Didim:
- Hisâb alsalar bu sülûkinüzün fesâdı bulunur.
Didiler:
- Bu hisâb kıyâmetde alınur.
FUZÛLÎ

Didiler:
- Hisâb alsalar bu cinâyetlerimüzün fesâdı bulunur.
Didim:
- Bu hisâb kıyâmete kalmaz, alınur.
TONYUKUK![]()
ÇİN POLİSİ KERİYE NÂHİYESİ'NDE
BİR UYGUR ÂİLESİNİN BÜTÜN FERDLERİNİ KATLETTİ..
2 Kasım 1999
Muhâbirimiz
Abdullah Pamir'in vatandan gönderdiği haber şöyle:
2 Kasım 1999 günü hunhâr
Çin Polisi, Keriye Nâhiyesi'nin Karakir Kasabası'ndaki Uygur Türkü çiftçi Alim
Kurban'ın eşi Arzugül'ü, 14 yaşındaki oğlu Abdullatif'i ve 8 yaşındaki kızını
insanlık dışı bir şekilde döverek öldürdü.
Kânun dışı dînî faâliyette bulundukları suçlamasıyla Keriye Nâhiyesi'nin
Karahan hapishânesine atılan üç tâlip (öğrenci) Eylül 1999'da firâr
ettiler. Bunlar, Hotan (Khotan) Vilâyeti'nin Hanerik Kasabası'ndan 22 yaşındaki
Ahmet Hoca, yine Hotan Nâhiyesi'nden Muhammet Abdullah Hoca ve Karakaş Yava
Kasabası'ndan Nurmehmet adlı öğrencilerdir. Çin Hükûmeti 2 Kasım 1999'da
hapishâneden kaçan bu üç öğrenciyi yakalamak için Keriye Nâhiyesi'nde genel bir
operasyon düzenledi. Operasyona katılan beş Çin polisi Keriye Nâhiyesi'nin
Karakir Kasabası'ndaki çiftçi Alim Kurban'ın evinde arama yaptılar. Bu aramada
polisler, Alim Kurban'ın evinde gizlenen siyâsî kaçak Nurmehmet adlı tâlibi
yakaladılar. Çin Polisleri ev sâhibi Alim Kurban'ı soyduktan sonra, sıkıca
bağlayarak, diğer iki kaçağın nerede olduklarını öğrenmek için sorguya
çektiler. Bu işkenceli sorgulamaya dayanamayan Alim'in evdeşi Arzugül polislere
karşı koydu. Polisler de Arzugül'ü oracıkta işkenceyle öldürdüler. Âilenin bu
fâciâya tanık olan 14 yaşındaki oğlu Abdullatif, anasının öcünü almak için
polislere baltayla saldırdı. Bunun üzerine Çinli polisler 14 yaşındaki çocuğu
vurarak öldürdüler.
Edinilen bilgilere göre bu operasyonda
Karakir Kasabası'nda Uygur Türkü 14 köylü ağır şekilde işkence görmüşlerdir.
Köylüler hâlen Keriye Nâhiyesi hapishânesinde tutuklu bulunmaktadırlar.
ÇİN HÜKÛMETİ 13 UYGUR TÜRKÜ'NÜ
ÖLÜM CEZÂSINA ÇARPTIRDI...
18 Ocak 2000
Komünist Partisi tarafından
yayımlanmakta olan "Şin Jiang Gazetesi"nin haberine göre, 18 Ocak
2000'de Ürümçi şehrinde Çin Mahkemesi Şevket Mehmet başta olmak üzere 13
gencin beşini ölüm cezâsına, ikisini ömür boyu hapis cezâsına, altısını da 13
yıldan 1,5 yıla kadar değişen farklı cezâlara çarptırmıştır. Çin Hükûmeti bu kişiler
hakkında "bölücü, dinci ve terörist" gibi suçlamalarda bulunmuştur.
Bu suçlamalar ve cezâlar Çinlilerin Doğu Türkistan'da yürütmekte olduğu zulmun
delilleridir. Bu tip âdil olmayan yargılı ve çoğu yargısız infazlar, Doğu
Türkistan'ın bütün yörelerinde bütün hızıyla devâm etmektedir. Bu konuda çok
gerilere gitmeye gerek yoktur. Son zamanlarda Doğu Türkistan'da cereyân eden
olaylara bakıldığında Çin'in planlı bir şekilde soy kırım siyâseti uygulamakta
olduğu görülmektedir.
