlar vardır. Yine aynı paragrafınızdan anlaşılan o ki, bu
kişilerden
başkası veyâ başkaları eski Türk dilini daha doğru okuyamazlar, daha doğru
yorumlayamazlar,
daha doğru okumak için yeni kâideler koyamazlar.
Tesellîmiz için tek ümit sizi anlamamış olmamız olacaktır.
Saygılarımızla,
Tonyukuk
13.04.2001
Kardeşim,
İnan, siteni gezerken gözlerim doldu ve insanlardan öğrendiğim kadarı
ile sürekli hacklıyorlarmış siteni. Sen hemen yeniden yapıyormuşsun. İnan
seninle gurur duydum. Ben yıllarca Amerika’da kaldım ama vatan ağır bastı,
tekrar döndüm. Buralara bizler gibi biraz daha insan olsa bu ülke bu hale
gelmezdi. Nerede, nasıl başın sıkışırsa beni ara. İki elim kanda olsa sana
yardım ederim. Tel. numaralarım aşağıdadır. İsmim:
Uygar Çengel
* * *
24.04.2001
Azîzim Uygar ÇENGEL Beğ,
Fevkalâde içten ve samîmî bir ifâde ile
yazmış olduğunuz mektubunuz bizi heyecanlandırmıştır.
Vatanınıza hoş geldiniz.
Sanıyoruz ki Tanrı’mız Türk’ünü sınıyor.
Geldiğimiz bu hâlin sebebi sınavın çetinliğindendir. Bunlar da geçecektir.
Tonyukuk
14.04.2001
Selamünaleyküm,
Biraz önce yapmış olduğunuz sayfayı
ziyaret ettim. Türk milletine böyle güzel, böyle eğitici bir web sayfası hediye
ettiğiniz için Allah sizden razı olsun. Ama birkaç eksiklikler gördüm, size
yardımcı
olabileceğim düşüncesiyle bu mektubu yazıyorum...
Birinci olarak, sizin adresinize girdiğimizde,karşımıza çıkan ilk sayfada ana
menü yok. Ana sayfaya gitmek için, ilk sayfada, yukarıdaki bozkurt resmine
tıklamak gerektiğini biliyorum. Ama, ne
acayiptir ki, ilk sayfanızın hiç bir yerinde bunu belirten bir yazı yok :) Yani
ilk sayfanın hiçbir yerinde <<ana sayfaya giriş için bozkurt resmine
tıklayın>> gibi bir yazı yok. LÜTFEN bunu düzeltiniz, çünkü bazı insanlar
sizin adresinizin tek bir sayfa olduğunu düşünüyor...
Gene ilk sayfanızda, aşağı taraftaki <<TÜRKLÜK VE TÜRKÇÜLÜK İLE İLGİLİ
DİĞER BAĞLANTILAR>> bölümüne tıkladığımda, çok eksiklikleriniz olduğunu
gördüm.
Aşağıda tanıdığım adreslerden ufak bir liste yaptım, size yardımcı olacağını
düşünüyorum.
Birde bağlantılar bölümünüzdeki
<<network54.com/Realm/news/anasayfa.html>> adresi çalışmıyor.
Sayfanıza TÜRK dünyası ve TÜRK lehçeleri hakkında içerik eklerseniz çok iyi
olur, çünkü internette bu konuda eğitici bir site yok maalesef.
Ben HTML dilinden pek anlamam ama, bende elimden geldiği kadar çalışıp 2 web
sitesi yaptım...
Birinci adres: http://www.bizimsiteler.gen.ms . Bu
sayfayı yapmaktaki amacım internetteki bütün TÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ siteleri tek
bir sayfada toplamak ve yapılan sayfaların daha çok insanla buluşması. Siz de
sitenizi ve tarihi ve TÜRK dili hakkında bilgilendirmek. Sitenizin logosunu
eklerseniz çok sevinirim.
İkinci adres: http://www.albayrak.gen.ms
. Bu amatör bir sayfa, amacım insanları TÜRK yurtları, TÜRK
Bu adresleri bağlantılar bölümünüze eklerseniz çok sevinirim.
NOT: Ben sadece tavsiyede bulunuyorum, söylediklerimi yapıp yapmamak size kalmış...
Cevabınızı bekliyorum, şimdilik Allah a emanet olun...
Ethem Pilavcı
* * *
24.04.2001
Azîzim Ethem PİLAVCI Beğ,
Tonyukuk Otağı’nda yaptığınız gezinti
size için teşekkür ederiz. Bu gezinti sırasında bulduğunuz eksiklikler
hakkındaki tenkitleriniz de dikkate alınarak, otağımız en kısa zamanda yeniden
gözden geçirilecektir.
Otağımızda göremediğiniz TÜRK dünyası ve
TÜRK lehçeleri hakkındaki bilgileri http://www.turan.tc/
adresinde bulabileceğinizi ümit ediyoruz.
İlginize sonsuz teşekkürlerimizle,
Tonyukuk