21 Eylül 1999'da İli Vilâyeti'nde yukarıdaki gibi suçlamalarla 29
kişiden üçü idâm cezâsına, kalanlarını ise çeşitli hapis cezâlarına
çarptırılmıştır.
Yine 2000 yılı başında Hotan'ın Karakaş Nâhiyesi'nde 14 suçsuz insan
"terörist" suçlamasıyla kurşuna dizildiler. Güvenilir bir kaynaktan
merkezimize gelen bilgilere göre 1999 yılı Eylül ayından bu yana
sâdece Hotan Vilâyeti'nde 917 kişi "bölücü, dinci ve terörist"
suçlamalarıyla tutuklanmış, tutuklananlardan 71'i hapishanelerde işkence ve
hastalıktan hayatlarını kaybetmişler, ancak ölenlerden hiçbirisinin cesedi
âilelerine verilmemiştir. Çin'in acımasız soy kırım siyâseti bütün hızıyla
devam etmektedir. Bu olaylar şunu göstermektedir ki, Çin Komünist Partisi
hiçbir zaman müslümanları insan yerine koymamaktadır.
Çin'in her zaman vurguladığı insan
hakları nerededir? Demokrasi nerededir? Çin Hükûmeti'nin ballandıra ballandıra
söylediği herşey yalandır. Yıllardır komünist partisi milletimizi yalan
sözlerle kandıra gelmiştir. Milletimiz Çin Hükûmeti'nin gerçek yüzünü günümüzde
artık tanımıştır. Milletimiz Çin Komünist Partisi'ni devirip tam bağımsızlığını
sağladığında gerçek anlamda özgürlüğe kavuşağını da anlamıştır.
Dolayısıyla bugün bütün Doğu
Türkistan'ın en büyük emeli kayıtsız ve şartsız bağımsızlıktır.
Kaynak : TürkNews Türk Dünyâsı Haber
Postası
TAKLAMAKAN DİYARINDA MİLLİ MÜCADELE ARALIKSIZ
SÜRÜYOR
Hoten şehrinin Keriye ilçesinde geniş kapsamlı ve
büyük çatışma gerçekleşti. Çıkan çatışmada 200 den fazla Uygur Türk'ü
tutuklandı.
Doğu Türkistan Enformasyon Merkezinin Hoten şehrinden direkt olarak aldığı malumatlara göre geçtiğimiz Ağustos
ayının 29 unda Hoten şehrine bağlı Keriye ilçesinde Uygur Türkleri ile
Çinli göçmenler arasında daha önce
emsali görülmemiş çatışma gerçekleşti. Bu seferki çatışmaya 7000
den fazla Uygur Türkü katıldı. Çin hükümeti Keriye ilçesine 30 askeri araç
dolusu silahlı kuvvet gönderdi. Uygur Türklerinin gösterisini yine kanlı bir
şekilde bastıran Çinliler olay günü 200 den fazla Uygur Türkü'nü tutukladı.
Halen bölgede olaya karışanların aranması ve tutuklanması
devam etmektedir.
Doğu Türkistan Enformasyon Merkezinin güvenilir kaynaklardan aldığı
habere göre olay şöyle gerçekleşti:
28 Ağustos 2000 günü Keriye ilçesinin pazarında orta yaşlı bir Uygur
kadın ihtiyaçlarını karşılamak için bir ufak mağazaya girer. Kadın farkında
olmadan mağazada bulunan bir Çinli çocuğun ayağına basar. Her ne kadar kadın
çocuktan ve babasından özür dilemiş olsa da, Çinli baba ağzına gelen küfürleri
ederek kadına tekme tokat girişir. Dövmekle yetinmeyen Çinli eline geçirdiği
bir demir parçası ile kadına vurmaya başlar. Çok geçmeden aldığı darbeler
sonucu kadın kan revan içinde yere yığılarak baygın vaziyette yatar. Olay
yerinde bulunan bir diğer Çinli ise kavgayı ayıracağına, daha da körükleyerek
"vur, vur, daha vur... Döverek öldürsen bile bunun cezası yok
nasılsa" diye bağırınca, gelişen olayları vicdanları sızlayarak seyreden
Uygurlar daha fazla dayanamayarak bu iki Çinliye adam akıllı sopa çekerler.
Olayı duyan ve galeyana gelen bölge sakinleri bir bir pazara toplanırlar. Bir
kaç dakika içinde pazarda 7000'den fazla Uygur Türk'ü toplanır. "Biz
hayvan mıyız ki bizi öldürenler cezalandırılmasın? Bu dünyada adalet var mıdır,
yok mudur?" diye
sloganlar atarak Çin hükümetinin
adaletsizliğini protesto etmeye başlarlar.
Olay yerine kısa zamanda Çinli göçmenlerde toplanmaya başlar. Karşılıklı sözlü
sataşmalardan sonra pazarda büyük bir çatışma çıkar. Çatışma sonucunda her iki
taraftan da çok sayıda insan yaralanmıştır. Olay anında ilçe polis teşkilatı
tüm personelini seferber etmiş olsa da olayları
bastırmakta aciz kalır. Bunun üzerine ilçe jandarma birliği ve Keriye ilçesinin
"Emek İle Değişim" meydanındaki silahlı birlikler olay yerine gelmiş
ve göz yaşartıcı bombalar kullanarak göstericileri dağıtmaya çalışmışlardır.
Ama dağılacağı sanılan Uygur Türkleri daha da fazla sayıda toplanmaya
başlamıştır. Olayın ciddiyetini anlayan Çin hükümeti, olay günü akşamüstü 6 da
Çin silahlı kuvvetlerinin Hoten şehrine bağlı bölüğünden 30 askeri araç dolusu
tam teçhizatlı asker göndermiştir.
Göstericileri kuşatan askerler 100 den fazla göz yaşartıcı bomba kullanmış ve
200 den fazla Uygur Türkü'nü olay yerinde tutuklamıştır. Diğer göstericiler ise
zor kullanılarak dağıtılmıştır.
Edinilen malumatlara göre Çin hükümeti olay sonrası "Bu seferki olay
önceden planlanmış ve programlanmış bir devrim karşıtı harekettir" diye
fetva çıkarmış ve bu bahanelerle Uygur
Türkleri'ne karşı geniş kapsamlı
tutuklama operasyonuna başlamıştır.
Bu seferki gösterinin gerçekleştiği yer olan Keriye ilçesi, Doğu Türkistan'ın
en kuzeyinde yerleşmiş olan ve Taklamakan çölünün kenarındaki küçük bir
ilçedir. Bu ilçenin Doğu Türkistan'ın başkenti olan Urumçi'ye uzaklığı ise
tahminen 2300 km'dir. Bunun üstüne Çinlilerin bu tür haberleri duyurmak istememeleri
ve gizlemelerinden dolayı, olay dış basına zamanında ulaşmamıştır. Çin
hükümeti tarafından açıklanan en fakir 100 ilçe sıralamasında ilk sıralarda yer
alan Keriye ilçesi, Doğu Türkistan'da en az Çinli göçmen olan ilçelerden
biridir. Çin hükümeti tarafından neşredilen "Sinkiang Yılnamesi" nin
verdiği sayıya göre ilçenin nüfusu 191bin 17 olup bunların 188bin 138'i Uygur
Türkleri'dir. Çinli göçmenler ise 2696 ile sınırlıdır. Her ne kadar
sayıları az olsa da Çinli
göçmenlerin hepsi hükümetin idari kısımlarında çalışıyor olup ,ilçenin tüm
siyasi, ekonomi ve içtimai kuvvetlerini elinde bulundurmaktadırlar.
Örneğin: Çin hükümetinin istatistiğine göre bu ilçedeki devlet memurlarının
yıllık gelirleri (bölgedeki devlet memurlarının %95'i Çinli göçmenlerdir.) 4919
yuan iken, Uygur çiftçilerinin yıllık geliri 760 yuan den ibarettir.
Keriye ilçesinde Çinlilere karşı gelişen karşıt gösteri, geçen yıldan (1999)
bu yana Hoten bölgesinde meydana gelen ikinci büyük gösteri sayılıyor. Geçen
yıl 9 Ağustos 1999 tarihinde Hoten'in Lop ilçesinde 10 binden fazla
Uygur Türk'ü Çin hükümetini protesto etmek için gösteri düzenlemişti.
Gösteri sonucunda 1000 den fazla gösterici tutuklanmış idi. Çin'in kendi
kaynaklarına ve Doğu Türkistan Enformasyon Merkezinin verdiği haberlere göre
geçtiğimiz yıl 9 Ağustos’ta Lop ilçesinde Murtaza isimli bir Uygur genci
Çin mahkemeleri tarafından “hükümete karşı faaliyette bulundu, örgüt kurdu,
bombalama olaylarında bulundu” bahanesiyle idama mahkum edilmiş ve idam kararı
icra edilmişti. İş bu gencimiz şehit edildikten sonra Çin idarecileri merhumun
cesedini ailesine vermeyi reddetmişti. Hem haksız yere idam edilmesi hem de
idam edildikten sonra bile cesedinin defnedilmek üzere ailesine verilmemesi Lop
ilçesi halkının Çin hükümetine karşı olan nefretlerini daha da körüklemişti.
Hükümet binası önünde toplanan 10 binden fazla Uygur Türk'ü olayı protesto
etmiş ve cesedin ailesine iadesini talep etmişti. Ama Çinliler bu isteklerini
reddettiği gibi göz yaşartıcı bombalar kullanarak göstericileri tekme tokat
dağıtmışlardı. Gösteriden sonra Çinli polisler ev ev dolaşarak 1000 den fazla
Uygur Türkü’nü tutuklamış ve hapse atmıştı. Çin hükümeti gene olayın
büyümesinden endişelendiği için bölgeye olağanüstü hal uygulamış ve bölgeye
uzun süre giriş çıkışlar yasaklanmıştı.
Gerçekten de son yıllarda Doğu
Türkistan'da Çinli göçmenlerinin sayısı çoğalması ile beraber bu bölgede Uygur
Türkleri ile Çinliler arasında düşmanlık duyguları daha da fazlalaşmış ve tabii
olarak da Keriye ilçesinde meydana gelen çatışmalar gibi, çatışmalar gün
geçtikçe çoğalmış ve yurdun her yerine yayılmıştır. Bununda dünya kamuoyu zaten
bilmektedir.
Doğu Türkistan'daki bu tür gelişmeler sadece yurt dışında faaliyetlerini
sürdüren Uygur teşkilatlarını değil aynı zamanda yurt dışındaki Çin demokratik
teşkilatlarını da derin endişeye sevk etmektedir. Özellikle Doğu Timur'un
bağımsızlığı sırasında meydana gelen iç karışıklıklar ve etnik çatışmalar hem
Doğu Türkistan teşkilatlarına hem de demokratik Çin teşkilatlarına, Doğu
Türkistan'daki Çinli göçmenler konusuna şimdiden başlayarak daha ciddi gözden
geçirmek gerektiğini his ettirmektedir.
Örneğin yurt dışındaki Çin demokratik hareketinin liderlerinden Weyjingshing,
Wuhongda, Yenjashi ve Chimo bir kısım Doğu Türkistan teşkilatlarının
idarecileri ile görüştüğünde bu meseleleri tekrar tekrar ortaya koymuş ve bu
ciddi meselelerin bir an önce çarelerini aramak gerektiğini onaylamış idi.
Hatta Japonya'nın birleşmiş milletler teşkilatının Cenevre'deki daimi
üyelerinden bir kaç diplomatı, bu yıl nisan ayında Cenevre'de Uygurlar ile olan
sohbet toplantısında, Doğu Türkistan'da olan etnik çatışmaların gitgide
çoğalmasından ve şiddetini arttırmasından ve gelecekte bu olayların tüm
Ortaasya barışını tehdit eder mahiyete ulaşabileceğinden endişe ettiğini açıkça
beyan etmişti. Gerek Çin demokratları olsun, gerekse dış dünya olsun
hepsi Doğu Türkistan'daki etnik çatışmaların tek suçlusunun tamamen
işgalci komünist Çin yönetiminin baskıcı, asimle edici ve sömürücü yönetiminden
kaynaklandığını konusunda hem fikirdir. Çünkü günden güne zavallı ve acınacak
duruma dönüşen komünist Çin idaresi Doğu Türkistan'da hakimiyetini devam
ettirebilmesi için, bu bölgedeki milyonlarca Çinli göçmenleri adeta bir yedek kuvvet
olarak görmekte ve de komünist hakimiyetin göçmen siyasetinin birer kurbanı
olan bu Çinlilerin kafasını büyük ırk, yüce millet gibi ideoloji ile
zehirlemektedir. Onlara siyasi, ekonomi, kanuni ve içtimai ayrıcalıklar
sağlanmakta ve bu yedek kuvvetlerini yerli Uygurlara karşı istedikleri gibi
ezme , horlama fırsatı tanımaktadır. Bu sebeplerden dolayı Doğu Türkistan'daki
bu Çinli göçmenler kendilerini asla normal bir vatandaş saymamakta, tersine
kendilerini Çin hakimiyetinin bir parçası saymaktadırlar ve Çinlilerin Doğu
Türkistanlılara uyguladıkları baskı ve zulümlerde aktif olarak rol
almaktadırlar. İşte bunun için Doğu Türkistanlılar haklı olarak Çinli
göçmenlerden tıpkı Çin hakimiyetinden nefret ettikleri gibi nefret
etmektedirler. Komünist Çin idaresinin propagandaları sayesinde Çinli
göçmenlerin büyük ırk ideolojisi gün geçtikçe güçlenmekte ve onlar yerli
Uygur halkına 2 sınıf vatandaş muamelesi yapa gelmektedir. İşte bunun için her defasında Doğu Türkistan'da
yerli halk Komünist Çin hakimiyetine karşı ayaklandığında, Doğu Türkistan'da
yaşayan sivil Çinliler derhal eline silah alıp Çinli polis ve askerler ile aynı
safta yer almakta ve elinde bir sopa bir demir parçası bulunmayan yerli Uygur
halkının protestolarını kanlı bir şekilde bastırmaktadır. Aynı zamanda Çin
hükümetinin Uygurlara yönelik toplu tutuklama ve bastırma hareketlerinde de
aktif rol olmaktadır. Mesela: Doğu Türkistan'da gelişen Barın ayaklanması,
Hoten ayaklanması, 2 Kulca ayaklanmasının bastırılmasında Çinli siviller aktif
rol almışlardı. örneğin: Barın ayaklanmasını bastırması için Çinli
göçmenlerden oluşan halk ordusu namındaki sivil birlik ve Kaşgar bölgesindeki
yine Çinli sivillerden oluşmuş halk ordusu bilfiil
görev almışlardır. Kulca ayaklanmasının bastırılmasında ise gene halk ordusu
baştan sona kadar aktif rol almışlardır. Hatta modern silahlarla donatılmış
halk ordusu Kulca ayaklanması sırasında yani 8 şubat 1997 de bölgede
savaş tatbikatı yaparak gövde gösterisinde bulunmuştur. Bu çeşit hadiseler Doğu
Türkistan'da etnik sorunların giderek kuvvetlenmesinde öneme sahip birer faktör
olmuşlardır.
Hakikatten de Çin hakimiyeti Doğu Türkistan'daki Çinli göçmenlerini
kendilerinin birer yedek kuvveti haline getirmek için, Doğu Türkistan'daki
ayaklanmaların maksadı ve karakterini değiştirerek, bazı ayaklanmalarda ölen
Çinli göçmenleri propaganda malzemesi yaparak adeta Çinli göçmenlerin yerli
halka olan kin nefretini arttırarak onları galeyana getirmektedir.
1997 yılındaki Kulca ayaklanmasını ele alırsak, ayaklanmada 100 den
fazla günahsız Uygur Türk'ü şehit olmuştur. Çin hükümeti hala Kulca bölgesinde
olayın sorgulamasını devam ettirmekte ve peşi sıra idam kararları
çıkarmaktadır. Çin hakimiyeti burada suçsuz şekilde şehit olan 100 den fazla
Uygur Türkü'nden asla ama asla bahsetmez iken aynı olaylarda ölen sözde bir kaç
yüz Çinli göçmenleri her fırsatta milli bölücüler tarafından hunharca öldürülen
zavallı Çinliler diye duyurarak hem Çinlileri hem de dış dünyayı kandıra
gelmektedir. Halbuki Sinkiang Uygur Otonom bölgesi komünist parti araştırma
merkezi tarafından geçen yıl neşredilip dağıtılan Sinkiangnın milli bölücülere
karşı mücadele tarihi denen kitapta, Kulca vakasında ölen Çinlilerin sayısı 7
olarak verilmiştir. Dış dünya basını ise aynı ayaklanmada ölen Uygurların
sayısını 400 etrafında olarak vermiştir.
Yukarda bahsettiğimiz gibi kanuni imtiyazlara sahip Çinli
göçmenler, ruhlarını da büyük ırk ideolojisi ile donatmış olarak Çin komünist
idaresi ile birleşerek yerli halkı ezmeyi adeta bir milliyetperverlik ve
devletçilik olarak görmektedirler. Bunun için Doğu Türkistan'da Çinli
göçmenlerin yerli halka uyguladığı zulüm Çinlilerin ifade ettiği gibi bir kaç
istisnai hal değil, tersine genele yayılmış bir politikadır. Tıpkı
Keriye’de gelişen olaydaki gibi Çinli göçmenler yerli halka öldürsen de
sorgusu suali olmayan hayvan sıfatında bakmaktadır. Diğer bölgeleri bir tarafa
bırakıp sadece Hoten bölgesini ele alırsak, sadece son iki yılda buna benzer
bir çok olay meydana geldi. Mesela Doğu Türkistan Enformasyon Merkezinin
bildirdiği malumatlara göre geçtiğimiz yıl 10 Temmuz'da Doğu Türkistan'da
cellat askeri kuvvetlerinin, Hoten şehrine bağlı Karakaş ilçesinde bulunan 47.
tümen 4. bölükteki Çinlilerle Uygur çiftçiler arasında çatışmalar olmuştur.
Askeri birliğin Karakaş ilçesine bağlı 47. tümenine bağlı 10 bölük var olup, bu
bölüklerde silahlı 2800 Çinli göçmen yaşamaktadır. 47. tümen aslında Hoten
bölgesinde olası bir Uygur ayaklanmasını bastırmak amacıyla bilinçli bir
şekilde kurulmuş olup, Karakaş ilçesindeki çiftçilere ait olan 18 bin MO
ekilebilir tarım alanını işgal etmektedir. Maalesef Karakaş ilçesinde her bir
Uygur çiftçiye düşen ekilebilir toprak alanı 0.8 MO'dur. Bu ilçe Sinkiang Uygur
Otonom Bölgesi Halk Hükümeti tarafından ilan edilen Doğu Türkistan'ın en fakir
11 ilçesinden biridir. Buna rağmen Çinliler bölge çiftçisine 35 çeşit vergi
yüklemiştir. Üstelik her yıl dondurucu soğukta çiftçileri 2 ay Karakaş
deryasının yukardaki taraflarına mecburi bir şekilde sürükleyerek, ücretsiz su
kanalları çalışmasında çalıştırmaktadırlar.
Bu yıl mayıs ayında Karakaş ilçesinde bulunan 47. tümendeki Çinliler su
kanallarını tıkayarak derelerden gelen suyu kendilerine ayrılmış olan ormanlık
araziye akıtmışlardır. hem de 8 gün boyunca. Ormandaki sulama neticesinde taşan
sular askeri birliğin yollarını dahi su altında bırakmıştır. Ama Uygur
çiftçilerin yaklaşık 800 MO ekili yeri hiç sulanmamış, buğdayların hepsi
kurumuş ve çiftçiler zerre mahsul alamamışlardır.
Durumu öğrenen çiftçilerin başkanı Tohti Baki ve başkan yardımcısı Ablacan
tümene giderek suyu boş yere kesmemesi gerektiğini, aksi takdirde buğdayların
kuruduğunu ifade etmiş. Askeri birlikteki Çinliler bu nasihatları
dinleyecekleri yere topluca başkanı ve yardımcısını adam akıllı dövmüşlerdir.
Neticede kan revan içinde baygın bir şekilde yere yığılıp kalmışlardır.
Çiftçiler haberi alır almaz olayı mahalle karakolundaki polis memuru Ekbercan'a
bildirmişlerdir. Ekbercan ise merkez emniyet müdürlüğünü olaydan haberdar etmiş
, fakat merkezden bu konu hakkında hiç bir tedbir almamıştır. Bunun üzerine
çiftçiler bölge mahkemesine başvurarak suç duyurusunda bulunmuş ve suçluların
cezalandırılmasını istemiştir.
Uygur savcı onlara cevaben "Biz Çinlilerin işine karışamayız, ne
yapıyorsunuz? Bize de yaşama fırsatı verin lütfen" demiştir. Haksızlığı
içine sindiremeyen bir grup çiftçi 10 temmuz gecesi gizlice 47. tümene girmiş
ve 5 Çinliyi döverek öldürmüştür.
Gerçi Karakaş ilçesi polis teşkilatı halen Çinlilerin kimler tarafından
öldürüldüğünü bulamamış olsalar da, ilçedeki 25 Uygur çiftçisini cinayet zanlısı
olarak tutuklayıp ağır hapis cezası vermiştir.
Bunlardan başka gene Doğu Türkistan Enformasyon Merkezinin Bildirdiğine göre
geçtiğimiz yıl 8 Ağustos'ta Hoten bölgesinin Lop ilçesinde pazarda kavun satan
bir yaşlı uydura yanaşan bir Çinli polis, 3 kavun aldığı halde bir kavun parası
vererek gitmeye çalışmıştır. Yaşlı kavuncu doğal olarak Çinli polise engel
olmuş ve diğer kavunların parasını neden vermediğini sormuştur. Deliye dönen
Çinli polis "Para mı istiyorsun? Al sana para" diyerek yaşlı adama
tekme tokat girişmiş ve zavallı kavuncuyu tepe taklak yere sermiştir. Olaya
bizzat şahit olan Uygurlar, bu haksızlığa tahammül edemeyerek Çinli polisi
yakalamışlar ve bırakmamışlardır.
Olayın büyümesinden ve toplu bir ayaklanmadan endişelenen Çin makamları olay yerine
apar topar Hoten bölgesi idarecilerinden Abdurrahman Kurban'ı olayı bertaraf
etmek üzere göndermiştir.
Abdurrahman Kurban olay yerine ulaşmış ve kızgın halka bin bir vaatler vererek
teskin etmiştir. Sözde Çinli polis kavuncuya 600 yuan miktarında tazminat
verecekti, tüm hastane masrafları gene Çinli polisten alınacaktı. Ama acı
gerçek şu ki ertesi gün bütün bu vaatlerin yerini, suç işlemek için cürüm
oluşturmak iftirasıyla tutuklanmak almıştır. Kavuncu halen hapistedir. Bu çeşit
hadiseler sadece Hoten bölgesinde değil bütün Doğu Türkistan'da gün geçtikçe
daha da artmaktadır.
En acı olan tarafı şu ki Çin hükümeti Doğu Türkistan'da Çinli göçmenlerin
yaptığı baskılarla ezilen Uygurların hak ve hukuklarını arayacağına ve etnik
çatışmaları azaltma yönünde hareket edeceğine tam tersine bu tür hadiselerde
haklarını arayan Uygurlara " milli bölücü", "kavgacı",
"terörist", "irticacı" iftiraları atmakta ve sorgusuz
sualsiz, delilsiz şahitsiz tutuklamakta ve ağır hapis cezası vermektedirler.
En ufak bir gösteride hemen bölgeye çok sayıda silahlı kuvvetler göndererek
halkı ezmekte, itiraz etme ve hak arama duygularını dahi öldürmek
istemektedirler. Doğu Türkistan Enformasyon Merkezinin Çin hükümeti gizli
raporlarına dayanarak verdiği haberlerde geçtiğimiz sene başlarından bu yılın
Mart ayına kadar Doğu Türkistan'da 10 binden fazla Uygur Türkü "milli
bölücü", "terörist", "irticacı" iftiralarıyla
tutuklanmış ve ağır hapis cezası almışlardır. Bunlar içinden yaklaşık 1000
kişiye Çin mahkemeleri idam cezası vermiş yada ömür boyu hapse mahkûm
etmişlerdir. Diğer 9000 bin Uygur Türkü'nün ise halen daha mahkemesi
yapılmamıştır bile. Çin hükümetinin istatistiğine ve çin mahkemeleri
tutanaklarına göre yukarda anlattığımız mahkemesi yapılmış 1000 Uygur
Türkünden 500 e yakını idam cezası almış ve şehadet şerbetini içmişlerdir.
Silahlı çatışmalarda ve gösterilerde şehit edilen ve hapishanelerde işkence
altında öldürülen Uygur Türkleri'nin sayısı ise 2500 etrafında
verilmektedir. (Bu sayı sadece siyasi suçlu olarak idam edilmiş olanları
kapsamakta olup, cinayi işlerden dolayı idam edilenler katılmamıştır.)
Genel olarak toparlarsak Doğu Türkistan'da günden güne tırmanan etnik
problem ve etnik çatışmalar, komünist Çin hakimiyetinin yürüttüğü kışkırtma ve
büyük ırk siyasetinin ürününden ibarettir. Doğu Türkistan da Uygurlar ile Çinli
göçmenler arasında düşmanlık ve kin duyguları had safhaya ulaştığı şu günlerde
dünya kamuoyu ve Çin demokratları Doğu Türkistan'daki Çinli göçmenleri komünist
Çin idaresinin çomakçılığından vazgeçmek için ciddi tedbirler almazlar ise Doğu
Türkistan'ın yakın bir gelecekte ikinci bir Kosova’ya ya da Doğu Timur'a
dönüşmesi kesindir.
Kaynak: Kıvılcım Gazetesi, Ferhat Muhammedi
5 ŞUBAT 1997 GULCA OLAYI'NIN
ÖNDERİ ABDUHELİL ABDULMECİT HAPİSHANEDE ŞEHİT EDİLDİ
Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi'nin muhabiri Tömür Çoqqın'ın
Doğu Türkistan'dan gönderdiği haberine göre, 5 Şubat Gulca
Olayları'nın önemli önderlerinden biri ve milli mücahidimiz Abduhelil
Abdulmecit 2000 yılı 17 Ekim günü öğleden sonra saat 5 civarında
İli Vilayeti'nin Çapçal nahiyesindeki Su Hapishanesi'nde Çin Polislerinin
insanlık dışı işkence
uygulaması sonucunda 31 yaşında şehit edildi.
Abduhelil Abdulmecit , 1997
yılındaki 5 Şubat Gulca olayına önderlik etmiş ve olay Çinli askerler
tarafından kanlı bir şekilde bastırılıp, çok geçmeden Çin polislerince
yakalanmıştı.
Çin polisleri şehidin cesedini sıkı güvenlik ve gizlilik içinde Çapçal
Kona Mezar'a götürüp gömmüştür. Haberlere göre, milli mücahidimiz Abduhelil'in
mezarı şimdiye kadar polisler tarafından korunmaktadır.
Merhumun Çinli zalimler tarafından şehit edilmesi, bütün dünya
Uygurlarını üzmüştür. Bu nedenle Almanya'da yaşamakta olan Uygur Türkleri
tarafından 22 Ekim 2000 Pazar günü Almanya'nın Münih şehrindeki Doğu
Türkistan Enformasyon Merkezi'nin toplantı salonunda merhumun
ruhuna Kuran-ı Kerim okutulacaktır. Bilgilerinize sunulur.
Kaynak: Türkistan Bülteni, 22 Ekim 2000
2 Aralık 2000
İSLAMABAT
Muhabirimiz Çögre Zirvesi’nin haberi :
Uzun yıllardan beri Pakistan'daki Uygur cemaatinin misafir Uygurları konaklama
yeri olan Kaşkar ROBAT(*), 1 Aralık 2000’de, Hoten ROBAT 2
Aralık 2000’de, yani bugün, Pakistan askerleri tarafından kapılarına mühür
vurulmak suretiyle kapatılmıştır. Yukarda ki iki robatta kalan yüzlerce Uygur
perişan bir halde askerler tarafından dağıtılmıştır. Robattaki Uygurlar
Pakistan askerlerinden hiçbir kanuna dayanmayan kapatmanın nedenini
sorduklarında askeri yetkililer “Uygurlar için açık olan bu iki robatın kapatılmasına
Çin Hükümeti’nin Pakistan Hükümeti’ne olan baskısı sebep oldu” diye cevap
vermişlerdir.
(*) ROBAT
Yoksul Uygurların kaldığı misafirhane anlamındadır.
Kaynak: Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi
9 Aralık 2000
Muhabirimiz
Tömür Çoka’nın haberi:
6 Aralık
2000 günü İli Vilayeti Orta Mahkeme
düzenleyip, "silah bulundurup, devlet güvenliğine zarar vermek"
suçlamalarıyla Mesum Kadır, Seydehmet, Gopur Osman adlarındaki 3 Uygur gencini
ölüm cezasına çarptırmıştır. Bunlar sırasıyla 27, 28, 30 yaşlarındaki gençlerdir.
Ghulja nahiyesinde de Tohtar başkanlığındaki mahkeme 8 Uygur gencini 5 yıldan
15 yıla kadar hapis cezasına çarptırmıştır. Bunların ortalama yaşları 25dir. Bu
bilgi, Ghulja şehir televizyonunun 8 Aralık 2000 günkü, akşam haberinden
alınmıştır.
Kaynak: Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi
Lindwurmstr . 99 D-80337 München
http://www.uygur.com
Tel: 089/54 45 63 31
Faks: 089/ 54 45 63 30